Kendi suratıyla ölmek
Belki en mühim meselemiz ÅŸahsiyet buhranı; “ne zaman yoktu ki?” diyeceksiniz; her zaman vardı ve olacaktır lâkin bugün öyle bir demdeyiz ki, buhranın varlığını fark etmek bile bir farklılık alâmeti olmuÅŸtur. Varlığı fark edilmeyen hastalık, aslında yoktur; teÅŸhis edilemeyen hastalığın ise tedavisi olmaz. Åžimdiki zamanı, diÄŸerlerinden ayıran fark burada.
Åžahsiyet, kiÅŸinin Rabbiyle, inancıyla (veya inançsızlığıyla), etrafındakilerle, tabiatla, kendisiyle ve hakikatle barışıklığı. Evvela bu gibi ÅŸeylerin varlığını fark etmek, ardından o ÅŸeylerle kurulması gereken ilginin niteliÄŸi hakkında fikir ve kanaat sahibi olmak ve nihai safhada kiÅŸinin bu gibi kanaatlere dair sebâtının olması. Åžahsiyetin belkemiÄŸi böyle teÅŸekkül eder. Åžahsiyet sahibi birisi, bir baÅŸkasına mümkün olan en az miktarda zarar verir çünkü o kendi hakikatiyle barışık olduÄŸu için olduÄŸundan farklı görünmek zilletine tenezzül etmez. Böyle birini sevmeyebilir, dostluÄŸundan hazetmeyebilirsiniz ama bir ÅŸey vardır ki o, sizi ona karşı saygı duymaya mecbur eder. Tornadan çıkmış gibi tek tip deÄŸildir o; meÅŸrebi, içtihadı, ÅŸahsi özellikleri farklı da olsa, kendi hakikatinin farkında ve onunla barışık yaÅŸayan birisidir o, “fert”tir. Ona güvenebilirsiniz; onun dostluÄŸu da düşmanlığı da muhatabında saygı uyandırır.
Bu satırları, okuyucularıma ahlakî nasihatlerde bulunmak için tekrarlamıyorum; ahlâktan, ÅŸahsiyetten, faziletten çokça bahsedenlerin sevimsiz bir “yansıtma” hâleti içinde bulunduÄŸuna inananlardanım. Kendimce vurgulamak istediÄŸim ÅŸey, bizi kuÅŸatan bunalımların kimliÄŸi, adı ve niteliÄŸi hakkında teÅŸhis sıkıntısına düşmekliÄŸimiz. Nezleyi tüberkülozdan ayırt edemediÄŸiniz zaman “hastalık” kavramı üzerinde fikir geliÅŸtiremeyiz. Åžahsiyet zaaflarının tabii karşılandığı, yaygınlaÅŸtığı, hatta bu yüzden meÅŸrulaÅŸtırıldığı bir iklimde, ÅŸahsiyet düşkünlüğünden doÄŸan buhranlara farklı isimler koyarak onları kendi tabiatından uzaklaÅŸtırmak derde devâ deÄŸildir; derdi katmerleÅŸtirmektir.
Resmi eÄŸitim süreçleri esnasında genç nesillere telkin ettiÄŸimiz ÅŸahsiyet modeli nedir; onları, kendilerini “hakikaten” inşâ etmek konusunda hangi saÄŸlam araçlarıyla, düsturlarla ve ilk yardım çantalarıyla teçhiz edebiliyoruz? “Bu gibi ÅŸeyler ailede öğretilir, okulda deÄŸil” diyebilirsiniz; ne ailesi? Türk ailesi denilen mefhum, televizyonun zebûnu olmuÅŸ; oradaki deÄŸerler her neyse, ortalama Türk ailesinde yüceltilen ve ittibâ olunan deÄŸerler de onlar. Bugün Türk toplumunun muallimi, medya dediÄŸimiz ÅŸekilsiz ve merkezsiz gürûhtur. Resullerin yerini medya patronları, filozofların yerini prodüktörler, âriflerin yerini metin yazarları kaptı. Misâl: “imaj” medya dünyasının her ÅŸeyidir, aynı ÅŸey doÄŸulusuyla batılısıyla bütün ahlâki doktrinlerde, dinlerde, hatta ideolojilerde bile kerih ve aÅŸağılık bir deÄŸer olarak nitelenir, ayaklar altına alınır. Kendisini inşâ etmek samimiyetini taşıyan bir gencin tutunabileceÄŸi kim var, hangi deÄŸer, hangi ÅŸahsiyet: Üç ayda bir metamorfoza uÄŸramaktan kendi yüzünü unutmuÅŸ pop yıldızları, kendilerine bile hayrı dokunmayan güzellik uzmanları ve diyetisyenler, karşılaÅŸtığı her vak’aya, “evvela çocukluÄŸunuza inelim; baban anneni döver miydi?” ÅŸablonuyla yaklaÅŸan “rûhiyatçılar”dan baÅŸka?
“İmaj”, sahteciliÄŸin çaÄŸdaÅŸ karşılığı, muazzam katmadeÄŸer üreten bir endüstri; her türlü yalanı ve hakikatten inhirafı hoÅŸ ve mâsum gösteren bir asrî din. Gün boyunca karşılaÅŸtığımız yüzlerden kaçı, aslına sâdık? Bir yaÅŸa gelip de kendisi gibi olmak isteyen birinin tutunabileceÄŸi kaç sahici tutamak kalmıştır? Kelli-felli ilahiyatçıların bile “imaj” dünyasının parıltılarına kapılarak pervâne gibi üstüne atladıkları bir cıvıklığa bulanmışız.
Kendi suratıyla ölenlerin bile talihli sayılması gereken bir devir bu.
İlgili olabilecek yazılar:
- Kendi teleskobunu “yontmayan” tembeldir Dünkü Zaman, haberi ÅŸu baÅŸlıkla verdi: “Bakan YazıcıoÄŸlu: Gazetecileri dini...
- Mizah dergimiz yok çünkü gülmek bizi bozuyor! Mizah dergileri hâlâ, bizim ruh ve fikir dünyamıza çok uzak...
- Herkes kendi iÅŸini yapsa… Shaber radyo yöneticisi Mazhar Bey’in odasındaki TV ekranı dokuza bölünebilen...
- Kendi sesine hayran… Polemikten, ağız kavgasından haz duymak, nemâlanmak, tartışmanın her safhasında bir...
- Kendi cahiliyemizin izlerinde bir arpa boyu yol Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun Anadolu’nun soy...
Ahmet Turan Alkan - 29 Aralık 2003
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2003/12/29/yazarlar/ahmetturanalkan.htm
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


