Terim ve Biz

“Ben baÅŸarısız isem Danimarka’nın hocası Morten Olsen’in çoktan gönderilmesi gerekirdi” demiÅŸ Ersun Yanal, “gönderilmeyi hak etmedim” diye ilavede bulunmuÅŸ.

Yunanistan’la İstanbul’da oynadığımız maç sona erdiÄŸi an, yanımdakilere, “Yanal gider, Terim gelir” dediÄŸimi gayet iyi hatırlıyorum. Ne sezgi, ne kehanet ne de temenni; veya her üçü birden.

Ersun Yanal, futbol gibi son derece basit bir mantık kurgusuyla oynanan bir oyuna, zihninde ve düşünce dünyasında gereÄŸinden fazla derinlik verdiÄŸi ve neticede tutarsızlığa takılıp kaldığı için iÅŸinden oldu. Maçlarla ilgili istatistiklere ve bilgisayar analizlerine verdiÄŸi önem, kağıt üstünde onun, futbolun düz mantığına inandığını ihsas ediyordu ama neticede “içimizden biri” olduÄŸu gerçeÄŸini hesap edemedi. BaÅŸka istatistikler de vardı ve o, istatistik analizleri arasında seçme yaparken hissi davrandı ve ihmal ettiÄŸi istatistikler, milli takım kariyerini sona erdirdi. Bazı yorumcular Yanal’ın görevden alınmasına, lig takımlarından birini çalıştırırken bazı tatsız dedikodularda isminin geçmesini zikrediyorlar. Bu söylentilerin sıhhati hakkında kimse bilgi sahibi deÄŸil ama hepimizin bildiÄŸi bir baÅŸka Türkiye gerçeÄŸi var: Sahada baÅŸarılı olsaydı, geçmiÅŸte isminin karıştığı dedikoduları bugün kimse hatırlamayacaktı. Dolayısı ile Yanal’ın kendini Danimarka’nın teknik patronu ile kıyaslamasında kuvvetli bir mantık illiyeti yoktur.

“Yanal gider, Terim gelir” derken seslendirdiÄŸim bir temenni deÄŸildi; belki, “bu iÅŸin varacağı nokta budur” makamında bir tahmin. Fatih Terim, Türk spor basınında çok güçlü bir “taraftar” desteÄŸine sahip. “Ben Terim’i biraz tanıyorsam Türkiye’de görev kabul etmez” yorumunda bulunanlar kadar, “Ben Terim’i tanıyorsam milli vazifeden kaçınmaz” ÅŸeklinde yazanlar da aynı taraftar korosunun üyeleri sayılırlar. Son bir haftadan beri Fatih Terim’in baÅŸarılarla dolu futbol kariyeri üzerine yazılan derin hayranlık tahlilleri okuyup durmaktayız. Bu hayranlar korosuna katılmamı engelleyen küçük bir pürüz var bana göre; Terim’in Galatasaray’da geçirdiÄŸi son teknik direktörlük tecrübesi, bir teknik adamın uÄŸrayabileceÄŸi her nevi talihsizlik ve baÅŸarısızlık örnekleriyle hayli zedelendi ve yerine Hagi’nin getirilmesiyle sona eren bu baÅŸarısız dönem, bana göre Terim efsanesini bir hayli gölgeledi. En azından onun bir futbol sihirbazı olmadığını öğrenmiÅŸ olduk. Halbuki, Yanal gözden çıkarıldığında Terim’in akla gelen ilk ve en makul isim gibi görünmesinde, onun sıra dışı futbol bilgisine duyulan derin ve müşterek güven hissi bulunuyor. Ne var ki ÅŸu gerçeÄŸi de kabullenmeye mecburum; Türkiye’de Fatih Terim’in yegane rakibi, kendisidir; ÅŸu manada: Bu efsaneyi ancak yine bizatihi kendisinden kaynaklanan olumsuzluklar sona erdirebilir ve Fatih Terim, kendi derununda taşıdığı olumsuzlukları, zannıma göre meziyet olarak algılamaktadır. Daha önce de yazdığımı hatırlıyorum: Terim kendisiyle barışık bir görüntü vermiyor ve o, kendi “ben”iyle yaÅŸadığı çatışmaları dışarıya aksettirdiÄŸinde futbol kamuoyunda “güçlü ve karizmatik hoca” algısını güçlendirdiÄŸinin farkında. Karışık ve anlaşılması zor bir durum; bu kertede söylenilmesi gereken nihai hüküm ÅŸudur bence: Terim, hata iÅŸlediÄŸini fark ettiÄŸinde bile, durumu baÅŸka faktörlere izafe ederek özgüvenini muhafaza etmeyi tercih ediyor ve bu hali, onu sevenlerde sempati ile karşılanıyor.

Futbolda veya siyasette, “tek adam”ların gücünü ve karizmasını inÅŸa eden aslında bizleriz; yani kamuoyu. Onları, beklentimize cevap verdikleri oranda güçlendiriyor ve destekliyoruz. Kadim Yunan tiyatrolarının duvarındaki ibareyi hatırlatarak hatm-i kelam edelim:

“Ne gülüyorsun (aÄŸlıyorsun); anlattığım senin hikayen!”

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Gülümse; daha iyi olacak! Galatasaray’da ilginç ÅŸeyler oluyor; Türkiye’nin uluslararası spor kamuoyuna çıkardığı yegâne...
  2. İlk gün sünnet; ikinci gün milli forma! Bu konu üzerine önceden hayli fikir belirtildi; hatta bir futbol...
  3. Aurelio işte şimdi Türk oldu! Türklük dediğin nedir ki; işini iyi yapacaksın evvelâ, eski tâbirle...
  4. “Denizli” ufkunda bu dan dun sesleri nereden geliyor?.. Maçtan önce bir ÅŸeylerin kötü gideceÄŸi, BeÅŸir AyvazoÄŸlu’nun, “BoÅŸuna heveslenip...
  5. MaÄŸlubiyeti kazanmak veya boÅŸa çıkmış bir tez Sezonun baÅŸlarında bu sütunda yayınladığım, “Geretsler artsın, eksilmesin” baÅŸlıklı yazıda...

- 27 Haziran 2005

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&trh=20050928&hn=186893

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.