Misâl; Burhan Altıntop
Cama yapıştırılmış ilânda ayrı yazılması gerekirken bitiÅŸik yazılmış “de, da” ekleri dikkatinizi çeker mi; bununla kalmayıp o ilan metnini yazan, yazdıran kiÅŸi veya kuruluÅŸ hakkında “daha ekleri yazmayı bilmiyor; demek ki lâubali” diye düşünerek peÅŸin bir güvensizlik hisseder misiniz?
Duvara asılı levhalardaki küçük çarpılmaları farkedebilir misiniz (bazıları doğuştan farketmez ve ilgilenmezler!); bu sizi rahatsız eder mi, ille de düzeltmek lüzumu hisseder misiniz? Geometrik bir intizam içinde bulunması gerektiği halde çarpık duran nesneleri bakınca hemen görür müsünüz?
Renk bilginize güvenir misiniz; eşyayı yeniden düzenlemek gerektiği hallerde saçmalamamayı başarır mısınız?
Harflerle, harflerin taşıdığı karakterle ilgilenir misiniz; kapı zilindeki etikette isminizin hangi karakterle yazıldığına aldırış eder misiniz? Sesle sükûnet; lekeyle boşluk arasındaki oranlar sizi hiç ilgilendirmiş midir? Proportion kelimesini daha önce duydunuz mu? Nesnelerin biçimi, içinde ve arasında yer aldığı şeyler arasındaki durumu, görünüşü, uzayda kapladığı hacim sizi rahatsız eder veya sizde hoşnutluk uyandırır mı?
Kötü imal edilmiÅŸ Atatürk heykellerini, büstlerini ve anıtlarını iÅŸaret ederek, “Çekin fotoÄŸraflarını, bize gönderin, yayınlayalım” kampanyası açan eski bir gazetecinin yazdıklarını okuyunca aklıma hemen bu sualler hücum ediverdi, şöyle düşündüm: Acaba bir gazetecinin estetik algı ve deÄŸerlendirmesinde ani bir intibah, sansasyonel ve inkılapçı tarzda bir boyut deÄŸiÅŸikliÄŸi vukû bulabilir mi? Hani yerli filmlerde olur, kaza ile gözlerini kaybeden esas oÄŸlanın başına saksı düşünce gözleri açılıverir… Veya kısaca şöyle ifade edebiliriz: Daha önceleri neredeydiniz?
Kötü ve çirkin Atatürk büstlerinin resmini çekip göndermekte bir marifet görmüyorum; asıl marifet iyisini bulmaktır, çünkü yok gibidir, çünkü nâdirattandır, çünkü ideolojik tahakküm ve illüzyon yüzünden bütün bir şehir ahalisinin, okumuş-yazmış takımının, kerli ferli bürokrat takımının ve subaylarımızın basireti cümleten bağlanmış gibidir. Atatürk mevzubahis olunca estetik, pazarlanan ürünün kalitesi, eserin fikrî derinliği gibi şeyler aniden teferruat haline gelmektedir! (Bu sözü nerden hatırlıyorum ya Rabbi?)
Atatürk büst ve heykellerinin kendi çapında bir ticari sektör haline gelmesine, insanların bundan para kazanmasına asla karşı deÄŸilim ama sanatta sahtekârlığa, ucuzluÄŸa, kandırmacaya tahammül edemem. Bu hususta ÅŸimdiye kadar en az üç kere yazdığımı hatırlıyorum, kıdemim var ve kıdemime binaen konuÅŸuyorum: Asıl mesele nedir bilir misiniz; bu gibi “sanat” eserlerine muhatap olan bizlerin algısındaki lâkaydî, daha doÄŸrusu görgüsüzlüktür.
DaÄŸ başında bir köy ilkokulunun bahçesindeki büstten bahsetmiyoruz, Ankara’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı binasının birkaç katını birden kaplayan o garip, o kötü, o aslına karşı hakikatsiz rölyeften bahsediyoruz. Bu gülünç örnekler orada durabiliyorsa yapanı, yaptıranı deÄŸil neyin ne olduÄŸunu bilip farketmeden seyredenleri suçlamak gerekiyor.
Burhan Altıntop’a “kitch” seviyesindeki sanat zevki ve algısı dolayısıyla hepimiz gülüyor, gülerek eleÅŸtiriyoruz fakat içimizdeki Burhan Altıntoplar, kırsalından yeni gelmiÅŸ kasaba çocukları deÄŸil; bunlar bürokrat yahu; bunlar okur-yazar adamlar, bunların mühimce bir kısmı akademisyen üstelik. Kemer askısına eÅŸantiyon anahtarlık takıp da sonra hiç hazetmedikleri halde klasik batı müziÄŸi konserlerinden sonra “iÅŸte çaÄŸdaÅŸlık bu” diye gerdan kırarken görebiliriz bunları mesela. Bu gibi eserlerin alıcısı onlardır daima, üstelik daima “kamu adına” alışveriÅŸ eder abilerimiz…
Bu memleket, okumuÅŸ evlatlarından çektiÄŸini, kimselerden çekmemiÅŸtir arkadaÅŸ; misal Burhan Altıntop…
İlgili olabilecek yazılar:
- Canavar Burhan Afrika yollarında -Şşşt, dur bakayım; biz kimiz, kimiz biz söyle bakayım! Hoop,...
- Misâl; ben! -Beyfendi bir dakika bakar mısınız? -Buyrun, bir şey mi var?...
- İrtica artıyor: Misâli ben! Adam günahkâr; vefat edip öteki tarafa intikal edince tartıda ne...
- Türkiye’nin elli yılı tehlike altında EÄŸer yanılmıyorsam mantık dersi sadece liselerin müfredatında yer bulabiliyor. Ben...
- Neriman AltındaÄŸ’ın ardından: “Vefasız Gelinimiz”e rahmet olsun! Neriman AltındaÄŸ Tüfekçi hanımefendi 4 Åžubat 2009 Salı günü vefat...
Ahmet Turan Alkan - 9 Eylül 2009
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=889956
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.
-
talha
-
talha


