Surlar, duvarlar ve kapılar
Azınlıklar meselesinin tartışıldığı Siyaset Meydanı’nda Mario Levi, bir sanatkar hassasiyeti ile azınlıklarla “ana kitle” arasındaki iliÅŸkileri çözmekte kullanışlı olabilecek kavramlar üzerinde durdu: “Sur ve Duvar” kelimelerinin temsil niteliÄŸinden bahsederken sözlerini “surların yıkılması” temennisiyle bitirdi. Surlar ve duvarlar, iç içe yaÅŸamak durumundaki farklı toplulukların aidiyet alanlarını belirlemek için inÅŸa ettiÄŸi yapılar. Peki, niçin yıkılmalı surlar ve duvarlar? Mario Levi’nin kastettiÄŸi manayı anlıyorum: Sadece ortak insani deÄŸerlerin mensubiyet için yeterli olduÄŸu, sair endiÅŸe ve reflekslerle kompartmanlara bölünmemiÅŸ fazıl bir toplum hayatından bahsediyor; atmosfer basıncı altında mükemmel ve kusursuz bir metal küre yapmak kadar “fictiv” ama muhakkak ideal ve yüksek bir tasavvur.
Pratiğe, yani tarihe bakalım: Sursuz ve duvarsız toplum yok. Kategorik düşünce yalın, tabii ve kullanışlıdır. Duvarların veya surların kategorize etmediği bir toplumda yaşamak kimseye huzur vermez ve bu hükmün demokrasi, eşitlik veya adalet fikrini rencide edici bir tarafı yoktur. Sur, sadece düşmana karşı korunma fikrine hizmet etmez, içindekileri salim düşünme zamanları da bahşeder ve aslında surlar dışa açılabileceğimiz son hudutları değil, ricat edebileceğimiz son hudutları tahdid eder.
Ve surların kapıları vardır; “sur”u manidar kılan da kapılardır: Her sabah surların kapıları açılır; insanlar, emtia, fikir ve inançlar, marifet ve hırfetler, kelimeler ve kavramlar içeriye ve dışarıya doÄŸru seyr ü sefere baÅŸlar. Gün batımına kadar muarefe ve beÅŸeri temas devam eder. AkÅŸam olunca kapılar kapanır; hareketlilik bu defa tersine akar ve sükunet baÅŸlar; ne var ki hiçbir ÅŸey bir önceki gibi deÄŸildir. DeÄŸiÅŸmiÅŸtir ve sur kapıları ardında kendini emniyette hissettiÄŸi için ertesi güne endiÅŸesiz, tedirginlikten uzak hazırlanan insanlar deÄŸiÅŸimi sindirecek sükunet zamanları bulabileceklerdir.
Hayır, surları ve duvarları yıkmayalım; onlar bize her zaman lazım; ama bütün dikkat ve hassasiyetimizi “kapılar”dan ayırmayalım. Her kapı, açılmak için yapılır; kapının açılması kadar kapanması da tabiidir ve bir kapının ne zaman açık, ne zaman kapalı kalacağı insanların en ciddi imtihanlarından biridir. Sur ve duvar gibi kapıların da bir iÅŸleyiÅŸ hukuku vardır. Ezcümle “sulh ve selamet” dediÄŸimiz mevhibe, farklılıkları birbirinden ayıran ve birbiriyle buluÅŸturan kapıların doÄŸru iÅŸlemesiyle te’sis olunabilir. İnsanların surlarını ve duvarlarını yıkarsanız, onlar alelacele kendilerine daha muhkemini inÅŸa etmek için panik içinde didinmeye baÅŸlarlar, yine müdahaleye uÄŸrarlarsa bu defa zihni surlar yükseltirler ki onları yerinden kaÄŸÅŸatmanın neredeyse imkanı yoktur. Barış, sursuz, duvarsız ve kapısız bir toplum inÅŸa etmekten geçmiyor; barış, kapıların hukukunu doÄŸru tedvin edebilmekle mümkün.
“Duvarları ve surları yıkalım”, edebi tesiri leziz ve latif bir cümle; ama doÄŸru deÄŸil. Bana sursuz ve duvarsız olduÄŸu halde barışık yaÅŸayan bir toplum örneÄŸi gösteremezsiniz; tam aksine farklılık kompartmanlarının düşüncesizce imha edildiÄŸi yerlerde fitne ve kavganın eksik olmadığına dair yığınla misal gösterebilirim.
Siyasetin gündelik lisanında “birlik ve beraberlik” terkibinin hep bir arada kullanılması, çok önemli bir vakıayı gözden nihan ediyor; birlik ve beraberlik birbirinden mahiyet itibariyle farklı kavramlar; milli devletler içte “birlik” inÅŸa etmek maksadına yönelmiÅŸti. Sur inÅŸa ederek veya yıkarak “birlik”e eriÅŸmek neredeyse imkansız. Halbuki “beraberlik”, birliÄŸe göre daha kolay eriÅŸilen, mutabakata açık ve çok daha sürdürülebilir bir mana kapsıyor. “Beraberlik”, birlik kavramı kadar parlak görünmemekle birlikte daha doÄŸru ve sıhhatli bir kavram ve sıhhatli bir beraberlik için “sur ve duvar” inÅŸa etmek kaçınılmazdır. Tarihin kaydettiÄŸi en uzun ömürlü siyasi organizasyonlar, birlikten ziyade “beraberlik” fikrini esas almıştır.
Surdan, duvardan endiÅŸe etmeyelim; onlar hep vardı ve daima olacak; yeter ki “kapılar” unutulmasın!
Kapılar mühim, çok mühim!
İlgili olabilecek yazılar:
- Kitaplar evler duvarlar Zihnime sûreti düşen ilk basılı yayınları hatırlamaya çalışıyorum; bunlardan ilki...
- “Others” kapısından atlayamadım Brezilya Hükümeti, kendi vatandaÅŸlarına ABD’nin uyguladığı vize uygulamasının aynısını Brezilya’yı...
- Balkondaki İkarus kapısı Bir günlüğüne konaklayacağınız bir otel odasında iskemlenin, sehpadaki bardağın yerini...
- ‘Dar kapı’yı seçin çocuklar… -Sevgili çocuklar, yeni ders yılı hepimize hayırlı olsun; ilk dersimizin...
- Hacet kapıları Avrupa BirliÄŸi’ne tam üyelik maceramız, mahkum edildiÄŸimiz aykırı ve abes...
Ahmet Turan Alkan - 6 Aralık 1999
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/1999/12/06/yazarlar/1.html
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


