Zulmün binası olmaz

“Cıvata sıkıştırmak” daha çok totaliter ve buyurgan rejimleri hatırlatan bir fiil; daha ziyade tebası tarafından ÅŸaşırtılmaktan nefret eden despot idarelerin hoÅŸuna giden bir faraziye. Suyun davranışını bentler, vanalar, kanaletler ve pompalarla denetlemeye alışkın teknokratların mentalitesine uyan bir tabir bu. Cıvata sıkıştırmak, kelimenin tam manasıyla “yönetmek” isteyenlerin, hükümranlık arzularını nihai noktaya kadar doyurmak davasında olanların müracaat edeceÄŸi bir argüman; ne var ki “zihin selameti” dediÄŸimiz yüksek idrak seviyesine eriÅŸmek için zihni basıncın düşmesini engelleyecek bazı cıvataların en azından laçkalaÅŸmaması gerekiyor. EÄŸer siz de Türkiye’nin halli en müşkül meselesinin “zihni” nitelik taşıdığına inanıyorsanız hiç deÄŸilse “basiret” irtifaından geriye düşmemek için, zihnin selametini ve namusunu muhafaza etmek için titiz davranmak gereÄŸini kabul etmelisiniz.

Senede asgariden iki üç defa deÄŸiÅŸen kıymet hükümleri bir yana “gericilik”in gerçek tarifi, basiret ve zihni selamet seviyesini kasten veya istemeyerek düşürmektir. Åžu anda daha iyi karşılık bulamadığım için “zihin cıvatalarını gevÅŸetmemek” gibi ÅŸahsen kerih bulduÄŸum bir teÅŸbihe müracaat zorunda kaldım.

Osmanlı sülalesinin yaÅŸayan üyelerinden biri, “bugün Osmanlı Hanedanı ihya edilse, sokaktaki adam kabul etmez” mealinde beyanat vermiÅŸ; iÅŸte bu, hiç kaybetmemek gereken bir basiret irtifaıdır; bu millet Osmanlı Hanedanı’nı tarihi bir hatıra olarak sempati ve hürmetle karşılar, ona hakaret edilmesini içine sindirmez; ama iyice bilinmelidir ki Türkiye’de cumhuriyet haricinde bir devlet yapılanmasına hiç kimse rıza göstermez. Milletin gösterdiÄŸi basireti, bu irtifada iyice tespit ettikten (cıvatayı sıkıştırdıktan) sonra aslında var olmayan bir “cumhuriyet düşmanları edebiyatı”nı köpürtmenin tek karşılığı zihinleri laçkalaÅŸtırmak arzusundan gayrısına yorumlanamaz; mevhum paranoyayı yaygınlaÅŸtırmanın alemi yoktur. Millet, ÅŸimdilik kağıt üstünde kalsa da “hakimiyet bila kayd ü ÅŸart milletindir” nüktesini anlamış ve sahiplenmiÅŸtir: Onun en büyük arzusu, tez zamanda bu nükteyi fiiliyata geçmiÅŸ görmektir.

“Demokratik rejim tehlikede!” edebiyatı, bir baÅŸka zihin laçkalaÅŸtırma taktikası olarak dikkat çekiyor. Bu mantığa göre demokratik rejimi ancak bir avuç okumuÅŸ, mektep-medrese görmüş, devlette bir yerlere gelmiÅŸ, zinde ve uyanık memleket evladı sahiplenmektedir; buna mukabil millet cahil olduÄŸu için, demokrasinin temel esprilerini kavrayamayacak kadar geri ve ilk fırsatta demokratik nizamdan rücu etmeyi kafaya koymuÅŸ olduÄŸu için “zinde” güçlerin daima uyanık bulunması ve icabında milleti silkeleyip hizaya getirmesi elzemdir. Åžahsen iman ediyorum ki Türkiye’nin çözümü en güç meselesi, iÅŸbu kafa yapısını demokratik terbiyede sabit kılabilmektir. Halbuki bu millet, kendi hesabına “demokrasinin kıymetini bilir mi bilmez mi” diye uykusunu kaçıranlardan kat be kat daha demokrattır ve demokrasinin kendi menfaatine en uygun tarz olduÄŸunu fark ettiÄŸi için ve kendisine zorbaca antidemokratik uygulamalar dayatıldığı için bugün ıstırap çekmektedir. Milletinin ÅŸuur ve ferasetinden şüphe edenlerin, onu idare yetkisini kullanmaya hakkı olamaz.

Ve -kelimeleri dikkatle tartarak ifade ediyorum- bu millet, vatandaÅŸların inanç ve vicdan hürriyetinin devlet tarafından garanti edilmesi, inancın ve vicdanın devlet de dahil hiçbir güç tarafından yönlendirilmemesi manasında idareci ve “muktedir” evlatlarından en az iki kere daha laiktir ve bir yönetim tekniÄŸi olarak laikliÄŸin varlığından rahatsız deÄŸildir; tam aksine laisizmin bir tahakküm vasıtası haline getirilmesinden mustariptir.

Bu kadar basit gerçekleri bilmiyorlar mı diyeceksiniz; hayır bilmiyorlar: İnsan tanımadığı şeye düşman olur veya ürker. Milletten özellikle yalıtılmış resmi veya özel bürolarında millet adına karar verenler milleti bilmiyor ve tanımıyorlar; yetiştikleri, çalıştıkları ve adam yerine konuldukları bütün bürolar ve mekanlar milletten itina ile tecrit edilmiştir, nereden tanıyacaklar?

Bu millet hiç müdahale edilmediÄŸi, zorla eÄŸitilmediÄŸi, dayatmaya maruz bırakılmadığı zamanlarda kendisini idare edenlerden en az iki kat daha “ilerde”: Bu millet, idareci evlatlarından, okumuÅŸ çocuklarından daha cumhuriyetçi, daha demokrat ve daha laik. Ama bilmiyorlar veya bilmek istemiyorlar; bu hakikati resmen kabul ettiklerinde feci surette deÄŸiÅŸmek ve zihin cıvatalarını yeniden ayarlayıp yeni bir zihin konforu aramak zorunda kalacaklar; oysaki, hakikate saygısı olmayanların nefret ettiÄŸi ÅŸeylerin başında “deÄŸiÅŸmek” gelir. Zorba görüntülerinin ardında “biz yanılmış olamayız; millet yanılmıştır. Üç baldırı çıplak teorik olarak zihnen bizden daha ilerde olamaz” inatçılığı yatıyor.

Gerçek teoriyi aştı beyler, zihin cıvatalarınız laçkalaştığı için fark edemiyorsunuz; fark etmeden de olsa zulmediyorsunuz.

Zulmün binası olmaz!

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Kem âlât ile kemâlât olmaz Dehşetli bir kasırganın tam orta yerinde, kırık dümeni iple yarım...
  2. Sel kütüğünün dümeni olmaz Bazen hassasiyetler en zayıf yanımızı teşkil edebilirler; o yüzden sevgileri,...
  3. Başkan, buralar sensiz olmaz! Hadise basit: 77 yaşında rahmetli olan emekli hemşire Necla Omay,...
  4. Bu Rusya iflah olmaz! Hadise çok boyutlu ve her yönüyle yorumlanması ciltler doldurabilir; sırf...
  5. AskerliÄŸin “bedel”i olmaz! Son bir ay içinde, posta kutuma düşen ve “zâhir” bilgilenmem...

- 26 Eylül 1997

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/1997/09/26/kose/kalemle/index.html

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler: ,

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.