Tos!

Başörtüsü yasağı konusunda ne derece etkili bir kafa karışıklığı yaratıldığını anlamak için 16 Aralık tarihli Zaman’ın Yorum sayfalarında yayınlanan “Türban yasağı Türkiye’ye yakışmıyor” baÅŸlıklı deÄŸerlendirmeyi okumak kâfi geliyor.

Yazı, Hollandalı parlamenter Joost Lagendijk tarafından kaleme alınmış ve bu ülkede az buçuk hukuk bilen ve “hakkaniyet” hissi taşıyan herkesin pekâlâ bildiÄŸi verileri mantıklı bir silsile ile sıralıyor. Özetleyelim:

- AİHM, Türkiye’deki yasağın Avrupa İnsan Hakları SözleÅŸmesi’ne aykırı olmadığına hükmetti. Yasağı “demokratik deÄŸerlerin teminatı” olarak algıladı ve yasağın laikliÄŸin korunmasına katkı yaptığını belirtti.

- Mahkeme dini anlamının yanı sıra türbanın siyasi bir sembol gibi algılandığını da onayladı.

- Halbuki AİHM’nin onayladığı türban yasağına esas teÅŸkil eden eylem, demokrasilerin temel ÅŸartından sayılmak lazım gelen çoÄŸulculuÄŸun bir icabıdır. Kaldı ki her türbanlı üniversite öğrencisi İslamcı rejim kurma amacı taşımakla itham edilemez.

- Söz konusu karar Türkiye’de ve Batı Avrupa ülkelerinde türban tartışmalarının sona ermesine katkıda bulunmayacaktır. Bu mahkeme kararından hareket ederek devletin dini sembollere karşı tutumu konusunda ortak bir “Avrupa modeli” oluÅŸturulamaz. (Çünkü İngiltere’de isteyen kadın polis türban takabilirken, Fransa’da devlet görevlilerinin dini sembol taşımaları yasaklanmıştır ama meselâ Fransa’daki özel okullar bu yasak kapsamının dışında tutulmuÅŸtur.)

- Hiçbir Batı Avrupa ülkesinde üniversiteli kız öğrencilerin türban takmasını yasaklayan bir karar alınmış değildir.

- Fransa’daki yasak uygulaması, kanunla belirlenen sınırlı alanları kapsamaktayken Türkiye’de yasak, “kamusal alan” gibi sınırları belirsiz bir geniÅŸlik kapsamına yaygınlaÅŸtırılmak eÄŸilimindedir.

- Bu durum Türkiye’de ultra-laik Jakobenlerin, aşırılık bakımından fanatik siyasi İslâmcılardan hiç de geri kalmadığını hatırlatıyor.

- AB üyeliÄŸi sürecindeki Türkiye’nin vatandaÅŸları, devletlerinin kendilerine duyması gereken güveni, her hâl ü kârda bugün olduÄŸundan daha çok hak ediyorlar.

- ModernleÅŸme sürecinde Türkiye’de toplumun sekülerleÅŸmesi tahmin edilir bir eÄŸilimdir ancak bu süreç, dinin ortadan kaldırılması anlamına gelmemelidir.

AİHM, o meÅŸhur kararını açıkladıktan sonra Türkiye’de aÅŸağı-yukarı bu tesbitleri ihtiva eden onlarca makale yayınlandı ve bu yazıların hukuk mantığı, Joost Lagendijk’in yukarda özetlediÄŸim tesbitlerinden kalite itibariyle hiç de zayıf deÄŸildi. Lagendijk’in makalesi, aynı endiÅŸeleri taşıyan yerli kalem erbablarının dünya denilen mavi gezegende yalnız olmadıklarını hatırlamaları bakımından şüphesiz sevindirici bir tesir uyandırmıştır ama hepsi o kadar. Bir tutarsızlığı, tutarlı gerekçelerle eleÅŸtirmek dünyanın her yerinde en azından yüksek vicdanları “kımıldatır”. Buna raÄŸmen böyle açık bir tutarsızlığın gerek AİHM çevrelerinde ve gerekse bizim “ultra-laik Jakoben” muhitlerde, gizlenmeye lüzum bile duyulmayan bir “oldu da bitti MaÅŸallah” memnunluÄŸu ile karşılanması pek mânidardır. Belli ki Lagendijk’in görüşleri, AİHM çevresinde -bir hâkim üye hariç- nazarı dikkate alınmaya deÄŸmez nitelikte “marjinal” bir görüş addediliyor.

Bu kafa karışıklığından çıkarılması gereken tek hüküm vardır; bir süreden beri “İslâmî” çevrelerde pek bir muhabbet ve örtüsüz bir iyimserlikle ümid edilen “Avrupa’da hâkimler var; iç hukukun siyasi gerekçelerle koyduÄŸu yasaklar AİHM’den geri döner” yaklaşımı fena halde duvara toslamıştır.

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Şu İsviçrelilerde akıl yok -Şu minare yasağını biraz incelesek diyorum hocam, ne diyorsunuz? -İnceleyelim...
  2. Silah ruhsatı lobisine mânevi yumurta! Silâh Kanunu Tasarısı’yla ilgili haberler beni ÅŸaşırttı; yeni tasarı silâh...

- 19 Aralık 2005

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&alt=yazarlar&trh=20051219&hn=239081

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.