Yine “medenî kemâl”

Merkeziyetçilikle mahallîlik arasında medenî erişkinlik çerçevesi içinde denge kurmayı beceremediğimiz için devletin muhafazakâr kanadı merkeziyetçi mevziileri inat ve ısrarla savunuyor.

“Merkeziyetçilik kötüdür, mahallîlik iyidir” yaklaşımı, tersi kadar basit ve iptidai. Dengeden bahsediyoruz. Sert merkeziyetçiliÄŸin mahzurlarını, serbestiyetçi mahallîlilikle dengeleyemezsiniz; bunlar birbirini nakzeden deÄŸil, tamamlayan idarî yaklaşımlar. Bu bakımdan CumhurbaÅŸkanı”nın “Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması kanunu”nu veto etmesini, esas itibarıyla isabetli, gerekçeleri bakımından yanlış buluyorum. Mahallî otoriteye devredilen yetkinin günün birinde türban yasağını delmek için kullanılabileceÄŸi vehmi, esası usulden bozuyor.

Merkeziyetçi idare tarzını tenkid edelim fakat mahallî planda merkezî yetkileri “medenî kemâl” ile kullanabilecek beÅŸerî zenginlik ihdas edip edemediÄŸimizi de gözden kaçırmayalım. Aksi takdirde merkezden mahalline devredilmiÅŸ yetkilerin, ÅŸurada burada mahallî derebeylik özentilerini kışkırtması kaçınılmaz olur. Daha açık konuÅŸmak gerekirse memleketin bir yerinde verimli sonuçlar doÄŸurabilecek bir yetki devri, bir baÅŸka yerde pekâlâ vahim sıkıntılar yaratabilir. Hemen akla gelebilecek zannın aksine üniter yapıyı tehdid eden bölücü eÄŸilimlerin cesaret bulmasından da ötede nüfusumuzun siyasî, idarî ve demokratik kültür bakımından henüz arzulanan yere gelmemiÅŸ olmasına dikkat çekmek istiyorum.

Mahallî basını ele alalım meselâ; mühim göstergedir. Mahallî matbuat, mahallin talebiyle deÄŸil, mahallî esnaftan bir kısmının inisiyatifi ile vücut bulmuÅŸ bir kurum olarak satış ve reklâm gelirlerinden ziyade resmî ilânların yüz suyu hürmetine ayakta durabiliyor: Tirajlarıyla belde nüfusu arasında vahim bir dengesizlik vardır; pek az okunurlar ve doÄŸrusu okunmaya lâyık pek az haber ve yorum üretebilirler. Profesyonel meslek erbabı çalıştırmaya güçleri yetmediÄŸi için profesyonel birikime sahip olamazlar. Bu gibi gerekçelerle yöredeki idarecilerle ve güç odaklarıyla iyi geçinmek zorunda kalırlar ve ancak vahim menfaat çatışması vukuunda sert muhalefete yönelebilirler. Öyle ki günün birinde mahallî gazetelerin tamamı yayın hayatına son verse, bu durum belde sakinlerinin gündelik hayatında pek az dalgalanmaya sebep olur. Buna mukabil partilerin mahallî temsilcileri halkın talep ve tenkidlerini yukarılara aksettirmek bakımından daha tesirlidir. Netice itibarıyla mahallî basın, taÅŸra hayatında aslî deÄŸil figüratif veya fer”î unsurdur. Aynı durum, seçimle iÅŸbaşına gelen mahallî kurullar için de geçerlidir ve bu kurullarda kimlerin görev aldığını, görevlerinin ne olduÄŸunu ve iÅŸlerini hangi kalitede baÅŸarabildiklerini belde sakinlerinden % 99″u bilmez. Bu gibi göstergeler ise idarî, siyasî ve hassaten demokratik kültürün, mahallinde lâyıkı veçhile çiçeklenip geliÅŸtiÄŸine iÅŸaret etmiyor bana göre. Sivillik, bırakınız taÅŸrayı, ülkenin büyük ÅŸehirlerde, sanayileÅŸmiÅŸ ve geliÅŸmiÅŸ bölgelerinde bile demokratik kültürün tabii bir tezahürü haline gelemedi. Bizde sivillik, (Batı”da var, bizde olsun; ayıp olur) gerekçesiyle ve aynen mahallî gazeteler gibi devletin önayak olmasıyla ihdâs edilmiÅŸ alandır, mahallinde talep edildiÄŸi için kamudan tırnak zoruyla sökülüp kazanılmış bir hak deÄŸildir. Nitekim reddedilen kanun da mahallî taleplerin deÄŸil, merkezî otoritenin bir tasarrufu olarak gündeme geldi.

CumhurbaÅŸkanı”nın gerekçesi saÄŸlam olmasa da kanunun yeniden görüşülmesi bir fırsat gibi deÄŸerlendirilmeli bana göre; belirli süreler için pilot bölge uygulaması düşünülebilir meselâ; günü geldiÄŸinde uygulamanın müsbet ve aksayan tarafları yeniden gözden geçirilebilir.

Önemli bir konu; aceleye gerek yok, hele inada hiç!

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Medenî bir mesele: Nasıl eğleniriz? Bu gece yılbaşı, ne yapacağız? En muhafazakârımız bile akşam evine...
  2. Evet, yine aynı terâne! Önümüzdeki günlerde ABD tarafından Irak’a yapılması beklenen askeri harekât, bakıyorum...
  3. Tarih yine tekerrür ediyor! Saraybosna’da dolaşırken veya bir kitapta Gazi Hüsrev PaÅŸa Camii’ni görüp,...
  4. Kem âlât ile kemâlât olmaz Dehşetli bir kasırganın tam orta yerinde, kırık dümeni iple yarım...
  5. Yine çakı-bıçak meselesi ama bu son Yine bir soruyla başlayalım sohbetimize; insanoğlunun eliyle yaptığı, daha doğrusu...

- 7 AÄŸustos 2004

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&trh=20050928&hn=78179

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.