AB standartlarında ölüm!

Hangi kanalda rastladığımı hatırlamıyorum; ilk tepkim, “yok artık” olmuştu. Haber, Suriyeli mültecilerin Ege'yi geçmek için kullandıkları şişme botlarda Ulaştırma Bakanlığı'nın AB standardını haiz olduğunu gösteren CE işareti arayacağı ile ilgiliydi.

Kara mizaha son derece uygun bir durum olmasına rağmen bu tüyler ürpertici haber mizahtan ve izahtan vâreste duruyor.

Haberi dinleyen veya okuyan bir kısım saf gönüllü insanlar, “A vallahi hükümetimizi takdir ettim; mültecilere gösterdiğimiz insani yaklaşımlarda yeni bir boyuta daha geçtik. Ulaştırma Bakanlığı çürük-çarık ve dandik botlara binip deryaya gark olan bîçârelerin dramına nihayet el attı. Botlara AB standardı getirildi” diye düşünebilirler. Öyle zannedenler için bu, milli gururu ürperten bir haberdir ve insana “İşte benim devletim budur; helâl olsun” dedirtir.

Gerçek durum öyle değildir ama.

Mültecilerin Ege'den hareketle AB üyesi Yunanistan'a geçmeye çabalamaları sonunda şimdiye kadar kaç ‘Aylan bebek'in, kaç mültecinin öldüğünü bilmiyorum. Dün itibariyle Ayvalık'tan sonra Dikili açıklarında batan şişme botlarda 17 kişi daha listeye eklenmişti. Bu ölümlerden tam olarak kimlerin sorumlu olduğunu da bilmiyorum!

Dolayısıyla bakanlığın kararı –tabii eğer doğruysa- isabetli demektir. Mademki şişme botla deniz açıklarında alabora olup ölmek sıkça rastlanan bir kaza türüdür, o halde mültecilerin daha kaliteli ve dandik olmayan botlarla şanslarını denemeleri ve daha kaliteli botlarda ölmeleri en tabii haklarıdır!

Bu noktada aklınız karışabilir; benim da tam olarak bilmediğim bir mevzuat inceliği söz konusu olabilir: Ege'de boğulan mülteci haberlerinden benim anlayabildiğim şudur: İsteyen herkes, serbest piyasadan şişme bot veya bir tekne edinip Yunanistan'a iltica etmek için denize açılabilir. Ege karasularını korumakla görevli sahil güvenlik veya radar birimlerinin, “Bir dakika arkadaş, nereye gidiyorsun; kimden izin aldın, vizen var mı, bu teknenin sahibi kim?” vs. türünden bir sorumluluğu olmadığı kanaatine kapılıyorum. Acaba bu birimlere, “Bırakınız gitsinler; görmezden gelin canım” mı denilmiştir? İmkânsız ihtimâl. Öyleyse ülkeler arasında seyahatin yeni uygulaması şöyle olmalı: Ben görmedim ha! Şansını dene bakalım” Bu mudur?

Bu haber iki gün önce A Haber kanalında yayınlanmış; internette linkini bulup seyrettim. Spiker kızımız aynen diyor ki: “Türkiye üzerinden farklı ülkelere gitmek için deniz yolunu kullanan mülteciler, kullandıkları botların kalitesiz olması nedeniyle Ege Denizi'nde maalesef hayatlarını kaybediyorlar. Bu görüntülerin yaşanmaması için Ulaştırma Bakanlığı harekete geçti. Şişme botlarda bundan böyle Avrupa standardı aranacak, CE işareti olmayan şişme botların Türkiye'ye girişine izin verilmeyecek.”

Ama bir tuhaflık var; linki paylaşan haber24.com sitesi bir açıklama yapmış ve diyor ki; “Bu videonun içerdiği konular içerisinde yer alan Şişme Botlara Standart Geliyor başlığıyla verilen haber, A Haber kanalı sorumluluğundadır. Haber24.com olarak Şişme Botlara Standart Geliyor başlıklı haberde yeniden iletim dışında herhangi bir sorumluluğumuz bulunmamaktadır.”

Burada aklımız karışıyor; acaba bakanlık, şişme botta CE standardı haberini tekzib mi etti, yoksa A Haber, haber24'e, ‘mis gibi haberimizi izinsiz kullandınız' diye bozuk mu attı tam anlaşılmıyor. Esasen çok önemli de değil bu noktada. İnkâr edilemeyecek iki önemli noktanın altını çizerek konuyu bağlıyoruz. Birincisi, Ege sahilindeki mülteci trafiğinin engellenmesi için bizimkilerin pek de canla başla çalışmadığıdır ve doğruysa suçtur; ikincisi ise mültecileri Türkiye'de tutmak için kabul ettiğimiz 3 milyar Euro'luk anlaşma!


Kaynak (Arşiv)