Kar, sis ve gece
Toprak, yaz güneÅŸinden emdiÄŸi sıcaklığın tesiriyle henüz direniyor; ama ne kadar dayanır bilinmez. Bu satırları yazarken penceremin çerçevesinde hayli zamandır özlediÄŸim bir tabiat hadisesinin kendi diliyle göklerden yere indiÄŸini fark edip çocuklar gibi sevindim; kar yağıyor! Åžimdilik sadece ÅŸehri çevreleyen yüksek tepelerde tutunabilmiÅŸ gibi; ama böyle yaÄŸarsa tez zamanda sokakları yeni bir kar neÅŸ’esiyle beyaza bürüyeceÄŸi aÅŸikar.
Galiba her defasında yeni bir baÅŸlangıç ümidi vaat ettiÄŸi için kar yağışını heyecanla karışık bir sevinçle karşılıyoruz; beyaz bir kağıt (tabula rasa), her zaman yeni yolculukların hazırlığına benzer. Belki de bu yüzden kitaplığın ÅŸurasına burasına, “gün gelir güzel ÅŸeyler yazabilirim” ümit ve beklentisiyle sıkıştırıverdiÄŸim boÅŸ ajandalar, okul defterleri, teksir ve fotokopi kağıtları ile karşılaÅŸtığımda onlara henüz yazılmamış birer kitap saygısıyla yaklaÅŸarak daracık raflarda teÅŸkil ettikleri kalabalığa hoÅŸgörü gösterebiliyorum. Beyaz ve boÅŸ kağıtlar daima yeni baÅŸlangıçlar vaat ediyorlar; hiç baÅŸlanmamış olsa bile.
Gece, sis ve kar mekanı alışıldık görüntüsünden tecrid etmenin en yalın ve kunt üç halini teÅŸkil ediyor: Müşahhas olana ne kadar baÄŸlıysak mücerrede de o derece muhtacız. Zihnin uyku esnasında kendisini tazelemesi gibi mücerrede iltica etmek de, müşahhasın artık çekilmez hale gelen durgunluÄŸundan ve sıradanlığından kaçmak ihtiyacını karşılıyor. Zihnin soyutlama kabiliyeti büyük bir lütuf; mücerretle müşahhas arasındaki zihin gezintileri, göz kırpmanın rahatlatıcı etkisini hatırlatır tarzda düşünce melekesini dinlendiriyor ve onarıyor. Gün ortasına ansızın iniveren alçak bulutların, uzakları görünmez kılarak yakındaki objeleri olduÄŸundan daha farklı bir çehreye dönüştürmesini hatırlayınız; o esnada yakınımızda bulunan her ÅŸey, her an yeniden çerçevelenerek bizlere kendi anlamının deÄŸiÅŸkenliÄŸi üzerine cazip ipuçları sunar; mana çoÄŸu kere bir bakış açısından ibarettir ve her bakış açısı yeni bir çerçeve demektir. Ufuk çizgisinin tepesinde bütün ayrıntıları çiÄŸ bir stüdyo projektörü gibi en müdafaasız halleriyle çırılçıplak gösteren güneÅŸin parlaklığı, mücerret derbederliklere tahammül göstermez. Bir anlamda eÅŸyanın, “nasılsa öyle” suretine mıhlar dikkatimizi. Halbuki yalınlık ve anlaşılabilirlik, her zaman yalın ve anlaşılabilir deÄŸildir; fark etmek için bazen çerçevenin boyutlarıyla oynamak, bazı objeleri ihmal etmek ve ona farklı ışıklar altında bir kere daha bakmayı gerektirebilir. Mücerredi aramak, hakikatten kaçınmak olarak yorumlanmamalı, sis dağılır, kar erir ve her gece sabaha eriÅŸir; biz bu esnada gerçeÄŸin farklı tezahürleri hakkında yeni kanaatler ediniriz. Aslolan ne gecedir ne de gün ışığı. Hazreti İbrahim’in tecrübesinde olduÄŸu gibi beÅŸ duyuyla idrak edebildiÄŸimiz her ÅŸey biçim deÄŸiÅŸtirir ve geçicidir; ne var ki geçici olan, ezeli ve ebedi olana dair haberler ihtiva ettiÄŸi için izafi bir kıymete sahiptir.
Türkiye’nin gündemi, günün her saatinde güneÅŸin çiÄŸ ışığı altında imiÅŸ gibi saÄŸduyu eksikliÄŸinin biteviyeleÅŸtirdiÄŸi bir görüntü arz ediyor. Aynı aktörler yıllardır aynı saiklerle aynı replikleri tekrarlayarak saÄŸduyu krizinin kabuÄŸunu katmerleÅŸtiriyorlar; bu gündemin üstüne ne kar düşüyor, ne de sis iniyor. Aynı vakıalara bu defa farklı bir yerden, farklı bir perspektifle bakabilmek fırsatı bulsak, vakıanın görünmeyen boyutlarını fark etmek imkanına da kavuÅŸacağız; ne var ki gündeme kar yaÄŸmıyor. Türkiye’nin gündemi, günün her saatinde sahte “sahne ışıkları” ile aydınlatıldığı için hakikatinden haber vermeyen bir sahne eseri gibi. Hünerin müşahhaslaÅŸtırdığı abeslerin, zoraki ayakta tutulan saçmalıkların, çiÄŸ ışıkla gizlenen gözbaÄŸcılıkların tahakkümündeyiz.
Penceremden görebildiÄŸim kadarıyla kar tutmaya baÅŸladı; toprağın yüzü hayli aÄŸardı; gökyüzü, derununda pembe kızartılar gizleyen bir matlığın grilerini büründü. Tabiat, “hükm”e boyun eÄŸmekte bizden daha itaatkar; biz ise itaatkar olmayabilmenin ezeli tereddüdündeyiz.
“Gönül kışı” sizlerden ırak olsun!
İlgili olabilecek yazılar:
- Binikinci Gece Milli Mücadele kahramanlarından emekli Orgeneral Fahrettin Altay (1880-1974) , “Görüp...
- Gece Amazon; gündüz Asena -Aloo, saygılar Abuzittin abi, nasılsınız? -Oo günaydın bayan zehir hafiye;...
Ahmet Turan Alkan - 12 Aralık 1998
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/1998/12/12/yazarlar/3.html
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


