Gençlik kolları ne işe yarar?

“Krizi fırsata dönüştürmek” kavramını işler hale getirmenin tam zamanıdır. Sebepleri ve sonuçları üzerine bir türlü anlaşamadığımız bu krizden siyasi hayatımız için bazı dersler çıkarmalıyız. Bu konuda çok net ve anlaşılır bir teklifte bulunmak istiyorum:

Siyasi partilerimiz, artık “Gençlik kolları” teşkilatlarının varlık sebebi üzerinde bir kere daha düşünmelidir.

Görüntü mâlum; gençlik kolları, tüzükte ne yazarsa yazsın, siyasi partilerin özellikle seçim dönemlerinde ihtiyaç duyulan getir-götür işlerinde görevlendirilen uzuvlardır. Partilerin bünyesinde gençlere ve partili gençliğe yönelik eğitim çalışmaları yapıldığını, bir “parti fideliği” gibi algılanan bu çalışmalarda gençlerin, ilerde siyasi hayatta kullanmak üzere bilgi ve tecrübe biriktirdiklerini biliyoruz. Gençlik kolları, partinin diğer üst organlarında da temsil ediliyor ve partili gençlerin siyasete doğrudan müdahil olamadıkları, karar verme süreçlerine katılamadıkları da mâlum zaten.

Her seçimde gençlik kollarından bir miktar göz dolduran üyeye parti kademelerinde yükseliş imkânı tanınmasından bahsetmiyorum; parti politikalarının belirlenmesinde gençlik kollarının daha aktif yer alması gerektiğini söylüyorum.

Taksim’de başlayan hadiseler zinciri, kendisini muhalefet saflarında hisseden kitlelerin hoşnutsuzluğundan büyük ölçüde beslendi ama özü itibariyle bir gençlik hareketiydi. Parti ayırmadan bir zihin jimnastiği yapalım hep birlikte; acaba bu olaylar başladığında herhangi bir partinin üst yöneticileri, gençlik kollarını toplantıya çağırıp,

-Arkadaşlar, olup bitenler hakkında sizin görüşünüz nedir; kuşak farkı sebebiyle tam olarak ne düşündüğünüzü anlamıyor olabiliriz. Bize yardım edin. Gidin, farklı düşüncede olsanız bile o gençlerle görüşün. İcab ederse belirli konularda onlarla işbirliğine girişerek bizlere sağlıklı bir yol haritası çizip getirin lütfen, demişler midir?

Sanmıyorum. Partilerimizde bu gibi konularda hâkim eğilim, “Büyükler dururken bize söz düşmez; söz verilmedikçe konuşmak ayıptır” yaklaşımıdır.

Partileri gençler yönetsin değil bu teklif; “Gençlik kolları artık bir işe yarasın, sahici bir fonksiyona kavuşsun. Toplumdaki yeni eğilimler ve yönelişler, parti yönetimlerinde temsil edilsin” olarak anlaşılmalı.

AK Parti gençlik kolları, krizin ilk gününden beri Taksim’de veya Dolmabahçe’de, Kızılay’daki nesildaşlarıyla sıcak irtibatlar kurarak parti yöneticilerine daha sağlıklı bir bilgi akışı sağlayabilir, hatta doğruları yanlışlardan ayırdetmekte fevkalade fikir verici bir hizmet görebilirdi; aynı şeyleri CHP gençlik kolları için de söylemek mümkün.

Aktif ayrımcılık prensibiyle siyasi hayata kazandırılan kadınlar kadar gençlerin de ihtimama ihtiyacı olsa gerektir. Onlara hâlâ öğrenci muamelesi yapılmasından, “Sıra size de gelir elbet, şimdi bize bakın ve işlerin nasıl yürütüldüğünü görün” yaklaşımıyla aktif hizmet yerlerinden ötelenmelerinden vazgeçmenin zamanıdır. Siyasi partiler ister-istemez günü kurtarmak endişesiyle davranıyorlar, oysaki gelecek kuşağın siyasetini o gençler belirleyecek; onlara daha çok yatırım yapılması, ilgi gösterilmesi, sorumluluk yüklenmesi gerekir.

Üç büyük partinin üçü de son hadiselerde hazırlıksız yakalandılar ve toplumun kılcal damarlarıyla doğru iletişim kuramadıkları anlaşıldı; öyleyse gençlik kollarına bundan sonra daha farklı gözle bakarak yatırıma başlamalılar. Böyle bir imkân var ama önce eski bakış açısını değiştirmek gerekiyor.

Dünün Türkiye’sinde gençlerin siyasetle ilgilenmesi tasvib görmezdi; bu konuda seviyeyi yükselttik ama yetmiyor; bir seviye daha ileriye gitmek lazım. Seçilme yaşını 18’e düşürmekten değil, gençleri adam yerine koymaktan, onları toplumla siyasetin kesiştiği her yerde farklı bir anlayışla görevlendirmekten bahsetmeliyiz artık.

Böyle bir birikimi ve tasarrufu olsaydı, hükümet, mırın-kırın derecesinde de olsa kabullenilen o hataları yapmayabilir, hoşnutsuzluğu doğru boyutlarıyla kavrayarak gerilimi sâkinleştirebilirdi.

Vakit tamamen geçmiş değil; gençleri, anlamaya hazır bir kulakla dinleyerek işe başlayabiliriz.


Kaynak (Arşiv)