Hep ecnebiler yüzünden...

Biz ırkçı bir toplum değiliz ki abi, yoktu eskiden böyle şeyler; aramızdan tek-tük çıkan ırkçı hezeyanlar kışkırtıcı ajanların marifetidir. Milli birlik ve beraberliğimizi çekemeyen dış düşmanların yerli işbirlikçilerinin provokasyonları bunlar...

-Doğru söylüyorsun vallahi, geçenlerde devletin önayak olduğu bir toplu konut semtini gördüm uzaktan; düşündüm, düşündüm, dedim ki, bu kötülüğü bizden biri yapmış olamaz! Peki kimin eseridir, bence misyoner mekteplerinde sırf bu maksat için yetiştirilmiş, aramıza sızdırılmış uzmanların eseridir. İnsan hiç kendi toplumuna böyle şeyleri revâ görür mü mîrim?

-Onu diyordum; tarihe bakıyoruz; insanlığa hüsn-i misâl olacak bir milletin evlâtları iken nasıl oldu da böyle yanlışlıklar yaparız bir türlü anlamıyorum. Aradığım sorunun cevabını Kültigin Kitabeleri’nde buldum abi, diyor ki, “Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi yumuşak imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözüne, yumuşak hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü.”

-Aynen öyle, sözün gelişi şu parlamenter sistemi ele alalım; parlamenter sistem iflâs etti azizim, vekillere bak, el kaldırıp indirmekten öte bir şey yapamıyorlar. Niye, çünkü sistem ithal abi. Eloğlu kullanılmış, kadidi çıkmış eski sistemini allıyor pulluyor, Türk’e kazıklıyor. Nerden geldi bu sistem, Avrupa’dan, Fransa’dan; ordan bize hayırlı bir şey gelir mi efendim? Mümkin değil! Ne yapmalı? Tarihin imbiğinden süzülmüş mis gibi reislik teşkilatı orada sahipsiz duruyor. Al, çatır çatır kullan, hem ecdâdın rûhunu şâd et, hem de dünyanın lideri ol. Bu kadar basit!

-Onu diyordum abi, demokrasi meselâ; nedir o çoğulcu, plüralist bilmem ne? Sıkılmış yumruk gibi olduğumuz zamanlar muhalefet mi vardı yahu; nerden geldi bu sistem, kaça aldık? Bedavaya aldık; işe yarar bir şey olsaydı bedava verirler miydi adamlar abi? Bilakis Marşal yardımı gibi eski tapon şeysilerini altun gibi gösterip bizi tâkatten düşürdüler. Bunlar beynelmilel Siyonist, Mason, Tapınakçı, Sorosçu zihniyetinin aramıza soktuğu Truva atları...

-Ne güzel söyledin; basın meselâ; ne gerek var kardeşim? Basın yüzünden parça-bölük olduk. Bir hâdise oluyor, kırk parçaya ayrılıyoruz, her kafadan bir ses çıkıyor. Nerden geldi bu basın, kripto entelijans servislerinin hediyesi! Anayasayı al meselâ; Mithat Paşa anayasa diye diye cennetmekân Abdülhamid Hân’ın başının etini yedi, tercüme ettirdik bir anayasa alelacele; zokayı yedik damağımızdan, dikkat buyur, o tarihten beni iflâh olmuyoruz bir türlü...

-Milletlerarası Haçlı koalisyonunun tertibi bunlar abi. Baktılar Türk’ün Osmanlı’nın, Müslüman’ın bileği er meydanında bükülmüyor, oturup asırlık planlar yaptılar. Öz be öz yerli ve milli evlatlarımızı misyon mekteplerinde yetiştirip devşirdiler, aramıza saldılar.

-Eskiden beton mu vardı kardeşim, çelik karkas mı vardı; gül gibi toprağımızı alınteriyle yoğurup kerpiç keserdik. Şehirlerimizi Batılı ajanlar mahvetti Necmettin, karınca yuvası gibi apartmanlar yaptılar; pırıl pırıl akarsularımızı mahvettiler. Nedir o internet denilen fısk ü fücûr icadı kardeşim. Bir de tivit diye şey icad ettiler, bizim o saf gönüllü insanlarımız aklından ne geçerse yazıyor oraya; n’ooluyor, herifler şuuraltımızı okuyor, bütün plânlarımızı internetten öğreniyorlar Necmettin!

-Çok üzülüyorum abi, uykularım kaçıyor. Bir millet bu kadar ayran gönüllü olabilir mi yahu? Hep saflığımızdan, temizliğimizden; neyse çocuklara söz verdik, sizi hafta sonu AVM’ye götüreceğiz diye, gecikmeyelim trafik yoğunlaşmadan. Hadi bismillah! [email protected]


Kaynak (Arşiv)