Derin bürokratlarla dans!

“Ne şundanım ne bundanım, bilakis tarafsızım” diye vicdanını uyuşturarak olup bitenler karşısında acı çekmemeyi başaran arkadaşlara bir çift lafım olacak:

İktidarın “Paralele bak paralele” sloganı ile yürüttüğü bürokrasiyi partileştirme kampanyası, sadece münhal kadrolara hükümet taraftarı, güvenilir ve sır saklamasını bilen yandaşların atanması anlamına gelmiyor, bu gelişmeye paralel olarak yüzbinlerce yetişmiş, eğitim görmüş vasıflı insanın karakteri baskı altına alınıyor ve işe yaramaz hale getiriliyor.

Bir şekilde devlete bağlı her kurumda çalışan veya çalışmayı düşünen insanlar, “yerin kulağı vardır; fişlenirim” korkusuyla olduğundan başka türlü görünme gayreti içinde bugün (Samimiyetle hükümeti destekleyenleri saygıyla karşılıyor ve tenzih ediyorum). Viran olası hanelerde evlad ü ayal var; insanlar ortalık yerlerde inanmadıkları şeyleri seslendirmeyi tercih ediyorlar. Memurluğa giriş ve işten çıkış hakkındaki yeni düzenlemelerle bütün bürokrasi, iktidar tarafından neredeyse esir alındı diyebiliriz.

Devlet memurlarını maskeyle gezmeye mecbur bırakmak hiç de iyi bir fikir değil; tarihen sabittir; bürokrat takımının en kıyıcı, en zalim, en merhametsiz ve operasyonel kısmı en ziyade yüze gülücü, en fazla baskı altına alınmış, iki yüzlü davranmak zorunda bırakılmışlardan çıkar. Ayrı fasıl. Varlık sebebi halka adil hizmetten ibaret olan bir sınıfı, riyakâr davranmaya zorlamak illa ki geri teper. Kem alat ile kemalat olmaz. Bugün size hürmet ve sadakatta kusur göstermeyenler, yarın işler tersine döndüğünde size karşı herkesten daha önde saldırganlaşabilir.

Bilmem sizin de dikkatinizi çekiyor mu; vaziyeti kurtarmak telaşıyla alelacele torbaya tıkıştırılarak Meclis’ten geçirilen kanunlarda iki temel nitelik görüyorum: İlki devlete karşı şahsın hak ve hürriyetlerini daha da daraltıcı bir mahiyet taşımaları. Temel hakları genişletmek bir yana 28 Şubat günlerinden daha geriye taşıyan bu düzenlemelerin ikinci özelliği, kaçınılmaz şekilde bürokrasinin bir başka iktidar tarafından hızla restore edilmesine imkân tanıyacak derece “large”, daha doğrusu larç, en doğrusu “yersen yoğurt içersen ayran” kıvamında geniş yorumlara açık şekilde kaleme alınmış olmasıdır. Tam olarak şu fikri kasdediyorum: Bugün ‘Paralelci Safarisi’nde harcanmak üzere döke saça doldurulan domdom fişekleri, hin-i hacette pekâlâ AK Parti yandaşı bürokratları devletten hızla tasfiye etmek için kullanılabilir bir mahiyet gösteriyor.

Bu ince nükteyi fark ettikçe aklıma türlü çeşitli atasözleri, meşhur deyişler geliyor, sonra, “boş ver” diyorum.

Bu yanlış bir yol; görmemek için illa aşırı partizan olmak mı gerekiyor acaba bilmiyorum. Bu parti içinde hâlâ aklı başında, makul insanlar var az da olsa. Devletin böyle ele geçirilemeyeceğini, derin devlet unsurlarının bu gibi hallerde evvela biraz avans verip cesaretlendirdikten sonra ustaca bir operasyonla eski dengeleri tesis ettiğini, nitekim şu günlerde sayın Erdoğan’ın taşeronluğunda sürdürülmekte olan “Paralelci avlama safarisi”nin, aynı zamanda bir derin devlet operasyonu olduğunu bilip sezmeleri gerekirdi. Yandaş basının kendisini sebepsiz yere gaza ve coşkuya getirip, tabii sınırlarını aşan bir misyonerlik hissiyle alıcı kuş yerine koyduğu bu safarinin nihai maksadı, devleti dindar nesillere teslim etmek olmasa gerektir; olmakta olan şey, sadece bürokrasinin kendine mahsus fabrika ayarlarına dönmesi için yapılan bir ameliyat.

Bilirler de, artık güçleri mi yetmiyor acaba?

Torbadaki kanunların bir de bu bakış açısıyla yeniden gözden geçirilmesini teklif ediyorum partili kurmay ve danışmanlara; bu düzenlemeler reformcu ve hürriyetçi bir partinin iç enerjisini toprağa vermekle kalmıyor, uluslararası platformlarda bile yüzünü kızartacak kabahatlerle lagarlaşmasına hizmet ediyor.

Yanlış, yanlış, yanlış! Hükümetin bu durumu bana, küçük suçlara teşvik edilip cezasız kalması temin edilerek büyük suçlara yönlendirilen mücrimlerin durumunu hatırlatıyor. Küçük yanlış, Hizmet taraftarı bürokrat ve memurların devlet kadrolarından uzaklaştırılmasına gönüllü aracılık etmekti; büyük yanlış bir değil, birden fazla: İlkini söylemiyorum, ikinci derecede olanı reformu ve atılım ruhunu bir kenara bırakıp resmen ve alenen despotik uygulamalardan meded ummak ve bu uğurda anayasa ihlalleri yapacak kadar gözükara davranmak oldu.

Yazık ettiniz güzelim AK Parti’ye anlayacağınız!


Kaynak (Arşiv)