Soru: Ezik miyiz? Cevap: Bittabii!

Bir futbol camiasını büyük yapan şey nedir; açıp içine bakalım; büyüklük neyle ve nasıl oluyor, nedir yani?

Bizdeki karşılığı belli: Şampiyonluk sayısı, taraftar bolluğu, müzedeki kupaların çokluğu, bütçe genişliği, satın alınan futbolculara büyük paralar ödenmesi vesaire. Ha, ara sıra etik değerlerimiz, kulüp kültürümüz, geleneğimiz gibi lâflar da edilmiyor değil. Tamamen göstermelik ve içi boşaltılmış lâflar bunlar. Kulüpleri birbirinden ayıran şey, renkleri; değerleri değil. İçlerinde büyüklük sıfatını lâyıkıyla hak etmiş kimse yok.


Yazının devamını okuyun »

Çakma din!

T24 Sitesi’ndeki haberi, diğer haber kanallarında göremedim:

Üç büyük (?) İstanbul takımından birinin taraftarları, “Bu mıntıkada sadece bizim takımın şampiyonluğunu kutlarız” gerekçesiyle semtin kalabalık güzergâhlarında nöbet tutmuşlar; kendilerine “Dağılsanız iyi olur, niçin toplandınız?” diye sual eden güvenlik görevlilerine de, “Size ne yahu, biz kendi takımımızın kazandığı dördüncülüğü kutluyoruz” diye mizah yükü yüksek bir cevap vermişler. Haberin fotoğrafı da var. Polis hadiseye dikkat kesilip tedbir almış, buna rağmen tatsızlıklar çıkmış.


Yazının devamını okuyun »

Sol geçmişiyle hesaplaşıyor, ya sağ?

“Sol cenah”ın Türkiye’de, hadi Frenkçe tabiriyle söyleyelim, büyük bir kredibilitesi var. Bilim ve sanat denilince; medya, entelektüalizm denilince sol fikriyatı benimsemiş insanların kendiliğinden ehil ve söz sahibi oldukları varsayımını kimse reddedemez.

Bu tesbit hoşuma gitmese de aynı fikirdeyim ve küçük bir örnekle tezimi tartışmaya açacağım. Eğer Taraf gazetesi, sağ tandanslı bir şirket ve yazar-çizer takımı tarafından yayımlanmış olsaydı, yine aynı yayınları yapsa bile aynı tesiri yapamayacaktı diye düşünüyorum. Sağcı mahfillerde sol menşe’li veya soldan dönüş yapmış kişilerin bu kadar itibar sahibi olmasının sebebi de aynıdır. Bu tesbitim bir yerinme değil, fikir dünyamızın yazılı olmayan gerçeklerinden biridir.


Yazının devamını okuyun »

Cami locaları, tabure cemaati!

On gün kadar önce Sinan Korkmaz ismindeki okuyucum, ekinde küçük bir fotoğraf bulunan bir mektup gönderdi.

Mektubunda, en az on seneden beri kimselere anlatamadığı bir şikayetini dile getiriyor; özetle şöyle: İstanbul Büyük Şehir Belediyesi vaktiyle -herhalde bir şirkete- hani o ağır demirden döktürülen kanalizasyon kapakları yaptırmış. Okuyucum diyor ki, “Kapağın üstünde görünür şekilde, eski yazıyla Lâfz-ı Celâl yazıyor.”


Yazının devamını okuyun »

Piyanör

Türk matbuatı olaraktan yine aslî vazifelerimizden birini ihmâl ettiğimiz anlaşılıyor; bu vazife, herhangi bir vesile ittihaz ederek, Ortadoğu ve Balkanlar muhitinin en büyük piyanisti, değerli sanatçı Fazıl Say’dan bahsetmektir.

Fazıl Bey, büyük bir sanatçıdır, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır ve onun hâlâ aramızda yaşıyor olması bizim için büyük bir lütûftur. Kadrini bilelim.


Yazının devamını okuyun »

Yedi köyün Zeynebi devlete karşı!

Bir arkadaşım mektup yazmış, diyor ki, “Himâye görmeyen sanat yaşayamaz, sanatın tarihine bakıldığında belli kesimlerin sanatı desteklediğini görürüz. Devletin bu konuda görevi vardır.”

