"Af"fa balmumu!

75 yillik Cumhuriyet tarihimizin on kusuruncu af teklifi var gundemimizde. Siyaset esnafinin hediye dagarcinin demirbasi "genel af" olsa gerektir. Ne zaman icraata daralsalar ellerini hediye torbasina uzatip af cikariverirler: "Hapishanelerde su kadar kader mahkumu yatiyor. Aile efradi ve yakinlarini da hesaba katip on ile carpsan su kadar bin kisilik sempatizan rezervi; ustelik parayla pulla bile degil; affettim gitti!"

Af haberi uzerine mahpus damlarinda gun sayarak omur curutenlerin cogu en azindan gonul koysalar da dogru ile egriyi birbirinden ayirmaliyiz: Yeni af soylentisinin "hapishaneleri bosaltmak"tan baska ilmi, felsefi bir endisesi bulunmuyor. Turkiye'nin sartlari yeni bir genel affi makul gosterebilecek bir kompozisyon gostermiyor. Siyasi hesap ve populizmden gayri, ciddi bir gerekce yok ortada. Profesor Hatemi, meseleye ilmi vekarin perspektifiyle yaklasarak bana gore en asasli kanaati dile getirdi: Butun adli cihazimiz, on sorusturmadan cezanin infaz surecine varana degin islah edilmedikce cikarilacak bir affin manasi olmayacaktir.

Bundan onceki af kararlari hayli yogun bir kamuoyu destegi ile karsilanir ve tasvip gorurdu. Halbuki su anda affa yonelik oldukca sert bir kamuoyu muhalefeti hissediliyor. Galiba daha onceleri gosterilen, "affeyleyelim belki bilmez / bir surcen atin basi kesilmez" beyti misdakinca "Kader mahkumlarina bir sans daha taniyalim." iyimserligi, yerini daha gercekci bir sosyal muhalefete terk etmis gorunuyor. Bu degerlendirme farkliligi bana gore oldukca dikkat cekici; en azindan "kamu duzeni" kavrayisinin toplumda eskiye nispetle daha yaygin ve sahici bir yoruma konu teskil ettigi fark ediliyor. Sahsa yonelik curumlerin, ancak magdurlari tarafindan affedilebilecegi yolundaki itirazlarin onceye nispetle daha yuksek sesle ifade edilmesi ise toplumda hukuk nosyonunun yukseldigini gosteriyor.

Boyle onemli bir meseleyi adeta bir asiret yonetimi mantigiyla gundeme getirmenin lakaydisine ne demeli? Hamdolsun bu memlekette henuz ilim erbabinin kokune kiran girmedi; bu memlekette hala sozune guvenilebilecek sosyal siyasetciler, sosyologlar, hukukcular, kriminologlar, egitimciler, psikologlar, kamu yonetimi mutehassislari mevcut. Af meselesini telaffuz etmeden once meseleyle yakindan alakali ilim erbabi ile mesveret edilmesi, su "cagdaslik" dedigimiz mevhibeye daha munasip dusmez miydi? Genel af gibi son derece hassas bir konuda konusmadan evvel "girtlak dokuz bogum" meselince dokuz kere dusunup bir kere soylemek daha dogru olmaz miydi?

Gecenlerde erbab-i kalemden bir ahpabla dertlesiyorduk, dedi ki, "Dava tarihinden bes yil once yazdigim bir yazidan oturu savcilik hakkimda sorusturma baslatti. Ilk durusmada davanin usul acisindan zamanasimi sebebiyle dusmesi gerektigini ileri surdum. Mahkeme, ilgili yazinin zamanasimina ugrayip ugramadigini tahkik icin dosyayi bilirkisiye gonderdi. Bilirkisi ise neredeyse azarlayici bir uslupla davanin zamanasimi sebebiyle reddedilmesi yolunda mutalaa verince ancak bir yil sonra davanin dusmesi mumkun oldu." Bu ornek belki pek istisnaidir ama "esas" hakkinda fikir veriyor. Hapishaneleri son kere bosaltmadan once adam gibi oturup yargi ve infaz sistemini butunuyle gozden gecirmemiz lazim; ama bunca dirayeti ve "hikmet-i hukumeti" amme islerimizde bir arada gormeyeli neredeyse yillar oldu. Hastaneyi dezenfekte edip yonetimi islah etmeden, basta tabipler olmak uzere butun saglik personelini ve hatta saglik siyasetini gozden gecirmeden butun hastalari taburcu etmeye benziyor bu is.

Ne var ki bu defa is pek "oldu bitti"ye getirilemeyecege benziyor; belli olmaz, bakarsiniz Turkiye'de yonetimin "aklilesmesi" sureci, belki de af vesilesiyle baslar; pek ihtimal verilecek gibi degil; ama yine de bu noktaya balmumu yapistirmakta fayda var.

Toplumun degistigini biliyoruz, bakalim "hikmet-i hukumet"te bir gelisme var mi?


Kaynak (Arşiv)