Beyaz Toros nedir; bittabii kamu düzenidir!

Sayın Başbakan Davutoğlu'nun Van'da yaptığı fikir açıcı konuşmasında ‘beyaz Toros' olgusunu hatırlatarak altını çizmesi ve ‘Bize oy vermezseniz buralarda beyaz Toroslar fink atar.' diye söylenmesinin yanlış anlaşıldığı kanaatindeyim.

Bir kere bir ülkenin başbakanı, zannedildiği gibi ‘haybeden' konuşmaz. Sözünün bir mecazı, derûnî anlam katmanları vardır fakat anlayan nerede? Nitekim işte dündü galiba, ‘Nerede bir zalim varsa onun yanında olacağız.' cümlesi de aynı cümledendir. Azgın ve terbiye kabul etmez muhalefet yayın organları bu sözü, ‘Gaf yaptı, son günlerde sık sık sürç-i lisan lâflar ediyor, irticâlen konuşma merakı yüzünden boyuna çam deviriyor' yorumuyla verdiler. Evet, uzaktan bakılınca sürç-i lisan gibi görünüyor fakat acaba bu kadar basit midir? Kezâ zalimin yanında olacağız sözünü duyunca otomatikman alkışlayan dinleyicilerin başka türlü tepki vermek şansı olup olmadığı iyice araştırılmış mıdır? İşte özeleştiri yapıyorum ve başbakanın bazı cümlelerini düz anlamıyla yorumlayarak kakara-kikiri yapan azgın muhalefet yayın organlarını kocaman kınıyorum.

Efendiler, bu gibi mühim insanların sözlerini sürç-i lisâna bağlamak hatâdır; onlar sizin gibi sıradan insanların hikmetini asla anlayamayacağı bu gibi meşazlarla, kalplerine ilkah olunan bir zuhûrattan haber verirler; bunlar şimdiki zamana değil, geleceğe hitab eden derin sözlerdir ve size misâl olarak Yunus Emre'nin ‘Çıktım erik dalına anda yedim üzümü' mısrâını gösterebilirim. Erik dalında üzüm olmayacağını bilmez mi Yunus Emre'miz? Bilir, peki niçin söyler bile bile?.. Yaa!..

Beyaz Toros konusuna dönüyorum ilhâmı fazla soğutmadan. Arkadaşlar, insan biraz bu gibi ince ayrıntılara dikkat eder, lütfen yani! Son günlerin en ateşli tartışması nedir? Yerli otomobil konusu: Olurdu, olmazdı diye kamuoyu ikiye bölündü neredeyse. Sayın Başbakan Van'da demeye getiriyordu ki, “Eeyy yerli otomobilimizi dizayn edecek teknik ve tasarımcı arkadaşlar; arabanın içine hangi motoru koysanız da fark etmez. Zaten bu saatten sonra oturup motor icad edecek değiliz fakat kaporta önemlidir. Hele hele bizim gibi Ortadoğulu toplumlarda kaporta, yani sûret her şeydir. Binaenaleyh yeni öz ve milli ve yerli tomafilin kaportasında nümûne-i imtisâl, yani ‘mostra' olarak beyaz Torosların ilham menbâı olarak alınması son derece yerinde olur, zira beyaz Toroslar, aziz milletimizin şuuruna ve onun kadar aziz olmayan sair vatandaşların şuuraltına adeta dayakla kazınmış bir millî semboldür. Beyaz Toros nedir? Beyaz Toros kamu düzenidir; beyaz Toros, Türk'ün gücünü bilmeyenlere karşı bir meydan okumadır. Otoritedir, düzendir, kanundur ve kanunun da ötesidir. Dolayısıyla yeni otomobilimiz suret-i mutlakada efsanevi beyaz Toros modelinin kaportası ana hatları itibarıyla yâd ve şâd edilecek şekilde estetik bir dizayn anlayışıyla tasarlanmalıdır!”

-Abi iyi de koca başbakan, bu güzel fikri böyle subliminal tarzda satır aralarına serpiştirmek yerine doğrudan söylese olmaz mıydı, diye vıdırdanan ayran gönüllü kötü yürekli insanlara nâçizâne bir yazar olarak hatırlatırım ki, Başbakan'ımız elbette istese, tek kelimeyle emreder ve (eğer Sayın Cumhurbaşkanı da öyle olmasını uygun görmüş ise) dediği yapılırdı fakat o çelebi mizaçlı bir gönül adamı. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla makamında zarif bir atıfta yetiniyor; tabii anlayana ve esefle görüyorum ki o güzelim subliminal mesaj ‘Gümm' diye gümbürtüye gitmiş bulunuyor.

Bir de ‘milli yelek' meselesi var ki, Anadolu'muzun öz bağrından çıkan bor madeni katkısıyla tamamen yerli ve milli terziler tarafından tasarlanan bu önemli icata ayıracak yerim kalmadığı için sadece bu önemli gelişmeyi kutlayarak geçiyor ve milli yelek hususunda Başbakan'ımızdan en kısa zamanda subliminal bir meşaz bekliyorum şahsen.


Kaynak (Arşiv)