Yazan da dahil, cümleyi okurken ister istemez tiyatro, bale, opera gibi sahne sanatlarının kastedildiğini düşünüyoruz; aklımıza kesinlikle sinema, edebiyat, grafik, mimarlık veya musiki gelmiyor. Niçin böyledir, çünkü tiyatro, bale, opera gibi sahne sanatları, çok kişinin katkısıyla ayağa kalkan pahalı prodüksiyonlardır ve ayrıca doğrudan halk eğitimi ile ilgili oldukları varsayılır. Tanzimat’tan müdevver, “Tiyatro mekteb-i edebdir” yâvesi, tiyatro seyrettirilerek ahalinin adam edileceği hesabını güttüğü için Jakoben bir karakter taşır.


Yazının devamını okuyun »

Yavuz Sultan Selim’in CHP değerlendirmesi

CHP hakkında yazdıklarım rahatlıkla kitap hacmini bulmuştur; bunlardan CHP aleyhtarı nitelik taşıyanlar ise yazdıklarımın % 95′ini bulur.Bu yazı % 5′e giriyor; aleyhte değil ama eleştiri.

CHP, dedelerimizin partisi (Ana tarafımdan dedem, vesikalık aldırmayı reddedecek derecede mutaassıp, baba-dedemin particiliğini bilmiyorum; fiilen amcam tutarmış CHP’yi; babam DP’li ama). Başka parti seçmek imkânı bulsalardı durum değişir miydi bilinmez. Tek parti devrinin CHP’si Türkiye’nin kaderi, fiili durumudur, “De Facto” bir şey. Bu fikirle ve bu fikrin geçmişiyle hesaplaşıp, ölülerimizi usûlüne uygun şekilde defnetmemiz lazım.


Yazının devamını okuyun »

Futbol artık çok sevimsiz

Kumarbazlar hîle yapabilirler ama kendilerine hîle yapılmasına kesinlikle hoşgörüyle bakmaz, öfke duyarlar; bu tesbit, bütün kumarbazların hilekâr olduğu anlamına gelmiyor, sadece “oyun ahlâkı”nın gerekliliğini vurgulamak amacında.

Her neviden oyunu çekilir ve câzip kılan oyun ahlâkıdır, yani oyunun kuralları; oyun ahlâkının vazgeçilmez kurallarından biri şudur meselâ; “Oyun esnasında kural değiştirilmez, böyle şeyler oyun sonrasına ertelenir.


Yazının devamını okuyun »

İstanbul’un lâle mevsimi Kur’an kültürü ve Bünyân-ı mersûs

“Şu dağların yükseğine erseler/Lâle sümbül, mor menevşe derseler” türküsündeki çiçek isimleri, çoğumuz için adı mâlum, kendisi meçhul şeylerdi.

Lâleyi ismen bilirdik, daha çok Lâle Devri’nden ve coğrafya kitaplarımızda yer alan Hollanda düzlüklerindeki lâle tarlalarından. Evet menekşeyi bilmeyenimiz yoktur. Nerede belediye parkı varsa, orada ille menekşe de olur ama gerçek lâleyi ilk defa ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum ama çok eski bir tarih olmasa gerektir. Sıradışı meraklarıyla (meselâ karınca çiftliği kurup davranışlarını incelemek gibi!) hepimizi şaşıran Alper yeğenim azmetmiş, bir yerlerden lâle soğanı bulmuş, anneannesinin küçücük bahçesinde lâle yetiştirip birkaç soğan da bize hediye etmişti de “Aa lâle” demiştik!


Yazının devamını okuyun »

Taraftarlık ‘din’ olmasın!

- Hocam, nereye gidiyor bu şike hadiseleri?

- Bilmem farkında mısın Çekirge, şikeden daha kötü bir şeydir başımızdaki. Daha dürüstçesi, bütün dünyada spor ahlakının en karanlık kavramını teşkil eden şikeyi bile baştan çıkardık, eski tabirle iğfal ettik, kötü yola düşürdük. Bütün renkleri hızla kirleterek şikeye bulaşanla aklından bile geçirmeyeni aynı kirli çamaşır sepetine tıkıştırdık. Bunu biz yaptık, biz başardık.


Yazının devamını okuyun »