Milliyetçi terör?
Güreşçi Harun DoÄŸan’ın, kendi ifadesine göre telâş eseriyle formasında ay”yıldız armalı kokardı olmaksızın mindere çıkması Türkiye’de hayli abartılı yankılara sebep oldu ve bu olaya baÄŸlı olarak “milliyetçi bir terör” estirildi.
Bu abartılı terör kampanyasının ne kadar iki yüzlü olduÄŸunu test etmek kolay; güreşçimiz ÅŸampiyon olsaydı, ortada ay”yıldızsız forma meselesi diye bir ÅŸey olmayacaktı. Aynı terör, olimpiyatlardan birkaç ay önce halterci Halil Mutlu’yu da hedef almıştı. Göğsünde sponsor firmanın amblemini taşıyan formayla yarışan Halil Mutlu, o günlerde nasıl da yerden yere vurulmuÅŸtu.
“Milliyetçi terör” tabiri izaha muhtaç; Türkiye’de milliyetçilik otuz yıl içinde kabuk, saf ve ırsiyet deÄŸiÅŸtirdi. Gökalp’in milliyetçilik tarifi artık kullanışlı deÄŸil; bu tarif ülkücü hareketin en aktif olduÄŸu dönemde bile hayli tartışma yaratmış ve tashihe uÄŸramıştı. Aynı süre zarfında milliyetçilik, dışa açık romantizmini (Turancılık) tesviye ederek içe dönük hedeflere yoÄŸunlaÅŸtı ki, bunda Türk cumhuriyetleri ile kurulan “ayağı yere basan” münasebetlerin büyük tesiri olmuÅŸtur. Yeri gelmiÅŸken belirtmelidir ki PKK hareketi, Türkiye’de milliyetçilik kavramının yerinden uÄŸrayarak sertleÅŸmesinde ve daha içe dönük tarzda yorumlanmasında birinci derecede âmil olmuÅŸtur: 70′li yılların Ülkü Ocakları’nda ne kadar çok Kürt menÅŸe’li ülküdaÅŸ olduÄŸunu; ancak 80′li yılların sonlarında fark edebilmiÅŸti. Ve nihayet milliyetçiliÄŸin, devlet ve rejim eksenli bir “resmî” versiyonu da son yıllarda kendini hissettirmeye baÅŸladı. Bazı pop ÅŸarkıcılarının milliyetçi ve devletçi mesajlar taşıyan ÅŸarkılar (ve marÅŸlar) söylemeleri, eskiden solcu bildiÄŸimiz birtakım zevatın rejim paralelinde pozisyon kazanmak için devletçi retorikle beraber milli sembollerin tüketimde hayli iÅŸtahlı davranmaları ve özellikle tek parti devrine dair ideolojik avadanlıkların milliyetçi edebiyatla ambalajlanarak psikolojik terör vasıtası haline getirilmesi, yeni milliyetçi dalganın bâriz göstergelerindendir. Milliyetçilik bugün râyici yüksek, piyasası iÅŸlek ve itibarı bol bir duruÅŸ ve tavırdır. İktidardaki partilerin tamamı milliyetçilikte birbiriyle yarışırken, muhalifleri de onlardan aÅŸağı kalmıyor; devlet ise özellikle son beÅŸ yıldan beri iyiden iyiye milliyetçi bir retorik (KeÅŸke ÅŸunun “siyâset”ini de yapabilselerdi!) kullanmayı tercih ediyor.
Yeni milliyetçi dalga, eskisine, yani MHP’nin vaktiyle önderlik ettiÄŸi siyasî ideolojiye göre daha vulger ve daha basit bir muhteva taşıyor; bu mukayese, 80 öncesindeki MHP’nin milliyetçilik çizgisinin fikren çok yüksek bir seviyede olduÄŸunu imâ etmiyor; ama bugünün MHP’sinde bile devletin mutfağında piÅŸirilmiÅŸ yeni milliyetçi dalgaya itibar edilmesi, Türkiye’nin milliyetçilik yorumunda daha iyi ve muhtevalı bir seviyeye ulaÅŸması beklenirken, tam aksine gerilediÄŸi anlamına geliyor bana göre. Apo’yu misafir gibi ağırlayan İtalya’ya karşı köpürtülen sokak gösterilerindeki milliyetçi heyecan, olanca samimiyetine raÄŸmen sığdı. Bugün, bir unutkanlık eseri olduÄŸu iddia edilen ay”yıldızlı kokart ihmâline gösterilen tepki de aynı seviyeyi aÅŸamıyor. Sözü edilen güreşçi ilk defa milli maç yapıyor deÄŸildir; daha önce defalarca Türkiye’yi temsil etmiÅŸ ve ay”yıldızlı forma ile güreÅŸmiÅŸtir; eÄŸer milli hissiyat konusunda bu adamın bir zaafı veya kompleksi biliniyor idiyse kafileye alınmaz, cezalandırılır ve mesele biterdi. Åžimdi bu kertede, yılların sporcusunu milli hislerden ırak, hatta mürtecî olmakla itham etmek, iÅŸte tam da telaffuza çalıştığım “milliyetçi terör”ün bir nişânesidir.
