Kamera şakası mı?

Ben yine aynı yerde duruyorum. Türkiye, bugün deÄŸilse bile yarın çeteci-iÅŸadamı-siyasetçi muaÅŸakasının sebep olduÄŸu kirlilikten arınabilir; bugün deÄŸilse bile yarın Türkiye hakikaten bir hukuk devleti” sıfatına hak kazanabilir. Enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesi, iÅŸsizlik illetinin ortadan kaldırılması gibi devasa problemlerin bugünden yok edilmesini imkansız görmüyorum. Ama hakikate karşı hürmetsizliÄŸin bedeli büyüktür. Bir süreden beri ilim dünyamıza hakim olan yönetim anlayışı, artık “yüz kızartıcı suç” mesabesine ulaÅŸmış bulunuyor.

Nereye gidiyoruz? Bir ülkenin üniversiteleri, o ülkede hakikate karşı vaziyet alışın en sadık göstergesidir. İlmi kariyer basamaklarında didinen insanların her biri, mutlak hakikatten kendi ihtisas sahalarına düşen payın salih bir vizyonuna eriÅŸmeyi gaye edinmiÅŸlerdir; kısaca ilim adamı bir hakikat arayıcısı hatta hakikat meclubudur. İlim kavramına dünyanın her yerinde atfedilen saygı, ilimle hakikat arasındaki sarsılmaz münasabetten doÄŸuyor. Bir ilim adamının kalitesini tayin eden yegane faktör, onun hakikat karşısındaki mevzii ve “orientation”udur. Bu kalite ancak tek nokta-i nazardan kritik edilebilir; eser! İlim vadisinde liyakatin elle tutulur kriteri “eser”dir. Bir üniversite mensubunu kanuni bakımdan muahezeye tabi kılabilecek ikinci ve “ikincil” faktör ise kanunda daha önce ta’dad edilen “yüz kızartıcı suç”lardan birinin veya birkaçının faili olmaktır. Bunlar haricinde bir ilim adamını siyasi, dini, felsefi içtihadı dolayısıyla itham ve muaheze etmek yanlıştır. Fikir hürriyeti akademi ikliminin oksijeni gibidir; hangi gerekçe ile olursa olsun yönlendirmeye, tahdit etmeye veya azaltmaya kalkışılırsa görünüşte yine üniversiteleriniz olur; ama binalardan ibaret kalır; içinde hakikate sırtını dönmüş veya geçici bir zaman için olsa bile hakikati ihmal etmeye rıza gösterebilmiÅŸ insanların doldurduÄŸu binalar aslında boÅŸtur. İlmi araÅŸtırma usulleri nasıl standartsa ve uluslararası bir müştereklik gösteriyorsa üniversite kavramı da böyledir; “biz biliriz iÅŸlerimizi / iÅŸimiz kimseden sorulmamıştır” zihniyetinde ısrar olunursa neticede ortaya üniversite deÄŸil, “sistem akademileri” çıkar.

Hiç kimsenin, “Üniversiteleri sistemin gereklerine itaatkar hale getireceÄŸim” gerekçesiyle Türkiye’nin hakikat karşısındaki duruÅŸ ve istikametini tefessüh ettirmeye hakkı yoktur. Bugünden yarına üniversiteleri, öğrencileri ve öğretim üyeleri ile birlikte önceden hazırlanmış bir ÅŸablona göre “disipline” etmek mümkün; esasen yapılan da bundan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil; ama bir toplumun hakikat ÅŸuurunu bu usulle yeniden tanzim etmek mümkün deÄŸil, çünkü bu, insanın naturasına ve tarih tecrübesine aykırı. Kısa zamanda üniversitelerin köle ruhlu, hakikate karşı hassasiyetini kaybetmiÅŸ, bordro üzerindeki kargacık-burgacık rakamlardan baÅŸka her ÅŸeye saygısını yitirmiÅŸ insanlardan mürekkep bir topluluk haline getirildiÄŸini farz edelim; rejim bu vasıftaki insanlarla nereye kadar gidebilir? Hakikat, insanın ve insan topluluklarının en tabii ihtiyacı; hakikat duygusunu kısa vadede baskı altına almak kolay çözüm gibi görünüyor; ama orta vadede bu cürmün diyeti yoktur.

Cumhuriyet bizden “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller” istiyor; açık konuÅŸalım, yeni uygulama ile bu niteliklere uygun nesiller yetiÅŸtirilmesi mümkün deÄŸil. Cumhuriyet uÄŸruna “az demokrasi”ye bile razı olanların aslında cumhuriyete bile saygısı olmadığı aÅŸikar; travmatik bir tezat bu! Böyle akıl yürütme, ne “aydınlanma” akımının ürünü olabilir, ne de kaba pozitivizmin. Bir yazımda, bütün zaaflarına raÄŸmen “aydınlanmacı rasyonalizm”e bile razı olduÄŸumuzu belirtmiÅŸtim: Yirminci yüzyıla bir arpa boyu kala bizi XVIII. yüzyılın zihni argümanlarına bile razı eden hikmet-i hükümete ne demeli?

Haydi, birisi çıkıp da, bütün şu olup bitenlerin kaba bir kamera şakası olduğunu söylesin artık; bunaldık!

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Tarihin en uzun ve en berbat kamera ÅŸakası YÖK BaÅŸkanı, Rektörler Komitesi ve Yargıtay BaÅŸsavcısı’nın “İstemezük”çü tavrına BaÅŸbakan’ın,...
  2. Kamera krizinin perde arkası -Deniz Bey, bazı önemli konularda size danışacağım şeyler var; önce...
  3. Alain’den İslami bir nükte! Bir hafta evvel aralarında kıymetli refikim DurmuÅŸ HocaoÄŸlu’nun da bulunduÄŸu...

- 14 Kasım 1998

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/1998/11/14/yazarlar/4.html

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler: ,

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.