Pehlivan, pehlivan!..
Kesinti haberini duyunca tecrübe ürünü bir refleksle hemen çarşıya seğirtip bir kutu mum, iki el feneri ve pil tedarik ediverdim. Şimdi işitiyoruz ki jeneratör, şarj edilebilir seyyar fener satışlarında patlama olmuş. Bütün aile reisleri galiba benim gibi düşünmeye mecal kalmadan ve elektrik kesintisinin ardındaki sebepleri irdelemeye fırsat bulamadan çarşıya üşüştüler. Çabuk davranmanın fikri kritikten daha önce geldiği ve daha değerli olduğu anlar vardır: Evvela davranır, sonra vakit bulunca düşünürsünüz. Enerji bakanının dramatik basın açıklaması, hepimizi düşünmeden önce davranmaya itti; sırf bu bakımdan bile kötüydü.
Demokrasilerin güzelliÄŸi ÅŸurada ki bazen düşünmeye de vakit bulunabiliyor: Hafta sonuna doÄŸru elektrik kesintisinin bir tezgah olabileceÄŸi yolunda önemli haberler yayınlandı. Kesintinin, Türk kamuoyunda pek taraftar bulmayan “Mavi Akım” projesine aciliyet kazandırmak, hatta Türkiye’yi bu pahalı projeye mecbur bırakmak gibi manipülasyonlardan bahsedildi ve gariptir Ukrayna’nın çektiÄŸi gaz, üç gün içinde yeniden bollaşıverdi.
Müheykel yapılı enerji bakanının dramatik basın toplantısını canlı yayında seyrederken, halkına kesintilere alışmak gerektiÄŸini telkin eden bir bakanın niçin istifadan bahsetmediÄŸi meselesine takıldı aklım; etrafındaki gazetecilerden hiçbiri de akledip, “Bu durumda istifa etmeyi düşünüyor musunuz sayın enerji bakanı?” diye bir soru yöneltmedi. Bir enerji bakanı hangi durumda istifa eder diye düşündüm sonra, ÅŸimdi deÄŸilse ne zaman?
EÄŸer kesinti meselesi gerçekten tezgah ise, sadece enerji bakanının deÄŸil bütün hükümetin istifası gerekir; ama Türk siyasi hayatında istifa, iÅŸlemeyen, iÅŸletilemeyen ve bu yüzden demokrasiyi tıknefes hale getiren bir müessese. Siyasiler bir ara içlerinden “akıl” kiÅŸileri bir araya getirip, hangi hallerde istifa etmenin demokratik ahlaka uygun düşeceÄŸini bildiren bir protokol hazırlasalar da öğrensek. Mesela cezaevi isyanları esnasında adalet bakanının niçin istifa etmediÄŸini hala anlayabilmiÅŸ deÄŸilim; keza isyan gününden beri bugüne kadar cezaevi yönetimlerinde neyin deÄŸiÅŸtiÄŸi hakkında da bilgimiz yok. Halbuki istifa etmeyi gerektiren öyle haller vardır ki, ÅŸahsi kusur bulunmasa bile sorumlu kiÅŸi, ortaya çıkan skandalın tekerrürüne mani olmak maksadıyla istifa eder; yerine gelen kiÅŸi ise, aynı hatanın aynı cinsten bir keffaretinin olduÄŸunu idrak ederek iÅŸe baÅŸlar.
Böyle vahim bir enerji krizinin tam da kesinti anında halka duyurulmasındaki garabete dikkat ediniz: “İşte yıllardır ikaz ede ede dilimizde tüy bitti de kimselere anlatamadık.” diye gururlanmak kaç para? Sabah’ta Gülay Göktürk çok haklı olarak “Biz söylemiÅŸtik” zihniyetiyle dalga geçiyor: “Enerji planlaması ile koordinasyonu biz mi yapacaktık, enerji kaynakları konusunda planlama yapmak yetkisi bizde mi?” Sanki diÅŸ fırçalamak, her sabah jimnastik yapmak veya kırmızı etten uzak durmak gibi bir ÅŸahsi sorumluluk altındaymışız da bize vaktiyle bu öğütleri veren “devlet adamları”nı dinlememiÅŸiz gibi ezik, adeta bir suçluluk duygusu içinde dinliyoruz bu ucuz ahkamları. EÄŸer bu kesinti iÅŸi tezgah deÄŸil de hakikat ise karşılaÅŸtığımız manzaranın anlamı ÅŸu: Adam sorumluluÄŸunun gereÄŸini son ana kadar ihmal etmiÅŸ ve kesintiler baÅŸladıktan sonra halkın karşısına çıkıp, “E, sonu budur iÅŸte, biz söyledik ama dinlemediniz!” diye kendi pozisyonunu müdafaa etmekte. Ve biz bakkallara koÅŸuyoruz hemen; mum, pil, gemici feneri, karpit lambası, eski araba aküsü ne bulursak saadethanelerimize taşıyoruz; düşünebildiÄŸimiz sadece bu!
Hükümetin haleti garip; iç burkucu, hüzünlendirici, endiÅŸe verici bir tutukluk içinde görünüyorlar; iktidar sacayağının iki kıdemlisinin yaptıkları ÅŸaşırtmıyor aslında; ama üçüncü ayağın hükümet içinde çevre düzenlemesi, mıntıka temizliÄŸi ve çamaşırhaneden sorumlu birim gibi davranmayı kabullenmesi ÅŸaşırtıcı. Bir sözcü, “Apo meselesinde komplekse kapılmaya gerek yok. Türkiye’nin menfaatlerini iyi deÄŸerlendirmemiz lazım.” buyurmuÅŸ, medya ise, “Aferin, bunlar milliyetçi saplantılardan kurtulmaya baÅŸladı.” diye övgü düzmekte. Kimde “milliyetçi saplantılar” varsa, onlar komplekslerini terbiye edebilirler ancak!
Sahi be, n’olacak bu cumhurbaÅŸkanlığı seçimleri ÅŸimdi?
İlgili olabilecek yazılar:
- Pehlivan isterim! 70’li yılların başında Bedir Yayınevi, “Bütün iÅŸler niçin hep yanlış...
Ahmet Turan Alkan - 4 Aralık 1999
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/1999/12/04/yazarlar/2.html
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