MilliyetçiliÄŸin, bir siyasî ideoloji olarak kullanılması son derece risklidir; ehil ellerde, uygun zamanlarda ve bilhassa tekemmül etmiÅŸ bir tecrübe ile tasarruf edilmesi gerekir; zira milliyetçilik çıplak bir ideoloji olarak son derece esnek, amorf ve çok yönlüdür: Milliyetçi retorik kullanmak suretiyle insan hakları, demokrasi, devletçilik, liberalizm, sosyalizm ve hatta dikta rejimlerini bile aynı anda hem eleÅŸtirmek hem de desteklemek ve meÅŸrulaÅŸtırmak mümkündür; örnek vermeye gerek yok. Bugün Türkiye’nin neredeyse bütün siyasî teÅŸekkülleri anafikir itibariyle milliyetçi bir retoriÄŸe yaslanıyorlar ve bu vâkıa, milliyetçilik üzerinden siyaset yapmanın kolaylığını iÅŸaretliyor.
Türkiye Günlüğü dergisinde yayınlanan bir yazımda, “Milliyetçilik toplumların ergenlik sivilcesidir.” teÅŸhisinde bulunmuÅŸtum; bu teÅŸhis, bir yerde milliyetçiliÄŸin tabiîliÄŸini ifade ederken aynı zamanda bir toplumun ilânihâye gençlik sivilceleriyle yaÅŸamasındaki gayri tabiîliÄŸi de tasvir ediyordu. DoÄŸrusu dünya üzerindeki her devletin temel siyaseti milliyetçi bir iskelet üzerinde durur; fakat milliyetçiliÄŸi, sokağın nabzını idare etmek için kullanmak ancak pek az ülke tarafından tercih edilen bir usûl olsa gerektir. Milliyetçi retoriÄŸin insafsızca sömürülmesi, kötü siyaseti gizlemekte, beceriksizlikleri gölgede bırakmakta ve ülke gündemini suiistimal etmekte çok iÅŸe yarar sonuçlar verebilir; meselâ düne kadar Miloseviç’in milliyetçiliÄŸi tartışma götürmez bir müteârife idi; ama bugün ülkesinde istenmeyen adam mevkiinde. Sırbistan’ın yeni liderinin de milliyetçiliÄŸi hassasiyetle vurgulanıyor; iki milliyetçilik tarzı arasındaki kalite farkını ise zaman gösterecek.
Milliyetçilik ekseninde siyaset yapan kuruluşların bugünlerde sâkin kafayla oturup milliyetçilik anlayışlarının muhtevasını, hedeflerini ve araçlarını yeniden gözden geçirmeleri elzem gibi görünüyor; bilâistisnâ bütün siyâsî teşekküllerin böyle bir beyin fırtınası estirmeye çok ciddi derecede ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum.
İlgili olabilecek yazılar:
- Milliyetçi siyasetin buhranı Milliyetçi siyaset bir buhran yaşıyor; kimlik, üslûp veya bir duruş...
- Milliyetçilik bir dünya görüşü müdür? Cumartesi günü yayınlanan yazıda yer alan bir cümleden dolayı, eski...
- Kötü milliyetçiliğin kokusu Milli heyecan (galeyan desek daha doğru olur) zirvede; liseli gençten...
- Milliyetçilikte rekabet: Kötü fikir! “Başbakan zannetmektedir ki Orta Asya’ya gitmek, Orhun Abideleri’nin yolunu yaptırmak...
- Ulusçular samimi, ya milliyetçiler? Terslik, kavramın Türkçe’ye tercüme edilirken seçilen karşılığından çıkıyor; Nasyonalizm’in Türkçe...
Ahmet Turan Alkan - 9 Ekim 2000
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2000/10/09/yazarlar/AhmetTuranALKAN.htm
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


