Taze karpuz, keskin bıçak

Sevgili Suriyeli kardeşlerim. Saraya hoş geldiniz. Geçenlerde bir danışman arkadaş, “Yav efendim, kimsenin geldiği gittiği yok; bari biz çağıralım” dediler.

Şimdi böyle başladık programa; yarı nezaket, yarı metazori, insanlar geliyorlar tabiatiyle. İşçiler, muhtarlar, işadamları, öğrenciler, futbolcular filan. Gerçi konuşma fırsat vermiyorum ama beni dinlemeleri bile onlar için büyük bir şereftir bence. “Bir de Türkiye’ye sığınmış Suriyeli kardeşlerimizi ağırlasak iyi olur” denildi. Ben de dedim ki, beklediğiniz kabahat. İşte şimdi hasret giderme zamanıdır!

Eey kardeşlerim; burada konuşma imkânı bulamasanız da ben gözlerinizdeki minnet ve şükran hissini buradan okuyabiliyorum; eksik olmayın, eksik olmayın! Sizler bizim için muhacirîn hükmünde Cenab-ı Hakk’ın bir emânetisiniz. Bazen helikopterden görüyorum; kiminiz iskelelerde, otobüs duraklarında, meydanlarda filan dileniyorlar; çoluk-çocuk, genç kız perişan bir manzara. İstihbaratçı diyor ki bazıları sadaka verirken, “Sizi bu hallere düşürenler utansın. Sizi kurtaracağız, Suriye’ye demokrasi ve laiklik getirip Esed’i devireceğiz diye hayâl kuran beceriksiz politikacılar yüzünden bu hallere düşürüldünüz’ diye menfî propaganda yapıyorlarmış. Kardeşlerim, müsterih olunuz; külliyen darbedir, komplodur bunlar... Paralel silahlı suç örgütünün alçaklığıdır. Paralel çete demiş ve sizi bir arada bulmuşken hadi söyleyim, belgesi de var ha bunun elimizde, hatta tesadüf, bu da Kabataş’ta çekilmiş!..

Muhterem kardeşlerim, başınıza gelenlerin sebebi hâşâ biz değiliz, bu paralel çetedir. Evet, Suriye politikasını biz yaptık ve uyguladık, ama bir sorun bakayım niçin yaptık? Bizi kandırdılar yav, altımızı oydular. ‘Bir haftada Şam’da Emeviyye Camii’nde cuma namazı kılmanız garanti; hutbeyi de başkumandan olarak size verdireceğiz’ dediler. ‘Suriye, çeşme yalağında soğutulmuş taze Diyarbakır karpuzu gibi kabuğuna bir bıçak vurulmasını bekliyor’ dediler. ‘Bir bıçak vursanız kütür kütür yarılacak’ dediler. Bilirsiniz, cerrahlar da hastaya şifa vermek için neşter kullanırlar. İşte biz de karpuz kütür kütür yarılınca Esed gidecek diye bıçağı vurduk, daha doğrusu vurdurdular. N’ooldu? İyi olmadı tabii! Bu fesat çetesi bize bunu da yaptırmıştır değerli vatandaşlarım, çünkü sizleri artık vatandaş yapmaya, arabalarınıza plaka vermeye başladık.

Evet, paralel çete bizi kandırıp Suriye’nin iç işlerine bulaştırdı ama biz de onların hakkından geliyoruz, görüyorsunuz; geçen hafta birkaç paralel hâkimi derdest etti elemanlar sağolsunlar. Arkası gelecek ha... Bunlardan 4 bin filan tane daha var. Gözyaşlarınız boşuna akmıyor yani, intikamınızı alıyoruz müsterih olunuz; inlerine de girdik ama muhalefet ne yapıyor biliyor musunuz değerli dostlar? Utanmadan sıkılmadan afedersiniz ‘Muhalefet’ yapıyorlar, kafa karıştırıyorlar. Biri de çıkmış asgari ücreti şu kadar yapacağız diye atıyor. Nah yaparsınız! Bu can tende oldukça yaptırmayız arkadaşlar.

Sözlerime son verirken rica ediyorum, paralel çetenin oyununa gelip sağda solda dilenmeyelim. Sizlere muazzam paralar harcadık, helâl olsun, daha da harcarız fakat görüntü kirliliği oluşturmayalım.

Sevgili Suriyeli muhacirler, bazıları ‘Suriyeli sığınmacıları saraya almayın, tepki olur, zor durumda kalırsınız’ dedi; aldık, bakın hiçbir şey olmadı. Efendi efendi dinlediniz. Aferin, çıkarken bahçede kumanya, eşantiyon, nüfus kağıdı filan da dağıtılacaktır, sıraya girer alırsınız. Suriye’yi de gerekirse girer kurtarırız inşallah bir ara... Efendim? Afedersiniz bir not geldi de, bir saniye... Öyle mi?.. Onları ikinci partide mi alacaktık? Yok yav olur mu, tüh! Herkes yerine otursun aziz ve muhterem Tekel Bayileri Dayanışma Derneği’nin değerli üyeleri. Bir karışıklık oldu ama önemi yok. Sizler için hazırladığım konuşmaya, hepinizi en derin sevgiyle selamlayarak başlıyorum. Efendim, Tekel maddeleri elbette önemli olup, bu paraleller var ya paraleller...


Kaynak (Arşiv)