Paralel öyle olmaz; böyle olur!

Paralel yapı 1978’de kuruldu, günümüzde faaliyeti hâlâ devam ediyor. Yapı’nın hâlen 6-10 bin arasında aktif silahlı faal militanı olduğu tahmin ediliyor. Paralel yapı’nın amacı Türkiye, Irak, İran ve Suriye topraklarının bir kısmında Kürdistan adıyla sosyalist bir devleti kurmaktır.

Milli Savunma Bakanlığı’nın verilerine göre ilk ciddi silahlı eyleme kalkıştığı 1984’ten bu yana örgüt, 4828 sivil ve 7946 güvenlik görevlisine (ki bunlardan 5821’i ordu mensubu, 775’i emniyet görevlisi, 1350’si korucuydu) ilaveten 28 bin civarında militan veya yandaşının hayatını kaybetmesinden sorumlu.

Paralel yapı, 1984’ten bu yana Türkiye’de devlete, hükümete ve güvenlik güçlerine karşı, çok miktarda adam kaçırma, sabotaj, canlı bomba eylemi olmak üzere trenlere bombalı saldırılarda bulundu, defalarca karakollara kanlı baskınlar yaptı, ordunun kışlalarını vurdu, yol kesti, suikastlar düzenledi, adam kaçırdı, ticari kuruluş ve ekipmanları tahrip etti, boru hatlarını havaya uçurdu, vergi adıyla haraç topladı, insan ve uyuşturucu madde kaçakçılığı organize etti.

Paralel örgüt, Türkiye’nin son 35 yılına damga vurdu; demokratik rejimi istikrarsızlaştırdı; kontrgerilla türü faili meçhul cinayet işlenmesine, sistematik işkence yapılmasına ve masum bölge ahalisine zulmedilmesine yol açarak kamu gücünü ve rejimi dejenere etti. Yapı’nın devlete doğrudan ve dolaylı olarak ödettiği bedel birkaç yüz milyar dolarlarla ifade ediliyor.

Örgütün yıllık cirosu tahminlere göre 700 milyon Euro civarında. Bu meblağ, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı yanında yurtdışından toplanan aidat ve haraçlara ilaveten Türkiye içinden tarhedilen “vergi” ve salmalardan oluşuyor.

Paralel yapının dış bağlantıları çok dikkat çekici. AB ülkelerinde büyük sempati ile karşılanan paralel yapı temsilcileri TV kanalları kurarak Türkiye’ye yayın yaptılar, politik lobi faaliyetlerinde bulunup Avrupa kamuoyunu Türkiye aleyhine sistemli olarak kışkırttılar. Paralelcilerin hangi devletlerin istihbarat örgütleriyle iş tuttuğu ise yapı mensupları tarafından bile bilinemiyor. Yapının lideri, yargılanması esnasında 140 civarında ülkeden destek gördüğünü açıklamıştı.

Paralel yapının kurucusu ve lideri Abdullah Öcalan, şu anda mahkûm bulunduğu İmralı’daki cezaevi hücresinden avukatları aracılığı ile örgütü yönetiyor; oysaki 15 yıl önce TC mahkemelerinde yargılanarak ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılmış, cezası AİHM tarafından bile anlayışla karşılanmıştı.

Son yıllarda TC Hükûmeti, paralel yapı lideri ile bazı memurları aracılığı ile bağlantıya geçerek bir dizi yarı diplomatik görüşme yapmayı başardı. Hükümet, paralel yapıyla silahlı eylem yapmaması karşılığında uzlaşma zemini arayışı içinde, ancak Türk kamuoyunu seçim süreçlerinde karşısına almamak için idare-i maslahatçı bir taktik izliyor.

Paralel yapı, son 20 yılda Türk parlamentosunda siyasi temsilini tamamladı, mâlum tâbirle sırtından gerilla üniformasını çıkararak partisini kurdu ve sistem içinde meşrûluk elde etti; buna rağmen devleti silahla tehdit etmekten vazgeçmiş değiller. Son olarak HDP adını alan partinin vekilleri düzenli aralıklarla paralel yapının İmralı’daki lideriyle görüşüyor, talimatlarını taşıyor ve liderlerinin serbest bırakılarak siyaset yapması için propaganda yapıyorlar.

Hükümet, paralel yapı lideri ile resmen irtibata geçerek uzlaşma zemini arayan bazı kamu görevlilerini kanun nazarında rahatlatmak için, bir süre önce MİT Kanunu’nda radikal değişiklikler yapmayı bile göze aldıysa da paralelciler, hükümetin ‘Çözüm süreci’ni ağırdan aldığı, taleplerini garanti altına almak için ortaya resmî bir evrak koymayıp süreci savsakladığını ileri sürerek hükümete şantaj mahiyetinde eylemler düzenlemeye devam ediyorlar.

Birkaç gün önce paralel yapı militanlarınca kaçırılan iki asker ve üç sivilin, HDP’li vekillerin araya girmesiyle (!) serbest bırakılması, hükümetle paralel yapı arasındaki pazarlığın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.


Kaynak (Arşiv)