Peyâmi

Beşir Ayvazoğlu ile çok müştereğimiz var; hemşehriyiz, aynı kuşaktanız, dünya görüşlerimiz beraber, eşyâya bakışımız benzer, hemen hemen aynı yıl içinde evlendik,

çocuklarımız bile aynı yaÅŸta, aynı meslekle iÅŸtigal ediyoruz, annelerimiz “ihvan bacısı”, beslendiÄŸimiz kültür kaynakları ortak, eÅŸlerimiz öğretmen ve hepsinden önemlisi yıllardan beri dost ve arkadaşız; öyle ki ana—baba bir çoÄŸu kardeÅŸte bile bu kadar müşterek bulmak zordur.

Geçenlerde postadan bir kitap çıktı: Üstünde “Peyâmi” yazıyordu ve eser BeÅŸir AyvazoÄŸlu’na aitti. Duygulanarak, iftihar ederek, biraz da imrenerek açtım kitabı. Nice yıldan beri BeÅŸir’in bu büyük proje için emek verdiÄŸini, kaynak topladığını, kütüphane tozu yuttuÄŸunu ve daracık çalışma odasında aile âhenginden “koparılmış” saatler boyunca çalıştığını yakından biliyordum. Esasen kitabın bazı fasıllarını, Türk Edebiyatı dergisinde daha önce neÅŸretmiÅŸti ama onca zahmet ve dikkati iki cilt arasında okuyucunun takdir ve alâkasına sunulmuÅŸ halde görmek beni heyecanlandırdı.

Biyografi yazarlığı, edebiyatımızda pek iltifat görmeyen bir meÅŸgale. Bir Midhat Cemal, bir Åževket Süreyya, bir Ahmed Hamdi’nin yanında zikredebileceÄŸimiz biyografi yazarı bulmakta sıkıntı çekiyoruz. Biyografi yazmak müşkül iÅŸtir; bir araÅŸtırmacının sabır, azim ve dikkati, bir tarihçinin kiÅŸi ve hâdiseleri “tartmakta” göstermesi gereken ustalık ve en sonunda eserine —hissettirmeden— edebî lezzet ve sürükleyicilik rayihâsını katabilecek bir te’lif kudreti gerektirir. İftiharla belirtmeliyim ki BeÅŸir AyvazoÄŸlu, bu tarz üzre eser vermeye devam ettiÄŸi takdirde —ki inşâallah—, bir zaman sonra ÅŸairliÄŸinden ziyâde biyografi kaleme almaktaki ustalık ve mütebahhiresi ile anılacaktır.

“Peyâmi” bir roman gibi sürükleyici ve bir tarih etüdü kadar aslına sâdık kalmak hususunda titiz bir çalışma olmuÅŸ. Onca iÅŸ arasında bu kabil kalıcı ve mânidar eserler verebildiÄŸi için BeÅŸir’e gıbta ediyorum. Onun vaktiyle akademik kariyer vâdisine girmemiÅŸ olması, akademik dünyamız için bir kayıp sayılmalıdır ama “ilim âlemi”miz için asla; çünkü BeÅŸir AyvazoÄŸlu, yıllardan beri hemen her çalışmasıyla ilmî literatüre kıymetli eserler kazandırıyor.

Fazla söze gerek yok; Peyâmî, “BeÅŸir AyvazoÄŸlu tarafından kaleme alınmıştır” gibi bir kalite bandrolüyle çıkıyor okuyucunun huzuruna!

Tebrikler Beşir; beni imrendirdin; darısı daha nice eserlere inşâallah!

Hep mazlumdan yanayız; futbolda bile…

16.Dünya Futbol Åžampiyonasıyla “zenginin malı, züğürdün çenesi” mesafesinden ilgilendiÄŸimiz bir gerçek; Ayyıldızlı onbirimizin 32 takım arasına giremediÄŸi bu büyük yarışmada bir kere daha “seyirci”, bir kere daha “kahve döğenin hınk deyicisi”yiz.

Ekranda cicili—bicili formalarıyla iki iyi futbol takımı karşı karşıya gelmiÅŸ; evde maç seyretmenin asgari ÅŸartları mevcut (televizyonun bulunduÄŸu oda dikkat dağıtıcı unsurlardan, yani fıtraten futbola ilgi duymayan kadın ve gürültücü çocuklardan tecrîd edilmiÅŸ, ekrana gün ışığı düşüren pencereler perdelenmiÅŸ, mutfaÄŸa çay “sipariÅŸ” edilmiÅŸ, koltuk rahat, yayın kusursuz) fakat futbol seyircisi olmanın en mühim lâzımesi eksik: Futbol seyircileri bilir, illâ bir takımı desteklemeli ki, 90 dakikalık itiş—kakış boyunca sizi hâdiseye baÄŸlayacak mânevî, sempatik bir sebep bulunsun.

