Öngörülmüş bir iletişim kazası!
Zaman zaman konuşmacı olarak davet edildiğim toplantılarda, davet sahiplerinin veya dinleyicilerden bazılarının ses alma cihazıyla, kamerayla konuşulanları kaydettiğini görünce aklıma hep, “bunlar günün birinde cımbızlama usulüyle yırtma-yapıştırma yapılıp rezalet çıkarsın diye sağda solda yayınlanabilir mi?” endişesine düştüğüm olur; sonra içinde bulunduğun ortamın samimiyetine güvenmeyi tercih ederim. Bu endişe, anlaşılması gereken bir tedirginliktir, çünkü örnekleri hiç de az değil doğrusu.
Yazının devamını okuyun »
Akıl verme bürosu
-Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ilginç bir şey söyledi dün gazetecilere, duydunuz mu? Parti merkezine gelen Arınç’a meslektaşlarımız, “GATA ile ilgili Genelkurmay Başkanı’nın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sormuşlar.
-O ne demiş peki?
Yazının devamını okuyun »
‘Tebbet yedâ!’
Ağca, cezasını çekip tamamladı ve tahliye oldu. Bazı yazar ve basın kuruluşları “serbest bırakıldı, salıverildi” diyerek mânidar imâlarda bulunup, ardı sıra iri iri entel lâflar yuvarlayarak kahırlanıyorlar.
Merhum İpekçi’nin ölümünü akşam haberlerinde öğrendiğim gün, “eyvah” diyerek oturduğum yere nasıl yığılıp kaldığımı dün gibi hatırlıyorum: O gün, Türkiye’nin nereye doğru gittiğini galiba hepimiz hissetmiş ve ürkmüştük.
Yazının devamını okuyun »
Teoman’ın annesi de ikna olabilmeli
Şarkıcı Teoman demiş ki: “Annem ve teyzem darbeci, ben değilim meselâ. Ben böyle konuşmak istiyorum. Darbecilerle de annemle konuştuğum gibi konuşursak ne darbe olur ne bir şey olur. Herkes birbiriyle konuşsun.”
Aklıma hemen, yıllar önce duyduğum mânidar atasözü geldi: “Türk konuşmaya utanır, dövüşmeye utanmaz!” Öyle miyiz gerçekten? Dövüşmek, konuşmaktan kolayımıza mı geliyor?
Yazının devamını okuyun »
Muhalefet kalitesi ve CHP
Şu hâliyle, son on yıldaki performansı ile CHP’nin devletin dümenine geçmesini arzu etmem; bu benim şahsi fikrimdir; meselâ hissî ve indî bir sebep göstereyim: CHP, kendisini bütün toplumu kucaklayacak ve herkese eşit mesafede tutacak ‘insani sıcaklık ve duyarlık’ hissini telkin edemiyor. Kavgadan haz duyan, gerginlikle dirilen, çatışmayla varlığını hatırlatan bir vücut diline sahip, vesaire vesaire; fakat bir genel seçim akşamının ilk saatlerinde CHP’nin veya anamuhalefet durumundaki bir başka partinin yeniden baraj altında kaldığını öğrenirsem bu da beni mutlu etmez. Siyasi veya toplumsal muhalefet, demokrasinin diyalektik kaçınılmazlığıdır; çünkü muhalefet, varlığıyla iktidar odağını tehdid eder ve onu keyfî davranıştan caydırır, kurallara, hukuka bağlı kalmasını sağlar, farklılıkların hayatiyetini sürdürmesine yardımcı olur.
Yazının devamını okuyun »
Liste
Fırından çıkarken nerdeyse göğüs göğüse çarpışmamıza ramak kaldı, “Oo üstad” diye gülümsedi, “Görüşemiyoruz epeydir”.
Merhabalaşıp hal-hatır sorduktan sonra savuşup gitmek üzereydim ki ardımdan seslendi, “Yahu” dedi, “Listeye baktım; yoksun.”
-Ne listesi; neden bahsediyorsun?
-Öpülecek gazeteciler listesinden bahsediyorum canım; Taraf gazetesi yayınladı ya geçenlerde… o liste!
Yazının devamını okuyun »
Çok mu fesadım?
Kaç Avrupa Birliği vatandaşının şahsi bilgisayarında, ülkesinin genelkurmay başkanlığına ait resmi site, “her gün göz atılacak siteler” listesinde işaretlenip bookmark edilmiştir bilinmez; bizim genelkurmay sitesi, böyle günlerde tıklanma ölçümlerinde başa güreşiyor.
Eski adı tsk.mil.tr idi, şimdi mil uzantısı kaldırılmış (İngilizce military’nin kısaltması idi), şimdi sadece tsk.tr.
Yazının devamını okuyun »
Sarsılmazsınız, sarsılmazsınız!
“Bunlar gerçek olursa benim dünyam çok sarsılır. Çok derin bir üzüntüye girerim, çok derin bir sorgulama yaparım. Bunu benim mantığım kabul etmez. Ben böyle yetiştirilmedim.
Benim doğrularım, gerçeklerim, inançlarım, kimliğim, hepsi sarsılır böyle bir şey karşısında.” diyor Deniz Baykal.
1938 doğumlu; 72 yaşında. Türkiye’nin yakın tarihini, coğrafyasını, siyasi geleneklerini, kurumlarını şüphesiz benden iyi bilir. Baykal bu sözleri, “Balyoz”un uydurma olduğu yolundaki inancına ve önsezilerine güvenerek söylerken neredeyse bütün siyasi kariyeriyle restleşen bir mevzie girdi, “Adım gibi eminim ki böyle bir şey yoktur” inancının altını çizmek için kendini bu sözlerle bağladı. Dramatik bir beyan ve an!
Yazının devamını okuyun »
Eğreti gelinliğin âlemi yok!
- Hocam merak ediyorum; çuvallar dolusu darbe evraklarının tanziminde, çocukça bir öngörüsüzlük var; hiç tedbir almamış darbeciler, evraklarını doğru dürüst gizleme gereği bile hissetmemişler; bu kadarı da olur mu diyesim geliyor…
- Evet, ilginç bir hâl bu; izahı olsa olsa şöyle yapılabilir: Darbeciler, giriştikleri teşebbüsün başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ihtimâlini iç düşünmemişler bile; kesinlikle başarılı olacaklarını varsaymışlar. Tedbirsizlikleri bu yüzden. Birbirlerini çok kolayca ikna etmişler ve gözlerini karartıp hedefe doğru yürümüşler. “Ertesi gün iktidarız nasıl olsa” iyimserliği…
Yazının devamını okuyun »
Alin Taşçıyan bizleri nasıl utandırdı?
Ege Bölgesi’nde zeytin üre ticiliği ve ticareti ile uğraşan bir ahbapla sohbet ediyorduk. Bu işi dedelerinin tâ Meşrutiyet zamanlarından beri bir aile mesleği olarak devam ettirdiklerini, hatta 1911’den önce Selânik’te şirketin bir şubesinin bile bulunduğunu anlatan dostum, eski imâlathanelerinden bahsederken, söz arasında, işletmenin eski yazılı tabelâsını da kullanılmayan eşyalar arasında ele geçirdiklerini, kendisinin bu tabelâyı temizletip cam çerçeve içinde koruma altına alarak şirketin görünür bir yerine astırdığını iftiharla anlattı ve şöyle devam etti:
Yazının devamını okuyun »


