Eeyy Noel Baba!

Hicrî 9 Rebîülevvel 1436 tarihinin tam da 31 Aralık’a denk geldiğini pek azımız biliyorduk ama o günün ‘yılbaşı’ olduğunu neredeyse bilmeyenimiz yoktu! Millî Gazete refikimiz eksik olmasın, şâhâne bir birinci sayfa posteriyle, unutanlara yılbaşını hatırlattı: “Uyma şeytana; aldanma, kutlama!” ikazlı kapaktaki korkunç Noel baba tasviri ile irkildik. Hmm, bugün yılbaşıydı!..

Bir ara, yılbaşı kutlamayı aklından bile geçirmeyen ama ‘mübârek’ geceyi boş geçirmekten huzursuzlananlara alternatif olsun diye Mekke’nin Fethi kutlamaları ihdâs edilmişti. Bu anlamlı tesâdüfü daha önce kimsenin farketmemesi ilginçti; ilginçti çünkü Mekke 1 Ocak’ta değil 11 Ocak’ta fethedilmişti ve 1 Ocak ise Medine’den çıkış tarihiydi! Bu gibi tarih zorlamalarına gerek yok! Müslümanların yılbaşına özel önem vermemesini tembihlemek anlaşılır ve mâkul bir yaklaşımdır ama te’ville, alternatif bir yılbaşı kutlaması icad ettiğimizde sadece yılbaşı kutlamalarının çekiciliğine farklı bir tarzda kapılmış oluyoruz. O günü sıradan ve rutin geçirmek Müslümanlara niçin zor gelsin ki?

31 Aralık gününü tersinden de olsa ‘ihyâ’ etmekte İslâmi çevrelerin birbiriyle rekabete girişmesi ne hoş! Ahi Kardeşlik Derneği de, henüz farkına varmayanları o günün yılbaşı olduğunu bir kere daha hatırlatmak için “Hadi gel, bu gece kopma İslâm’dan” yazılı el ilanları dağıtmış. Bolu’da ise BBP İl teşkilatı, “Bugün yılbaşı, unutmayalım, unutturmayalım” kampanyasına bir sokak gösterisiyle katkıda bulunmuş. Mizansene göre Noel baba çarşıda hediye paketleri dağıtırken –ne mutlu tesâdüf!- oradan geçmekte olan Padişah hazretleri sadrâzamına dönüp, “Lala, nedir bu rüsvâylık?” diye vermiş zılgıtı. Sadrâzam ne yapsın hemen Yeniçerilere emir verip Noel babayı kovalatmış! Eğer Noel baba diye biri varsa, bu sokak tiyatrosunu seyredip şâd ü handân olaraktan, “Aferin Türklere, tersinden de olsa nâmımı yürütüyorlar, hatırnazlık ediyorlar” diye gevrek gevrek gülmüştür; hele hele câmideki Müslümanlara imam-hatip efendilerin, “Zinhar Noel’i kutlamayın, kâfir olursunuz” diye fırça çekmesini duyunca keyiften eriyip “Ho ho ho” diye göbeğini hoplattığını görür gibi oluyorum. Zavallı Müslüman cemaatin kaderidir; her yılbaşı arefesinde sanki alayı birden azılı bir yılbaşı düşkünü gibi azarlanır, her Yeşilay haftasında Bekri Mustafa muamelesine tâbi tutulur; AIDS mevzu bahs olunca, akla ilk mâkul şüpheli olarak cami cemaatinin gelmesi de cabası! Sanki bu cemaat ağzı açık ayran delisidir ve bütün günlerini fısk u fücûr ile geçirirken o cuma, bir tesadüf eseriyle câmiye takılıvermiştir; öyleyse ‘bu fırsat bir daha ele geçmez’ diyerek şiddetle azarlanması ve uyarılması lâzımdır! Hâsılı bizde cami cemaatinin her cuma, ‘bunları başıboş bırakırsak içkiye, kumara, fuhşa dalarlar!’ peşin fikriyle dayaktan geçirilmesi bizde nerdeyse gelenek olmuştur.

Öyle değil mi muazzez Diyanetimizin sevgili mensupları, yanlışım varsa buyrunuz köşe, tekzib ediniz!

Sadede gelelim; bütün dünyada yılbaşı, artık Hıristiyâni bir görenek bile olmaktan çıkarak bir nevi seküler bir eğlence, tüketim azdırıcı bir Diyanisos şöleni olarak ortak kabul görüyor. Eminim ki, aklıbaşında Hıristiyanlar, kendilerince anlamlı bir dinî yortunun paganlaşmasından muzdariptir. O onların meselesidir ve Paganlar da dahil, herkesin dini kendinedir. Bize düşen, her yıl sonu harala-gürele anti-Noel kampanyaları açmak yerine Müslümanlara vakarı hatırlatmak ve öğretmektir. Elbette yılbaşından yılbaşına değil; daima ve her vesîle ile. Mûteber ulemâmızın yolsuzlukla hırsızlık arasındaki tefrik çalışmalarını bitirdikten ba’de ‘Müslüman vakarı ve izzeti’ hususunda irşâda başlamalarını dört gözle beklemekteyiz.

Bu arada, birileri, toplumu birbirine karşı germe çerçevesinde yılbaşı mevzuunu nasıl atladığını hâlâ anlayabilmiş değilim; meselâ, “Eeey Noel baba!” diye başlayan bir tirâd ne güzel giderdi şu mübârek günlere!..


Kaynak (Arşiv)