‘Harç’tı, ‘Haraç’ mı oldu?

Geçen yıl, üniversite harçları kalkıyor diye bir haber duyduk; ardından çok garip bir uygulama geldi: Harç parasından sadece birinci öğretim hakkını kazanan öğrenciler muaf tutulacaktı; ikinci öğretim öğrencileri için değişik bir şey yoktu, onlar yine eskisi gibi harç ödemeye devam edeceklerdi.

Haberi duyduğum zaman şaşırmış, içimden “Olmaz böyle şey, ya hepsi kaldırılır veya eski uygulama devam eder” zannetmiştim; olmadı, ama bu defa “Nasıl olsa konu Danıştay’a intikal ettirilir, Danıştay da eşitlik ilkesini zedelediği için harcı iptâl eder” diye düşündüm.

Konu Danıştay’a gitti mi bilmiyorum, uygulama devam ediyor.

Önceleri yüksek öğretim parasızdı. Harç uygulaması getirildiğinde mâkul gerekçeler söylendi; denildi ki, “Üniversiteler eskisi gibi değil, öğrenciler için bir hayli sosyal mahiyetli harcama yapılıyor, eğitim teknolojisini yükseltmek için sürekli yatırım gerekiyor. Talep edilen para, öğrencinin devlete mâliyeti yanında devede kulaktır vs.” Bu izahın mâkul bir tarafı vardı, hatta ikinci öğretim diye tabir edilen öğrenci grubundan neredeyse iki kat harç alınması da izah edilebilirdi; çünkü ikinci öğretim için personele ve öğretim görevlilerine ek ücret ödeniyor ve bu sayede okumak isteyen öğrenciler için ek kontenjanlar açılabiliyordu. O günlerde sol cenahtan öğrenciler “Parasız üniversite istiyoruz” diye gösteriler de yaptılar fakat neticede uygulama yerleşti.

Devlete yıllarca harç ödeyen bir veli olarak mâkul, insaflı ve tutarlı olmaya çalışıyorum. İkinci öğretimden harç talep edilmesi, bu durumda bir nevi ceza, vergi cezası gibi görünüyor. Neticede 2. öğretimde okuyanlar 1. öğretimdeki arkadaşlarına göre daha düşük puanla girebiliyorlar ama hukuk önünde her iki grup öğrenci de eşittir.

Kaldı ki uygulama, başlardaki itirazlardan sonra kanıksanmıştı, öğrenci başına bir yarıyıl için ortalama 300 TL civarında (2. öğretim için takriben 2 katı) harç ödemek, dar gelirli aileler için sıkıntı teşkil etse de artık gündemde yer tutmuyordu.

Hükümet, aslında talep yokken 1. öğretim harcını (Bu arada açık öğretim öğrencileri de muaf tutuldu) kaldırdı, iyi de etti ama 2. öğretim “haracı” hâlâ devam ediyor. Öğrenci aileleri sebebini bilmek isterler. Bütçe imkânları mazeret gösterilirse “bu ne perhiz bu ne lâhana turşusu” demezler mi adama?

Gerekçe yok; ama bir dakika, şöyle bir hülle mazereti bulunmuş (ki ilgili bürokrata devlet liyakat madalyası verilse sezâdır!), şöyle: 2. öğretim öğrencilerinden alınan para kanunda “öğretim ücreti” olarak gösterilmekteymiş ve dolayısıyla uygulama devam edecekmiş.

Doğrusu şu kanun hassasiyeti ve mevcut mevzuâta gösterilen sadâkat konusundaki hürmete bakarak duygulanabilirdim ama hâfızam bana, kanunun elvermediği durumlarda hükümetin isterse çok kısa zamanda o kanunu yeniden düzenleme kararlılığını gösterdiği bazı örnekleri hatırlatıyor. Futbol kulüpleri sızlanınca, sporda şiddet yasası diye bilinen 6222 sayılı kanunun alelacele tebdil edilmesi bunlardan biri meselâ...

Bu adaletsiz bir durum; eninde sonunda düzelir ve muhtemelen yaklaşmakta olan bir seçim arefesinde 2. öğretim öğrencilerine müjdeli haber gider; tam sayıyı bilmiyorum ama herhalde 1,5 milyon civarında öğrenciyi ve ailesini ilgilendiren bir düzenleme söz konusu.

Nasreddin Hoca ahlaya puflaya ayağına dar bir pabuç geçirmeye çalışırken sormuşlar, “Hoca, niçin dar ayakkabı giyiyorsun, genişini giysene!” “O kadarını ben de biliyorum” demiş Hoca, “Fakat dar pabucu çıkardığımda öyle mutlu oluyorum ki!”

2\. öğretim harçları kalktığı gün bu fıkrayı hatırlarsınız artık.


Kaynak (Arşiv)