Sorular, teklifler…
İnsanları korkutmak gibisi yoktur; korkutarak yönetmek veya korkuları yönetmek, iknâdan ve mantığa hitab etmekten daha etkili.
“Vaizler niçin genellikle galeyânı hatırlatır bir ses tonuyla, yüksek perdeden, çoÄŸunlukla bağırarak ve azarlama üslûbuyla hitâbeti severler” diye düşünceye daldığımda vaizin ne söylediÄŸini artık dinlemiyordum bile. Merkezden diÄŸer camilere dağıtılan yayını ses mühendisleri analiz etseler % 90′ı insan sesiyle ilgisi olmayan mâdeni hışırtı ve parazit gürültüleri çıkar. Zor mudur; artık dijital yayın diye bir teknoloji var ve gün geçtikçe ucuzlayıp yayılmakta. Yayın teknolojisinde terfî kolay, mikrofonun önünde konuÅŸacak adamları bulmak o kadar kolay deÄŸil.
Cuma vaazlarını ve minberden irad edilen hutbeleri daha yüksek, gönül doyurucu, müşfik ve latif bir edâya büründüremez miyiz? Cuma namazlarında mescidlerin cemaati bol olur; âlâ fırsat. “Cuma günleri mü’minin bayramıdır” der dururuz; bu cumaların bayramlık veya bayrama benzer neyi var ki?
Cuma namazının insana kazandıracağı mânevî rütbeleri ayrı tutalım: Cumanın ehemmiyeti, inananları haftada bir defa bir çatı altında bir araya getirmek; toplumsal boyutu öne çıkan bir ibâdet. Tek başınıza cuma namazı kılamaz, kazâ edemezsiniz; öyle ki o saatte cemaat bulsanız bile her mekânda cuma kılınmaz. Önceden duyurulmuÅŸ, mâlum edilmiÅŸ bir yer olacak. Bir araya geleceksiniz; bir araya gelmekten maksad “muârefe” etmek. Muârefe, tanışıp biliÅŸmek, birbirinden haberdâr olmak, kaynaÅŸmak, âşinâlık. Câmilerimizde bu mânâda muârefe edildiÄŸini göreniniz var mı? Bayram namazlarında bile iÅŸimiz bitince dışarı çıkmaya can atarız.
Niçin işin tadını çıkarmayı hiç akla getirmeyiz peki?
“Âdet olmamış”; âdet deÄŸilse âdet haline getirelim. Bid’at-ı hasene bile deÄŸil resmen ve alenen Efendimiz’in mescidi evvelen insanların muârefe ettikleri bir mekândı. Sahâbenin ibâdet haricinde mescidde neler yapabildiklerini merak etmeliyiz; hayret edeceÄŸinizden ve hoÅŸlanacağınızdan eminim!
Vaizlerin cemaate hitab tarzı niçin hep i’tab edici ve azarlayıcı tondadır? Åžefkate davet ederken bile suçlayıcı bir edâ, vaaz retoriÄŸinin en klasik unsuru haline gelmiÅŸ. Cemaatin suçunu kabullenir edâda başını öne eÄŸmesini zımnî tasdik saymayınız; Râşid halifeler devrinden sonra mescidde itirazda bulunmayı günâh ve i’tizal sayan bir gelenek kökleÅŸtirmiÅŸiz. İtiraz etmezler ama içlerinden neler geçtiÄŸini nerden bileceksiniz? Cemaatle diyalog yok; cemaatle fikir alışveriÅŸini kolaylaÅŸtıracak bir an’anemiz de yok; biz söyleriz onlar dinler ve itaat ederler veya öyle görünürler.
Camilerimiz temiz midir; değildir. Temiz tutmak zor mu; değil. Bu lâzıme güzellikle izah edilse yevmiye üç kere koca mescidi başından sonuna tozunu alıp gıcır gıcır silecek bir hazır kıta cemaati (Mescid horozları!) vardır her câminin. Şevk ile aşk ile yaparlar.
Dünyanın ayakkabılığını yapıp koysanız, yine de bazıları pabucunu kapı önüne bırakır; mutlaka evine girerken de öyle yapıyor olsa gerektir diye düşünürüm. Zor mudur; izah edilmesi lâzım, birkaç ay üzerinde durulup tekrar edilmesi halinde düzelir bu işler.
Cumadan çıkınca cemaate ÅŸeker dağıtamaz mıyız meselâ? Kandillerde oluyor bazen, güzel ÅŸeydir. Yaz günü limonata olur, gazoz olur, soÄŸuk su olur; kış günü helvâ, çay, sâlep olur. Câmi dernekleri, vakıfları bu iÅŸi rahatlıkla düzenlerler, hayır sahipleri de “bu hafta benden” diye sıraya girerler. En azından üç-beÅŸ dakikalığına göz âşinâlığı olur; insanlar birbirlerini tebrik eder, el sıkışırlar. Bu geleneÄŸin gençler ve çocuklar üzerinde ne kadar güzel bir tesir uyandıracağını hesab edelim bir kere.
Asr-ı Saadette mescidler, içinde hayatın aktığı yerlerdi; sonraki nesillerin katkısı (!) ile derûnundan suçlu bir edâ ile bir an evvel kurtulmak istediğimiz kasvetli ve hayattan kopuk parantezler haline getirdik mescidleri.
Evet, düzeltmeye neresinden başlayacağız?
İlgili olabilecek yazılar:
- Sorular, tesbitler… 1- Saldırgan hemen yakalandı ama cuma günü öğle vakti itibariyle...
- Yunan krizine dair küçük sorular Dikkatlerimizin daha ziyade “iç”e döndüğü önemli bir sosyal deÄŸiÅŸim sarsıntısının...
- Saç döktüren sorular Olup bitenlerin Kemalist doktrin açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiği yolunda kimsenin...
- Cevap beklemeyen sorular Aşağıdaki sorular, sadece bir nevi zihin idmanı olsun kastıyla, uzun...
- Sorulası sorular ReÅŸadiye pususunun öteki ayrıntıları üzerinde duralım: Suikastçi kaatiller, “Dersim eyaletimize...
Ahmet Turan Alkan - 27 AÄŸustos 2005
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&trh=20050928&hn=205234
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


