Tavuk, soba Volkswagen

Resmen homurdanıyorlar, resmen. Krizin teğet geçeceği, Türkiye'yi Batılı ekonomiler derecesinde etkilemeyebileceği yolunda hükümet sözcülerinin verdiği beyanlarla dalga geçiyorlar. Hani, hakikaten kriz teğet geçse de, bu mel'un global zelzelenin etkileri bizde pek sarsıntı uyandırmasa, galiba pek bedbaht olacaklar.

Bu kriz, reel ekonomik büyüklüklerinin çok üstünde para kullanan, finans ve borsa spekülasyonları ile paradan para kazanmayı, üretimden para kazanmaya tercih eden ülkelerin krizi; onlara göre ekonomisi daha derli-toplu, banka ve finans kurumları daha disiplinli, para harcayıp yatırım yaparken kılı kırk yaran ülkeleri aynı derecede etkilememesi bekleniyor; üstelik krizin psikolojik boyutu, reel boyutundan çok daha kabarık.

Bu durumda hükümet sözcülerinin ne demesi beklenir ki?

Demek ki hükûmet, sükûnet ve basiretle alınabilecek tedbirleri alıp halka güven telkin etmek yerine, "Mahvolmak üzereyiz; bankalardaki paralarınızı çekin, harcama yapmayın. Herkes evine makarna, un ve mum depolasın" diye ateşe benzinle gitse daha bir şâd ü handân olacaklar, daha bir keyifleneceklerdi.

Hani hakikaten şu melânet bize değmeden çekip gitse alenen hayal kırıklığına uğrayıp, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi mahzun olacaklar.

Buradan anlıyoruz ki, kriz bir çığ gibi çarpıp Türk ekonomisini hurdaya çevirdiğinde bu arkadaşlarımız Volkswagen'in ezdiği tavuk gibi üstlerini başlarını silkeleyip, "Size bir iyi, bir kötü haberim var" diyecekler: "Kötü haber, mahvolduk! İyi haber ise, hükümet yıkılıp gitti!"

Şimdi siz, Volkswagen'in çiğnediği tavuk hikâyesini merak edersiniz, anlatayım...

Tavuğun biri yolda karşıdan karşıya geçerken Volkswagen'in biri hızla gelip tavuğu altına alıyor. Feryat figan... Etrafa dağılan tüyler... Acı bir gıcırtıyla fren yaptıktan sonra metrelerce ötede güç belâ durabilen otomobil... Kenardan hadiseyi görenler, "Eyvah, gitti zavallı tavuk" diye hayıflanıyorlar fakat o da ne? Tavuk biraz sersemlemiş, fakat pekâlâ memnun ve şen tavırla doğruluyor, kendini seyredenlere hitâben,

"Şöyle yahu" diyor, "Horoz dediğin işte böyle olmalı!"

Nitekim doğalgaz zammı, buna benzer bir iyimser beklenti uyandırmış gibi görünüyor bu çevrelerde, "bu defa kesin gider bunlar" diye konuştuklarından eminim. Haksız da sayılmazlar, eğer hesapları doğruysa bir yılda zamlar % 60'ı geçmiş; vatandaş ise çareyi doğalgazı terkedip odun-kömür sobasına dönmekte bulmuş.

Dünyadan haberleri yok: Doğalgaz zamlanırken kömür ve odun fiyatlarının olduğu yerde sayacağını varsayan çocukça bir haber fabrikasyonuna koşuluyorlar hemen: Soba satışları artmış mıymış, vatandaş ne düşünüyormuş vb...

Hemen haber verelim ki, "gemi batsın fakat bizim filika yüzsün" diye düşündüklerini -üstelik gayet sâfiyâne ve çocukça- bir edâ ile açık eden bu çevreler, hükümetin en büyük yardakçısı, daha doğrusu destekçisi olduklarını farkedemiyorlar.

Çünkü vatandaş bunlara bakıyor, bakıyor ve sonra, "yahu bunların elinde mürd olmaktan ise, hükümetin elinde can çekişmek daha yeğdir" diye düşünüyor benim kanaatime göre.

Yazın arkadaşlar, çizin sevgili mizahçı gençler! Krizlerde bile sarsılmadan oylarını artıran AK Parti efsanesi, sizlerin destek ve himmetiyle sürüp gitmektedir. Erbâb-ı hükümet size medyûn ve müteşekkirdir; bu teorime inanmayanlar, geçen sene seçimlerden önce bu zevâtın neler söyleyip çizdiğini bir kere daha hatırlamalıdır!

Varolun arslanlar, vurun kaplanlar, koman bozkurtlar.

Şu soba satışları biraz daha artsın, tepesi üstüne dikilecek bu hükümet; Ergenekon mağdurları da salıverilecek; bekleyin, yakında...


Kaynak (Arşiv)