Şapkadan çıkan tavşan?

“Kürt meselesi”nin daima “çözüm”le birlikte telaffuz edilmesi, hepimizin zihninde müthiÅŸ bir baskıya yol açıyor ve ardı alınamayan terör cinayetleri yüzünden önümüzü göremiyoruz. Evet, bu toplumsal nitelikli bir mesele fakat silahla savunulan bir mesele.

Çözüm ise nedense hep Kürt tarafın alacaklı, Türkiye’de esas unsur olduÄŸu varsayılan Türklerin ise borçlu sayıldığı bir eski hesap üzerine kuruluyor. Bu hesap tamamen haksız sayılmaz fakat mâruz kaldığımız terör baskısı, eski hesaplara yeniden göz atmayı unutturacak raddelerde seyrediyor. Bir baÅŸka söyleyiÅŸle Kürtlerin önemli bir kısmı, uzlaÅŸma masasına ille de silahla gelmeyi olmazsa olmaz bir ÅŸart sayıyorlar. “DaÄŸlarda egemeniz, istediÄŸimiz eylemi koyuyoruz; gelin razı olun, ateÅŸkes ilan edelim, barış yapalım” tavrında ısrar ederek, devletin bileÄŸini zorla bükmek stratejisi üzerinden konuÅŸuyorlar ki bu tavır, silahlı Kürt siyasetinin baÅŸlıca ve en önemli açmazıdır. Masaya, daÄŸdaki silahlarla gelmek ve terör gibi çirkin bir araca tevessül ederek söz söylemek, diyaloÄŸu zehirliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendisinin mağlup sayıldığı bir ateşkesten sonra masaya oturmaz; oturamaz; bunu yapmayı zihninden geçiren hükümet o andan itibaren siyâsi mevtâdır.

Evet, bizim bir Kürt meselemiz var fakat bu mesele, fiilî bir toplumsal problem olmaktan çok Kürtlerin zihnî takıntılarının büyüttüğü bir sıkıntıdır; öyle ki, silahın zoruyla siyaset yapan Kürtleri tam mânâsıyla tatmin edecek bir çözüm yoktur. Belediye binasının önüne bir baÅŸka bayrak dikmek, bölgeye federatif özerklik kazandırmak talebinin “nihâi” olduÄŸunu kimse söyleyemez meselâ ve esas garâbet ÅŸurada ki, Kürtler adına kimse, nihai karar verebilecek durumda deÄŸil. Silahlı Kürtler, daha iyimser ve barışçı Kürtlerin söz hakkına el koyuyor.

“Çözüm, ÅŸimdiki hâldir” tesbiti tam bu noktada herkese yeni bir bakış teklifidir. Çözüm ÅŸimdiki hâldir, çünkü ÅŸimdiki hâlin tabii avantajları ancak bu nimet fark edilirse daha görünür hale gelebilecektir. Çözüm, Türkiye’nin her yerinde, her sektöründe, her kurumunda, her alanda Türklerle Kürtlerin beraber yaÅŸayabilmesidir ki biz bunu, yani iÅŸin en zor kısmını zaten baÅŸarmış durumdayız. DaÄŸlardan gelen en kanlı haber bile düzde bir intikam histerisine yol açmıyorsa (ki çok şükür), hâlâ birbirimizin yüzüne bakacak hâlimiz var demektir; bu hâli niçin “elde var bir” cümlesinden saymıyoruz?

Hayır, anayasal akrobasiler yaparak, şapkadan tavşan çıkarmaya kalkışarak birbiriyle geçinemeyen unsurlara kısmi tavizler tanıyıp sûretâ çözüm geliştirmemiz gerekmiyor; bunun yerine hadiseye bakışımızı değiştirmemiz kâfidir. Problem çözmenin bir yolu da eski bakışı terk edip yeni gözlem yerleri aramaktır çünkü.

Esasen “Açılım” politikalarının hakarete uÄŸrayıp istiskal edilerek çürütülmesi, ÅŸahin geçinen silahlı Kürt takımının eseriydi; bu kolaycılığa muhalefetin de güle oynaya iÅŸtirak etmesi büyük talihsizlik oldu. Açılım, üniter yapıyı kurcalamadan zihinleri sâkinleÅŸtirme safhasının en yararlı araçlarından biriydi; hâlâ öyledir. Kısmi baÅŸarısızlığı yüzünden terk edilmemeli, geliÅŸtirilmeli, çünkü zihnî planda onarıcı ve sâkinleÅŸtirici unsurlara dayanan bir siyâsetti. Tam da ihtiyaç duyduÄŸumuz bir ÅŸey.

Üniter devletin, bürokratik oligarşi tarafından sert ve kırıcı yorumlara, kötü uygulamalara tâbi tutulması, onun işe yaramaz olduğunu göstermez; esasen kanunlar, kalıplar, hükümet ve egemenlik modelleri kendi başlarına anlamlı sayılmazlar. Önemli olan birlikte yaşama arzusu ve iradesi göstermektir ki biz onu fiilen yaşamaktayız.

Silahlı Kürtler, kendileri için denizin bittiği yerde, sürpriz bir şekilde belediye binalarının önündeki bayrak direklerinden bahsetmeye başladılar ki mânidardır. Çözümü kuyulardan çıkarmaya, gökten yere indirmeye ihtiyâcımız çok; çözüm biziz, çözüm zaten yaşadığımız bir şeydir.

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Projektör ve tavÅŸan İlginç bir ayrıntı: Maide Sûresi’nin 27 ilâ 31. âyetlerindeki kıssada...
  2. Devlet, Fener, laiklik, tavÅŸan… Devletin 1923′te kurulmuÅŸ olması, tamamlanmışlığı deÄŸil baÅŸlangıcı ifade ediyor; halbuki...
  3. İki tavşan; hiç tavşan -Üstâdım, aziz hocam, sizi son günlerde pek dalgın ve gergin...
  4. Yazık “Ama sen insan öldürüyorsun” dediÄŸinizde, “Kesinlikle yanlış anlıyorsunuz; siz de...
  5. “Sahi, Kürtler ne istiyor?” “Biraz da Kürt Burjuvazisi KonuÅŸsun” baÅŸlıklı yazıya, “Bizden âlâ Kürt...

- 10 AÄŸustos 2010

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1014151

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.