Kanglı Türkleri’nden M. Kemâl’in yurttaşlarına

Ötüken yayınevi, Osman Yorulmaz'ın hazırladığı, “Geçmişten günümüze Kanglı Türkleri” isimli bir tarih etüdü yayınladı. Tarihi bir miktar severim, okurum fakat “Kanglı” adını hiç duymamıştım.

Milliyetçi büyüklerimizin vaktiyle bir hayli düşüne-taşına icad ettiği 16 Türk Devleti'nin arasında bile Kanglı Türkleri yok. “Nedir, kimlerdir?” diye merak ettim. Cevabını, bu araştırmaya sunuş yazan Prof. Dr. İsenbike Togan'ın şu satırlarında buldum: Kanglılar, umumi Türk tarihi içinde bir sülâle teşkil edememişler, bir devlet kuramamışlar; Doğu Asya'dan Anadolu'ya uzanan geniş coğrafyada kurucu bir boy olmaktan çok, mevcut devletlere destek veren bir topluluk olarak yaşamışlar. Demek ki siyaset sosyolojisinin eski çağ tarihiyle kesiştiği noktada ilginç bir tesbit beliriyor: Devlet dediğimiz şey en çok, kendini kuşaktan kuşağa taşıyan büyük sülâlelerle başlıyor ve süreklilik kazanıyor. Umumi Türk tarihinde pek çok örneği var, İslâm tarihi hatta Batı tarihi kezâ bu kaideyi doğrulayan misâllerle dolu. Son örnek Osmanlı hanedanının adıyla anılan Devlet-i Aliyye.

Dün okuduğum haberin yanında bu bilgi, ilginç bir elektrîkî kıvılcımlanma uyandırdı zihnimde; arz ediyorum: Vatan gazetesinin haberine göre, CHP artık toplantı miting gibi her türlü faaliyette, “Mustafa Kemal Askerleriyiz” yerine “Mustafa Kemal'in Yurttaşlarıyız” sloganını kullanacakmış. Bu önemli buluşun sahibi CHP Parti Meclisi üyesi Umut Akdoğan, “Söylemde devrim” niteliğini haiz bu değişikliği izah için, o çok sevdiğimiz “Atatürk yaşasa buna ne derdi?” klişesine müracaat ederek şunları söylüyor: “İnanıyorum ki yaşasaydı ve birileri ona ‘Askeriniziz Paşam' deseydi, Mustafa Kemal Atatürk onlara ‘savaş bitti çocuk, siz bu ülkenin yurttaşlarısınız' derdi.”

CHP'ye her şeye rağmen bunun için sempati duyduğumu itiraf ediyorum; önce bir hatâ yapıyorlar, sonra tez-antitez diyaloğundan hareketle müthiş bir senteze vâsıl olarak hataları düzeltebiliyorlar! Düzeltebiliyorlar mı? Şüpheliyim ama en azından cehd içinde olduklarını görüyorum. Belki nihai tahlilde genetik bir kod sürece müdahil olarak onları daha berrak düşünmekten uzaklaştırıyor olabilir fakat bu kadarcık kusur, takdir duygularımı rencide edemez, etmemeli.

Kusur dediğim şu: Atatürk'ün askeri olmak, diyelim ki tarihi bir gereklilikti, yaşandı ve bitti; güzel, şimdi CHP'liler niçin “Mustafa Kemal'in yurttaşları olmak” pâyesini tatminkâr buluyorlar, bunu anlamıyorum. Eğer vatandaşlığımız, tarihi bir şahsın özel ismi ile nitelenecekse, bu dahi bir nevî “Tebâ-i Osmanî”lik değil midir? Partiniz saltanatı ve hilâfeti kaldıran bir heyettir arkadaşlar, öyleyse siz varlığınızı anayasal plânda izah ederken ne zaman tarihi şahsiyetlere atıfta bulunmaktan vazgeçeceksiniz? Atatürk vatandaşlığı, vatandaşlık hukuku tekniği açısından bir nevi “Tebâ-yı âl-i Osmânî”lik değil midir?

Ey şimdiki zamanlarda yaşayan bazı birtakım Türkler, ne zaman “Modern” olacaksınız yahu; ne zaman kendinizi âdil ve demokratik bir misâka dayalı bir kamu uzviyetinin tarak dişi gibi birbirine eşit parçaları olarak görmeye başlayacaksınız. Mahkeme kapısını kırıp, suikast töhmetiyle içerde yatan fedai ahbablarınızı omuzlayarak selâmete çıkarmak gibi akıllara ziyan İttihatçı akıllarınız sizin olsun, devir devr-i dilârâ-yı Cumhuriyet eyyâmıdır ey şübbân-ı vatan, uyan gayrı bu hâb-ı Ergenekon'dan! İki gün sonra seçim var; ahalinin karşısına, “M. Kemâl'in yurttaşlarıyız, sloganıyla çıkınca, “Aşkolsun bre, böyle bir devrim görülmemiştir” diyerek ahalinin boynunuza sarılacağını mı zannediyorsunuz, huu!..

Anayasa hukukundan filan geçtik, insan biraz Kemal Tahir romanı okumaz mı; yapmayın arkadaşlar!


Kaynak (Arşiv)