Taşeronluk istismarı

Bir ay kadar önce bir mektup aldım; mektupta taşeron işçilerin sıkıntısı anlatılıyordu.

Taşeron işçi ne demek, kısaca anlatalım. Taşeron’u kanun "alt işveren" diye tarif ediyor. Alt işveren, yani taşeron, bünyesindeki işçileri, herhangi işyerindeki asıl işte değil, o işin yerine getirilmesi için gereken yardımcı işlerde çalıştıran kişidir. Mesela bir okulda asıl faaliyet eğitimdir, eğitimi öğretmenler yürütür ama temizlik işleri bir taşeron firmaya gördürülebilir. Taşeron işçi, kanuna göre asıl faaliyette çalıştırılamaz.

Soma’daki faciada, şirketin insan kaynakları müdürü, "Bizde taşeron uygulaması kesinlikle yoktur. İşçilerin tamamı Soma kömürlerinin işçisidir. Bizde ekip başları vardır. Ekip başlarına taşeron diyorlarsa bilmiyorum." demişti. T24 sitesinin haberine göre Soma’da, "Dayıbaşı" adı verilen dört farklı (işçi taşeronu, baca taşeronu, ayak taşeronu ve darama taşeronu) uygulaması vardı. Dayıbaşlarının köylerden topladığı işçiler, yardımcı işlerde değil, bizzat galeri açılmasında çalıştırılmıştı.

Şimdi okuyucu mektubuna geliyoruz.

"1998 yılında İzmir’de 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde mutfak bölümünde taşeron işçisi olarak işe başladım" diyor mektup sahibi. Taşeron firma, fakültedeki doktorların Dokuz Eylül Vakfı çatısında kurulmuş, hastaneye bağlı bir şirket imiş.

Mektup sahibi temizlik işçisi olarak taşeron firmaya giriyor: "Eski mutfakta sadece söyledikleri gibi temizlik yapıyordum. Yerleri paspas etmek de bana aitti. Yemek için hazırlanan yiyeceklerin işe yaramayan kısımlarını çöp torbasına doldurup atıyordum. Yeni mutfak bittiğinde ben diyetisyen mutfağında kaldım. Koskocaman mutfağın temizliği bana aitti. Bana ustalar, yani ‘memur aşçılar’ sabah kahvaltısını hazırlamamı da istediler. Ardından memur ustabaşımız haftanın bir günü ve bayram tatillerinde çalıştığım günlerde ve senelik izine ayrılan, bulaşık yıkayan işçi arkadaşımın yerine bulaşıkları benim yıkamamı söyledi.

1998 yılında devletin bize uygun gördüğü aylık asgari ücret 96 TL idi. Çalışma koşullarımız ağırdı. Zaman içinde öğlen yemeğine hazır olacak şekilde soğuk hava deposundan yoğurtları, meyveleri çıkartıyordum. Temizliği bana aitti. Çok geçmeden etlerin bulunduğu soğuk hava deposunun temizliği de bana devredildi.

En son öğlen yemeğinde 12-13 arası doktorlara, hemşirelere, hastanede çalışan görevlilere ‘taşeron işçisi hariç’ yemek arabalarını yetiştirmem için görevlendirildim. Burnumdan solurken burjuvaziye isyan ediyordum. Aklımda sendikal örgütlenme vardı. Hastane genelinde çok işi az işçiye yaptırıp kazanç elde etmeyi düşünen okumuş üst düzey vakıf yöneticilerine nefretim artıyordu. Bu nefret müdür, müdür yardımcılarına ve bazı şeflere kadar uzanıyordu.

Her ayın on beşine yakın on ya da on beş kişi işten çıkartılıyordu. Bu çıkartılmalar bazen şeflerin keyfi davranışlarına da yansıyordu. Hastane içinde biz taşeron işçiler arasında ister istemez sorun olmaya başladı. Artık kendi aramızda ikili konuşmalarda ‘Atılma sırası kime gelecek?’ diye konuşuyorduk.

Her sene bizlere giriş çıkış kâğıtları imzalatıyorlardı. Bu kâğıtlar tahmini on beş sayfaydı ve okutturmuyorlardı. Okuyan olduğu zaman ağız dalaşı idare uşaklarıyla taşeron işçiler arasında oluyordu.

Ben sadece olayı kısaca özetledim. Ülke genelinde birçok taşeron işçisi ile ortak yanlarımız vardır. Kısacası taşeron işçisi olmak öyle zor ki bunu yüzeysel anlayamazsınız! Anlamanız için taşeron işçiliğini pratik yaşamda yapmanız gerekir ve devletin sömürü politikasına nasıl öfke duyduğunuzu daha iyi anlarsınız."

*

Taşeron uygulaması, kamu sektörünün verimsiz istihdam politikasına bir tepki olarak doğdu ve uygulanıyor. Bugün ise çoğu kere haklı olarak taşeronluğun kaldırılması ve yeniden kamu personeli sistemine dönülmesi savunulmakta.

İstihdam artırılmasında ve iş verimliliğinde faydası görülen taşeron uygulaması bir ucuz emek ve esir pazarına dönüştürülmemeli. Her an atılma korkusuyla asgari ücretle çalıştırılan işçiler köleleştirilmemeli.

Soma’daki yaraları sarmak için kararlı görünen hükûmetin, bu vesile ile taşeron işçilerin çalışma ve ücret şartlarına kalıcı bir çözüm getirmesi beklenir. Çıkarılacak yeni Maden Kanunu ile birlikte taşeronluk kurumuna da bir çekidüzen verilmesinin zamanı geldi artık.


Kaynak (Arşiv)