“Memurlar mazlum olur” veya…

KalleÅŸliÄŸi, alçaklığı, köpekliÄŸi kınamanın anlamı nedir; son zamanlarda bizde bir “ama sen doÄŸru dürüst kınamadın bile” modası baÅŸladı. Bir kalleÅŸliÄŸe uÄŸruyoruz, hemen ardından birileri kalemi kağıdı alıp “kınadı-kınamadı” çetelesi tutmaya baÅŸlıyor; demek ki ters açıdan da olsa böyle bir kalleÅŸlikten menfaat saÄŸlamayı uman felaket komisyoncuları var. EÄŸer mânidar bir tutum aranıyorsa birilerinin çıkıp, “bu cinayetler çok haklı sebeple iÅŸlenmiÅŸtir; bravo!” demesi anlamlıdır. Böyle bir aklıkıt var mı Türkiye’de?

Terörün ilâcı basit; istihbarat. YetmiÅŸ milyonumuz sabahtan akÅŸama yevmiye beÅŸ vakit terörü kınasak çâre olmaz; elin kaatili, “aman beni çok kınıyorlar” diye utanıp-arlanmaz. Çâre belli; istihbarat. “Kimin eÅŸi başörtülü” cinsinden lâfta deÄŸil, etkili ve hakikaten “derin” istihbarat. İstihbarat zaafı, ÅŸekil A’da görüldüğü gibi evvela ÅŸaÅŸkınlık, bol gevezelik ve ardından baÅŸkalarının istihbaratına râm olma halini getirir. Olup bitene siz mânâ veremezsiniz baÅŸkalarının izahına muhtaç kalırsınız.

Kaatillerin üslubu bu defa farklı; arkalarında mânidar tarzda iz bıraktılar ve ilk hadise failleri bir günde belli oldu; muhtemelen ikinci hadisenin failleri de bellidir. Bu çapta bir hadisede ilk faili netleÅŸtirdik diye “vecettü” çığlığı atmak erken; daha önceki suikast olaylarında da pek çok isim açıklandı ama o olayların hemen tamamı faili karanlık kaldı. Ardında iz bırakanın mantığını çözmeden kabak gibi ortada duran emarelere atlayıp netice çıkarmak, en azından “aculluk” veya usûlen yanlış deÄŸil mi?

Ciddiyet derecesini bilemem ama İstanbul Emniyeti’nde tecrübeli polislerin tayinlerle saÄŸa sola dağıtıldığı yolunda bir yaygın ÅŸikâyet var; Kağıt üstünde haklı gibi görünüyor lâkin pratikte iÅŸlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyoruz. Ortalama doÄŸru ÅŸudur: İstanbul diÄŸer vilayetler cinsinden bir vilayet deÄŸil; Kırıkkale için faydalı olan İstanbul için ters sonuç verebilir. Tayin ve nakillerde bu inceliklere riayet edilmesi lâzım; öyleyse “ortalık tecrübesiz görevlilere kaldı” teranesinin ardında ne var; o da bir baÅŸka mesele.

Hâlâ, “istihbaratta koordinasyon”dan bahsediliyor; “e, günaydın yani” derler adama. Koca 28 Åžubat sürecini, Susurluk’u boÅŸuna mı yaÅŸadık biz; hiç ders çıkarmadık mı? Kamera ÅŸakası gibi; demek hâlâ aynı yerdeyiz!

Her yönetim tarzının onsuz edemediÄŸi bir fazilet var: İstifa müessesesi. Bizde ne böyle bir lüzum, ne de müessese oluÅŸmadı. Tıkanıklığın en mühim sebeplerinden birisi budur; sıradanı, beceriksizi, baÅŸarısızı ödüllendirmek isteseniz bundan âlâ usûl gelir mi aklınıza? Bürokrasinin itibarını en çok yere düşüren hadise, genel itibarla Türklerin istifa kavramı hakkında geliÅŸtirdikleri bilinçli cehalettir; “istifa mı, nedir o, hayır düşünmüyorum!..” Bizde tam tersi câridir ve yürürlükteki idari hukukumuz “memurlar mazlum olur” mütearifesi üzerine bina olunmuÅŸtur; kısaca “âcil hallerde görevde kalma teknikleri” de diyebiliriz buna.

En azından sözlerini yemeyip istifa ettikleri için merkez sağın iki eski liderinin resmini cüzdanımda taşıyasım geliyor. Güçlü ve teknik devlet, “istifa” kavramının havalandırma ızgarası gibi fark edilmez ama câri ve aktif bir tarzda idareye katıldığı bir iklimdir. SaÄŸdan soldan, yukardan aÅŸağıdan örnek bol fakat en ucuzundan akılsız düşman edinmek derdinde olmadığım için isimlendirmeyi irfânınıza bırakıyorum.

Terörle istifanın ne alâkası var şimdi diyeceksiniz; haklısınız , yok gibi görünüyor ama var; bu kalleşliklerin tertipçileri kimlerle dans ettiklerini iyi biliyorlar galiba; kısaca teröristleri iştahlandıran yönetim zaafımız, -ki her neyse- yerli yerinde duruyor; lök gibi!

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Çirkef atma ne olur; inan senin de olur! Ülkesinin bayramını bu kadar ayıplamak, aşağılamak, tahkir etmekten zevk alıyor...
  2. Nazar etme ne olur; belki senin de olur! 800 metrekarelik bir yeri gözümüzde canlandıralım; bir kenarı 40, öbür...
  3. Merak et ne olur; oku, senin de olur! Bu bir okuyucu mektubu deÄŸil, size garip gelecek ama “arkadaÅŸ”...
  4. Atmayalım lâzım olur/çöp olur! Mahalle arasında, sokakta oyun oynadığımız çocukluk yıllarında en değerli oyun...
  5. MaÄŸlubiyeti kazanmak veya boÅŸa çıkmış bir tez Sezonun baÅŸlarında bu sütunda yayınladığım, “Geretsler artsın, eksilmesin” baÅŸlıklı yazıda...

- 24 Kasım 2003

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2003/11/24/yazarlar/ahmetturanalkan.htm

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.