Klarinet
-Gündem ısındı üstad; köşe yazarlarına gün doğdu, seç, beğen yaz durumları?
-Neyi kastediyorsun Çekirge tam olarak…
-Mesela KCK tutuklularının kelepçelenmesi; ne diyeceksiniz?
-Basit! KaÅŸ yapayım derken göz çıkarmak derler böyle durumlara. FotoÄŸrafı görünce ister istemez Guantanamo tutuklularını, Amerikalıların Irak’taki tevkifatlarını hatırlıyor insan. Birileri kasden mi yapıyorlar nedir? O fotoÄŸrafı gören herkes, sanıklara sempati duymaya baÅŸlıyor, emniyete ise haklı olarak tepki duyuyor. ÇocukluÄŸumda birbirine kelepçelerle baÄŸlı tutukluların mahkemeden hapishaneye götürülmelerini hatırladım. Hâlâ orada mıyız yani ÅŸimdi Çekirge? Üstelik aralarında kelepçeliler, kadınlar…
-Bir de küfürlü tepkisi var Diyarbakır Belediye BaÅŸkanı’nın…
-Gördüm, duydum; inanılır gibi deÄŸil. İnsanın kanı çekiliyor bu lâfları duyunca. Bana göre basın, kendi arasında sözbirliÄŸi yaparak bu terbiyesiz sözlere ekran açmamalıydı. Bu arkadaşın gırtlağında düğüm filan yok, klarinet gibi; aklından geçeni söylüyor “pırt” diye; sonra Kur’an-ı Kerim’den hüccet getirmeye kalkışıyor. Ben böyle havai fiÅŸek gibi ne yöne gideceÄŸi belli olmayan provokasyon görmedim Çekirge. Kimseye fayda gelmez böylelerinden. Cenab-ı Hak, bu adamları rehber bilip ardına düşenlerin yardımcısı olsun. Zor, çok zor…
-Tutuklamalar?
-Tutuklananların, tutuklanmamak diye bir endiÅŸesi olmadığında tutuklamanın mânâsı da kalmıyor. Tutuklananın rütbesi mi artıyor nedir? DTP’liler partilerini hangi söz ve fiilin kapattıracağını biliyorlardı; altını çize çize, bile bile kapattırdılar partilerini. DTP’nin Meclis’te meÅŸrû siyaset yapmasını savunan bizim gibi safdilleri de açık düşürmüş oldular. Böyle siyaset yok dünyanın hiçbir yerinde; kalkıp sivri mi sivri bir lâf ediyorsun; tutuklanırsan, “Görüyorsunuz bu zulümdür” diye caka satıyorsun, tutuklanmazsan, “Halkın iradesine karşı mı durulurmuÅŸ?” diye bir baÅŸka türlü efeleniyorsun… Bunların züccaciye dükkânına girerken ortalığı kırıp dökmemek gibi bir endiÅŸeleri yok; garip bir hâlettir bu, garip. Hem muhatap alınmak isteyen, hem muhatap olmaktan tiksinen bir edâ!.. Kendilerini dünyanın en haklı, en mâsum, en maÄŸdur insanı zannediyorlar ve hiçbir ÅŸey onların bu kanaatlerini sarsmıyor. Yazık; açılım siyasetlerini bu kadar fikirsizce baltalayacaklarını düşünmemiÅŸtik doÄŸrusu.
-FotoÄŸrafa dönersek…
-O fotoÄŸrafın manası ÅŸu; ortalığın ılımanlaÅŸmasını istemiyor bu fotoÄŸrafı çekip gazetelere gönderenler, Kürt reaksiyonunu hep diri tutmak istiyorlar galiba, sönen ateÅŸi üflemek gibi bir ÅŸey, Åžemdinli hadiseleri gibi bir ÅŸey…
-Nasıl yani?
-Devletin arabasıyla, silahıyla, muvazzaf memuruyla, yedi düveli önceden haberdar ederek eylem yapıyor birileri; ceremesini herkes çekiyor. Karışık iÅŸler bunlar Çekirge. Aynen sokak istihbaratı yapmak için devletin elinde adam yokmuÅŸ gibi Albayla binbaşı görevlendirmek gibi bir ÅŸey. Özür kabahatten büyük. Yahu ne kabahatlik iÅŸ gör, ne de özür dile demezler mi adama? Hâsılı kelâm iki tür akılsızlığın, daha doÄŸrusu lüzumundan fazla derin akılların arasına sıkışıp kalmış bu millet Çekirge. Yazık deÄŸil mi; sokaÄŸa çık bak, ahalinin böyle Kürtlük-Türklük derdi yok, hayat devam ediyor. Yukarıya bakıyorsun, gerginlik, çirkin lâflar, kumpaslar, lüzumsuz iÅŸler…
-Üzdüm sizi istemeden…
-Üzülüyoruz ama, kara gün kararıp kalmaz Çekirge; abesin son raddesine kadar zorlanışıdır bu; arkası selâmet inşallah; dua edelim.
İlgili yazı bulunamadı.
Ahmet Turan Alkan - 28 Aralık 2009
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=932842
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