İtalya—Şili karşı karşıya; kimi tutacağız?

El cevap: Åžili. Niçin Åžili? Åžili ile hiçbir komÅŸuluk bağımız, tarihi geçmiÅŸimiz, alıp—vereceÄŸimiz yok, hattâ Türk seyircisinin % 80′i Åžili’nin hangi Okyanusa kıyısı olduÄŸunu bile bilmez. Niçin İtalya yerine Åžili’yi tutuyoruz sahi?

Norveç, Fas’a karşı; siz bu maçı seyrederken kimi tutardınız? Cevabı beklemiyorum bile: Banko Fas! Niçin?

Kamerun—Avusturya; tutacağımız takım Kamerun!

Tek tek saymaya gerek yok, “tutacağımız” takımı, sırayla ÅŸu kriterlere göre belirlediÄŸimizi rahatlıkla iddia edebiliriz: Evvelâ, iki takımdan biri İslâm ülkesi ise diÄŸerinin hiç ÅŸansı yok. İkinci olarak “continental” bir klasman yaptığımız söylenebilir. Bir Avrupa takımı ile karşı karşıya gelen Asya, Afrika, “Güney ve Orta” Amerika takımı peÅŸinen “bizim takım” haline geliyor. İki Avrupa takımı birbiriyle eÅŸleÅŸmiÅŸse, biz daha az geliÅŸmiÅŸ olanını seçiyoruz. Hattâ biri beyaz, diÄŸeri renkli (colored) takımdan, “beyaz olmayanı” destekliyoruz. Peki, İngiltere ile İskoçya rakip olursa ne yapacağız? Cevabı kolay: Tabii ki İskoçya’yı tutacağız, çünkü İskoçlar İngilizlerden pek hoÅŸlanmayan, “kafa tutan” bir millet; kezâ Galler, İrlanda da öyle.

Bir de “bizimkiler”in oynadığı takımlar var; yani Türkiye’de top oynayan Nijeryalı, Romen, Güney Afrikalı, Danimarkalı futbolcuların varlığı da tavrımızı belirliyor ama pek o kadar deÄŸil; meselâ Romanya ile Tunus’un maçı olsa “aman bizimkiler kazansın” diye Romanya’yı tutacak hâlimiz yok; banko Tunus tabii ki!

Hâdiseye tersinden bakalım; İngiltere’yi —rakibi kim olursa olsun— hangimiz kalpten destekleriz ki? Hele Ermeni meselesine çanak tutan politik tavrından sonra Fransa’nın Türkiye’de taraftar bulması mümkün mü? Kezâ Hollanda, Belçika, Almanya da peÅŸinen muhalif olduÄŸumuz ekipler.

Ekran karşısında takım seçerken bu iÅŸi düşündüm ve hissettim ki dünya çoktandır kabaca ikiye bölünmüş: Bir tarafta geliÅŸmiÅŸ ülkeler var; çoÄŸu Avrupalı, yakın tarihinde sömürgecilik sâbıkası bulunan, şöyle veya böyle İslâm topluluklarına silâh çekmiÅŸ ve galebe etmiÅŸ ülkeler. DiÄŸer tarafta geliÅŸmemiÅŸ, sanayileÅŸmenin ve tarihin kenarında kalmış, yenilmiÅŸ, mezâlime uÄŸramış mazlum memleketler yer alıyor ve biz kendimizi hep mazlumdan, fukaradan, yenilikten, zayıftan yana hissediyoruz. Hemen belirtmeli ki bizim bu tavrımız “modernleÅŸme” ile, “sanayileÅŸme” ile baÅŸlamış bir tavır deÄŸil; XVI. Yüzyılın süper gücü olduÄŸumuz yıllardan, hatta ondan çok daha öncesinden beri Türk’ün tercihi hep aynı.

Bizi biraz da bu genetik tercihimiz târif etmiyor mu?

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. “Denizli” ufkunda bu dan dun sesleri nereden geliyor?.. Maçtan önce bir ÅŸeylerin kötü gideceÄŸi, BeÅŸir AyvazoÄŸlu’nun, “BoÅŸuna heveslenip...

- 4 Temmuz 1998

Kaynak: http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=16952

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler: ,

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.