Yüksek kayyımlık akademisi ve millî robot

Öhöö, herkes hazır değil mi Yusuf Bey? “Değerli bir kısım basın arkadaşlarım...” kim yazdı bu metni be, böyle ibâre olur mu? Dikkat edin biraz, şöyle olması gerekiyordu, “Bir kısım basınımızın değerli mensupları”.

Tabii gönül isterdi ki değerli-değersiz demeden bütün gazeteciler burada olsunlar fakat istirham ederim, İsviçre'de yaşamıyoruz. Terörü destekleyen bir kısım basına tavrımızı göstereceğiz elbet; nitekim onları sadece dışlamakla yetinmiyor, kanallarını karartıyor, gazetelerine çöküyor, başlarına kayyım koyup işten atıyor ve başarılı bir şekilde bir dilim ekmeğe muhtaç ediyor bizim arkadaşlar eksik olmasınlar! Bize diyorlar ki ‘tarafsız değilsiniz!' Yav tarafsızız elbette, işte iktidarımızı destekleyen bütün organlardan arkadaşlar bu salonda hazır bulunuyorlar. Bizim tarafsızlığımız, terörist oldukları muhterem büyüklerimizin direktifleriyle ilan edilen bu bir kısım medyadan sonra başlıyor. Onlara su bile yok; nitekim önce sularını kestik, şimdi de ekmeklerini fakat konu bu değil, konu daha önemli ve sevinçli bi şey...

Arkadaşlar buraya eğitimin önemli meseleleri hakkında sizleri aydınlatmak için davet ettik. Az önce geçen kayyımlık konusu hakkında bakanlığımıza gelen yoğun isteklere topluca cevap vererek asıl meseleye geçeceğim. Deniliyor ki, ‘Biz evlatlarımızı icabında iki sene daha okutup kayyım yetiştirmek istiyoruz. Kayyımlık tatlı iş, sorumluluğu yok, maaşı tatlı vs...' Efendim, evet, elbette ki gönül isterdi ki bir Yüksek Kayyımlık Akademisi açarak necib gençliğimizi yetiştirelim. Ne var ki arkadaşlar bunun etüdünü yaptılar ve sonuçta iki haftalık icraattan sonra başına kayyım atanacak dişe değer pek kuruluş kalmadığını gördük. Ha ilerde ihtiyaç olabilir mi, olur! O zaman, şimdi yaptığımız gibi tabiatı icabı bu gibi görevlere can atan üç-beş güvenilir eleman daima temin edilebilir. Ücret bu kadar yüksek olduktan sonra değil mi efendim?

Asıl konuya geçiyorum. Belki inanmayacaksınız ama yaptırdığım sosyolojik alan araştırmaları sonucunda bakanlığımızın verdiği eğitim hizmetinin gereksiz ve aşırı masraflı olduğu ortaya çıktı. Moskova'da düzenlenen Robotics Expo 2015 fuarındaki bir yenilik, eğitimde devrimci bir dalga, hatta tsunami yaratacak gibi görünüyor. Konu basit, robotlar ders anlatıyor ve ücret olarak robot arkadaşlarımıza sadece şarj hizmeti veriyoruz. Tabii, 18 milyonluk eğitim kitlesi için ne kadar robot lazım, onu araştırıyoruz. Öncelikli hedefimiz dışa bağımlı kalmamak için aynı milli piyade tüfeği, milli uçak, milli otomobil ve milli füze örneklerinde olduğu gibi milli robotlarımızı imâl etmek. Uzman arkadaşlar bunun için 40-50 seneye ihtiyaç olduğunu söylüyor. O yüzden şimdilik aynen Fatih projesindeki tablet devriminde olduğu gibi ortak yapıma gideceğiz ve şöyle olacak: Robot hocaların pabuç lastiklerini burada yan sanayiine yaptıracağımızı müjdelemek isterim. Robot Hoca'daki Türk katkısı peyderpey artacak tabii. İkinci on yılda civataları da Türk Malı olacak. Bütün öğretmen ve hoca takımını kovuyoruz ve müthiş bir tasarruf kalemi ortaya çıkıyor. Rahmetli selefim Emrullah Efendi'nin hülyâsından henüz uzağız ama bakanlığımız on sene sonra filan, birkaç yüz memurun çalıştığı orta halli bir şirket büyüklüğüne kadar küçülecek ve sadece ders programları yükleme ve şarj ünitelerinden ibaret kalacaktır. Tasarruf ettiğimiz eğitim bütçesini ise sarayın emrine tahsis edeceğiz.

Ben bu projeyi Türk milletine verilmiş en büyük armağan olarak görüyor ve nâçiz vücudumu bu projenin önüne yatırıyorum. Üçüncü on yılda robot hocalara hangi dersleri nasıl anlatacaklarını programlayan robot nesline ulaştığımızda, 19. yüzyıl sosyologlarının tarif ettiği ‘Millet' idealine ulaşacağımızı şimdiden görüyor ve şimdiden heyecanla titriyorum.

Robot Hoca projesini önümüzdeki yıl, denek olarak seçilen ve zaten YÖK tarafından kapatılacak terör yatağı bazı vakıf üniversitelerinde uygulayacağımızı da müjdelemek isterim. Nasıl olsa gözden çıkarılmış kurumlardır ve giderayak bari milli eğitime son bir katkı yapsınlar dedikti!..


Kaynak (Arşiv)