Önce ne imiş, ne imiş?..

"Yoğun ülke gündemleri arasında bilmiyorum benim meselem çok kayda değer mi ama birileriyle paylaşmaya ciddi ihtiyaç duydum.

Ergenekon gibi derin devlet ve çete bağlantıları olmayan, gece yarılarında yaşanmayan, herhangi bir cinayeti içermeyen, biraz da belki klişeler arasına girmiş, dışardan bakınca gayet basit bir hadise...

Mesleğime olan ilgim sebebiyle internet üzerinden bir sempozyuma kayıt yaptırdım (10. Rehberlik Sempozyumu); hatta etrafımdaki insanlara da gitmelerini tavsiye ettim; çünkü mesleki paylaşımda bulunabileceğimiz ulusal katılımlı bir sempozyumdu ve bu yıl 10'uncusu düzenleniyordu. Malum insanlar 10 yıldır katılıyordu ve şimdiye kadar herhangi bir sorunla karşılaşmamışlardı. İnternet üzerinden verilen banka hesabına gerekli ücreti yatırdık ve yine mail yoluyla başvurduk.

Son güne (22 Mart 2008) kadar hemen her gün sempozyuma ev sahipliği yapan eğitim kurumunun (VKV Koç Okulları) sitesine girdim; gelişmeleri, açıklanan programları, değişiklikleri takip ettim. Bir gün öncesinde katılmayı düşündüğüm konu başlıklarını hazırladım ve sempozyum günü sabah saat 8'de Taksim'den servise binerek sempozyuma doğru yola çıktım. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Ta ki sempozyum alanında kapıda durdurulup otobüsten indirilinceye kadar...

Şimdiye kadar hiç bu kadar aşağılanmamıştım!

Otobüse binen güvenlik amiri önce herkese hitâben, 'Hepiniz hoşgeldiniz, güvenlik nedeniyle isim kontrolü yapacağım' dedikten sonra nedense bana yönelip, 'hanımefendi siz aşağıya iner misiniz' ricasında bulundu.

Ben kocaman otobüsten tek başıma aşağıya indirildim.

Kılık kıyafetimden ötürü içeri alınamayacağım söylendi. Ben neye dayandıklarını sordum. Bana kurum öğrenci ve çalışanlarını ilgilendiren yönetmelik gösterildi. Onlara öğrenci, öğretmen, idareci, personel vs. hiçbiri olmadığımı söyledim; hatta hiçbir kurumda bu sıfatları taşımadığımı da ilave ettim. Milli Eğitim'e bağlı bir kurumda çalışmıyordum ama kabul etmediler. Yetkiliyle görüşmek istedim. Telefon aracılığı ile görüştüğüm yetkili giremeyeceğimi söyledi ve ben sözümü bitirmeden telefonu yüzüme kapattı.

Kapıda bir süre tek başıma bekledim.

Sempozyumun yapıldığı yerden geçen otobüs vs. yok, etrafta ev bile yok; tek başıma bir süre bekledim. Sonra annemi aradım ve beni içeri almıyorlar dedim.

Orada ağladım çünkü daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamıştım. Ne hakla beni otobüsten indirmişlerdi ve içeri almamışlardı. Sonra bekleyip kendi kendime düşünürken ilginç bir gelişme oldu: Ankara'dan bir büyük otobüsle benim kılık kıyafetime benzer kıyafette giyinmiş grup halinde başka insanlar da geldi. Tabii hepsi kapalı değildi ama içlerinde benim gibiler de vardı. Onlar 5 yıldan beri bu sempozyumlara katılmışlar ve şimdiye kadar böyle bir sorun yaşamamışlar. İşin en ilginci 4 yıl önce yine aynı yere gelmişler ve içeri girip eğitimlerini almışlar.

Bu yıl ne değişmişti; kapıda öylece bekleşirken ve o esnada gelip geçenler bize bakarken, "bu yıl ne değişti?" diye hep sorup durduk. Sonra kapıdan içeri giren arabalardan biri, "sanırım burda kaldınız isterseniz içeri götürebilirim" diye nazik bir teklifte bulundu ama biz içeri alınmıyorduk ki...

Muhatap çağırdık ve ondan "bizi içeri almıyorsanız bunu bize yazıp verin" dedik. Bunu kabul etmediler. "İstediğiniz hukuki yola başvurun, hatta isterseniz jandarma çağıralım" dediler. Ankara'dan gelen grup, "tamam öyleyse jandarma çağırın; biz içeri alınmayışımızı belgelemek istiyoruz" dediler.

Başka gelenler oldu mesela Kocaeli Üniversitesi'nden öğrenciler gelmiş, kapalı açık karışık bir sürü öğrenci; açık öğrenciler kapalı arkadaşlarının alınmadığını görünce girmediler.

Bazıları tutup cep telefonlarından olayı görüntülemek istedi, bense anlamaya çalışıyordum hâlâ...

Karşımızda muhatap yok, kapıda oyalanıyoruz; sempozyum kayıtları kapandı, somut bir gerekçe yok ve biz kapıdayız. İşin en komiği idari müdür bize kılık kıyafet yönetmeliğinden bahsediyor, "bakın içeri kravatsız da almıyoruz" diyor ama hafta sonu sempozyuma sizce kaç kişi kravatla gelmiştir?

Sonradan hatırlıyorum; bizi uyarmak için gelen ilk görevli hanım, mini eteğiyle arabadan inerken frikik vermemek için dosyasını sağına soluna kapatıyor. Ben mini eteğin de yönetmeliğe aykırı olduğunu düşünüyordum. Kapıdaki güvenlik görevlisi kapalı arkadaşlarla ağız dalaşına giriyor. Argo kelimeler kullanıyor.

Hâsılı kelâm ben o gün içeri alınmadım ama açık söyleyim okul yönetimi çok kibardı! Kadıköy'e kadar bize servis ayarladı ve paramızı iade etmek için telefonlarımızı aldı.

Biz ayrıldık ama Ankara'dan gelen grup orda kaldı. Sonra ne oldu bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum. 4 yıllık üniversite ve ardından 6 yıllık meslek hayatımın öylesine bir hafta sonunu kendimi geliştirmek için bir sempozyuma ayırdım ve hayatımda ilk kez otobüsten indirilip içeri alınmadım, parasını ödediğim bir sempozyuma türbanlı olduğum için değil (türban kelimesini ortaokulda kapanmış olmama rağmen üniversiteyi kazandığım yıl duydum) başım kapalı olduğum için alınmadım.

Bir de unutmadan ilave edeyim; sempozyumun ana teması bu yıl 'Önce insan'dı...

Saygılar..."

Not: Bir okuyucu mektubundan aynen alınmıştır; ilgili kurum, anlatılanların doğru olmadığını ileri sürerek cevap hakkını kullanmak isterse sütunlar kendilerine açık olacaktır.