Napolyon der ki...

Başbakanlığın yayınladığı 2016/4 sayılı genelgeyi okuyunca, ‘Yok canım' dedim, ‘Başbakanlık, Türk bürokrasisinin en ciddi uzvudur; oradan böyle bir metin çıkmaz. Bu genelgeyi olsa olsa Zaytungcu muzip gençler veya mizah sitelerinden biri matrak olsun diye üretse gerektir!'

Sonra bir baktım, a sahiciymiş!

Ben başbakan olsaydım hemen bütün sekretaryamı özel kalemde kıdem sırasına göre hizaya dizer, elime bir metrelik kalantor bir tahta cetvel alıp gürlerdim, ‘Kim benden habersiz bu tatsız şakayı yaptıysa bir adım öne çıksın; söz veriyorum, dövmeden emekli edeceğim. Kimdir bu idare hukuku nedir bilmeyen zat; hemen çıksın, yoksa cetvel geliyor ha!'

Okuyucuyu idare hukukunun genel prensipleriyle uğraştırmayacağım; zaten fakültede bu dersle başım pek hoş değildi. Kestirmeden şöyle ifade edebilirim: Devlet adına genelge kaleme alan bir makam, ‘Legal görünüm altında illegal iş yürütmek' diye bir suç tarifinde bulunamaz. Devlet, suçları ve cezalarını kanunlarda yazar. Eğer kamu görevlileri, legal görünüş altında illegal işler yürütüyorsa bulur, tahkikat açar; evvela idari, gerekiyorsa adli açıdan yargılar ve suçluysa cezasını verir. Diyelim bir kamu görevlisi, makamını ve yetkilerini kullanarak vatandaştan kamu hizmeti karşılığı açıktan para alıyor. Bunun adı ‘rüşvet'tir; veya irtikâptır, ihtilâstır veya şantaj, vb.'dir; her ne ise kanunda yeri ve tarifi vardır. Öyle ortaya karışık salata veya yersen yoğurt içersen ayran kıvamında suç icad eden genelge olmaz. Olursa, biraz hukuk okuyanlar gülerler. Ben de ucundan birazcık hukuk okudum ve şu kadarcık mütebahhiremle oturmuş gülüyorum.

Muz cumhuriyetlerinden biri yapsa, ‘ne olacak bunların 30 senelik tarihi var, bilmiyor garibanlar' derdik. Bu bir ‘torba suç' tarifidir; otoriterliğe meraklı müdür takımının, memurlarına, ‘Yanlış yapanın gözünün yaşına bakmam ha!' diye horozlanmasından farkı yoktur ve galiba biraz da lâf olsun, abim müsterih olsun diye yayınlanmıştır. Yanlış ne, kime göre yanlış; ölçün ne? Cevabı yok tabii; genelgenin muradı belli: ‘Hött, kimi istersem ümüğünü sıkar işten atarım.'

Atarsınız tabii bu genelgeye göre, hatta gökte uçan göçmen kuşlara bile ‘izinsiz sınır ihlâli'nden ceza kesebilirsiniz ve eminim ki fazlaca havaya girerseniz, bu sütlâç kıvamındaki genelgeye göre kendinizi bile en yakın muhtarlığa ihbar edebilirsiniz. Genelge müsait azizim!

‘Peki hocam, bu memlekette hiç legal görünümlü illegal fırıldak çeviren yok mudur yani?' diye merak edersiniz. Olmaz mı? Meselâ legal görünüm altında bir başka ülkeye gizli kapaklı kargo ihraç etmek böyle bir şeydir; kezâ dandik botlarla ölüm yolculuğuna çıkan mültecileri görmezden gelmek de böyle bir şeydir. Kamu ihalelerini önceden yandaşlar arasında paylaştırmak, mali soruşturması tamamlanmış şirketlere ikinci, üçüncü teftiş heyetlerini yollayıp yıkım derecesinde cezalar salmak, kurban veya burs verenlere ‘YPG'li!' muamelesi yapmak da kamu gücünü (yani legal görünüm) şahsi emellerine (illegal fırıldak) âlet etme eylemine emsâl teşkil edecek cüretkâr fiillerdir. Kaldı ki o mürtekipler bile bu genelgeyle işlerinden edilemezler. Hukuk devletinde en kalitesiz ve kötü niyetli kamu görevlileri bile son derece kaliteli hukuk umdeleri ve âdil yargılama usulüyle yargılanmayı peşinen hak ederler. Nitekim Napolyon (!) der ki: ‘Beraat-i zimmet asıldır!'

Benim nâçizâne tavsiyem, sessiz sedâsız ‘Bir yanlışlık yapmış arkadaşlar' diyerek genelgeyi ortalıktan kaybetmenizdir. Ha anlıyorum, maksat paralelcilerle mücadele ise işte meclis; çıkarın adam gibi yasama kararı, âlem de kanun görsün.


Kaynak (Arşiv)