“İşte o kolej” veya “iÅŸte bu gazete!” ucuzluÄŸunu terk edelim!
Laik deÄŸerleri savunmak iddiasındaki basın organları, okuyucularını sürekli olarak vahim bir tehlikenin kapıya dayandığı konusunda kışkırtmaktan vazgeçmeliler, çünkü “iÅŸte o kolej… iÅŸte sınıfta namaz kılan öğrenciler!â€? baÅŸlıklı haberlerle Türkiye’de laikliÄŸin yerleÅŸmesine ve zihni bir tutum olarak varlığının altının çizilmesine yardımcı olmuyor, bilakis karşılıklı nefret ve anlayışsızlığın geniÅŸlemesine hizmet ediyorlar.
Evvela şu noktayı tesbitle yola koyulalım: Türkiye’de laik kültürün gerekliliğini savunanlar önemli bir sayı yoğunluğuna sahiptir; bu kitle zannedilenin aksine azalmıyor, en azından varlığını koruyor ve gelişiyor. Ben bu gelişmeden hoşnutsuzluk duyanlardan değilim çünkü Laisizmi din aleyhtarı bir hareket olarak görmüyorum; bana göre Laikliği savunanlar sadece devletin temel prensiplerinden birini değil, aynı zamanda kendi hayat tarzlarını da müdafaa etmek istiyorlar ki bu yaklaşıma saygı duymakla mükellefiz. İsteyen herkes, başkalarını tahakküm altına almadıkça dilediği hayat görüşünü yaşayabilmeli, propagandasını yapabilmeli ve görüşlerini savunurken her türlü tehlikeden emin olmalıdır.
Yanlışa düşülen nokta ÅŸu: LaikliÄŸi savunanlar, kendilerininkine benzemeyen baÅŸkaca hayat tarzları ve dünya görüşleri karşısında dehÅŸete düşerek hemen ÅŸikayet ve ihbar refleksine kapılıveriyorlar. Hiç kimse, inançlarını tehdit veya tehlike kapsamı içinde görmek istemez, aksine kendi deÄŸerlerine saygı gösterilmesini bekler ve bu beklentisinde haklıdır. Ne yazık ki onlarca yıldan beri ÅŸahit olduÄŸumuz ÅŸey, dinini samimiyetle yaÅŸamak isteyen kiÅŸilerin âdeta bir “devlet, sistem, rejim, medeniyet, insanlık ve nezaket düşmanıâ€? imiÅŸ gibi nitelenerek ânında çarmıha gerilmeye kalkışılması.
“İŞTE O KOLEJ!â€?
İşte o örneklerden birini soÄŸukkanlılıkla incelemenin vaktidir: Geçen hafta Hürriyet’te yer alan bir habere göre Åžefkat Koleji’ne öğrenciler başörtüsü ile gelmekte ve derslere böyle girmekte, sınıfta namaz kılmakta imiÅŸler; ayrıca öğrenciler arasında haremlik-selamlık uygulaması yapılıyormuÅŸ. Hürriyet gazetesi, haklı olduÄŸu davasını isbat için sanki yıllardır bir delil arıyor da nihayet yeni ele geçirmiÅŸ bir eda ile “İşte o kolejâ€? baÅŸlığını seçmiÅŸ; haberi süsleyen fotoÄŸraflar da yazılanları doÄŸrulayan türden kareler.
BİR YANLIÅž, BİR DOÄžRUYU GÖTÜRMEMELİ…
Şimdi doğrularla yanlışları ayıralım ki kafa karışıklığına gitmesin:
-DiÄŸer okullarda benzeri bir uygulamaya izin verilmezken, “o kolejâ€?de okuyan çocukların bir istisna parantezi içinde imiÅŸ gibi (başörtüsü, okulda mescid) müsamaha görmesi doÄŸru deÄŸildir. DoÄŸru veya deÄŸil, kılık kıyafet standartları her okulda aynı derecede uygulanmalıdır.
-Anlaşıldığı kadarıyla uyuşturucu kullanmayan, ahlak dışı ritüellere iltifat etmeyen, disiplin ve edebi tahriş etmeyen bu çocukların birer gizli örgüt mensubu imiş gibi konu mankeni haline getirilmesi ve hedef tahtasına çivilenmesi çok yanlıştır.
-Okul veya herhangi bir kamu binasında namaz için mescid tahsis edilmesi, çok iğrenç veya ayıp bir şeymiş gibi görülmemeli, gösterilmemelidir. Yanlış olan kamu binalarında mescid odası tahsisi değil, istemeyenlerin mescide girip ibadet etmeye zorlanmasıdır. İbadet gibi insani ve medeni bir ihtiyacı görmezden gelen çarpık bakış sürdükçe, böyle binalarda şöyle veya böyle bir mescid -açık veya gizli- mevcud olacaktır. İnsanları, gizlice mescid ihdas etmeye ve hırsızlık yapar gibi namaz kılmaya mecbur eden anlayış, eninde sonunda ihlâle uğrar.
Neticede bu gibi haberlerin yaptığı tesiri şöyle özetleyebiliriz: Kendisini laikliÄŸin savunucusu olarak görenler şöyle düşünüyor olmalılar: “İşte, bunlar devleti adım adım ele geçiriyorlar; son derece gizli, hesaplı ve sinsi hareket ediyor, güçlü olduklarını hissettikleri yerde pervasız davranıyorlar. Biz bugüne kadar bu gibi ÅŸeylere göz yumarak hata ettik; sesimizi yükseltmeli ve neyin doÄŸru olduÄŸunu haykırmalıyız; çünkü bunların nihai maksadı bizim hayat tarzımızı ortadan kaldırmak ve herkesi kendileri gibi düşünüp davranmaya mecbur etmektir.â€? Buna mukabil inançlarından ötürü Türkiye’de itilip kakıldığı kanaatini taşıyanlar, “olması gereken de budur; inançlı olduÄŸumuz için parmakla gösterilmekten, kinaye ve aÅŸağılamaya uÄŸramaktan usandık; elbette Türkiye’de her okulda buna benzer uygulamalar görmek isterizâ€? diye düşüneceklerdir.
İMKANSIZ DEĞİL AMA ZOR
Bu bir çıkmaz deÄŸil, çözülmesi imkansız bir problem de deÄŸil: “Muasır medeniyetâ€?in kalbi sayılan Batı’da artık böyle haberler yapılmıyor, çünkü orada laiklik, kiÅŸilerin inanç ve ibadet hakkını tahdit eden ve aÅŸağılayan deÄŸil, aksine herkesin din ve vicdan hürriyetini temin eden biçimiyle anlaşılıp uygulanmaktadır. Batı’yla aramızda vahim bir zihni kavrayış farkı var ve bu farkın birkaç nesilde ortadan kalkmasını beklemek iyimserlik olur.
Laikçi basın, okuyucularının korkularına hitab ederek kendine zinde taraftar bulma kolaycılığından vazgeçerek, insanların dinî davranışlarını, sanki çok ayıp ve aykırı bir ÅŸeymiÅŸ gibi göstermek alışkanlığından vazgeçmelidir; çünkü bu tavır, laikçi basının doÄŸrularını da görünmez hale getiriyor. Nitekim bu haberde doÄŸrular, yanlışlarla karıştırılarak sunulduÄŸu için Hürriyet’in “hakperestâ€?liÄŸi hakkında bir itimadsızlık havası oluÅŸuyor. Laikçi basın buna benzer haberleri defalarca yaptı; bunlardan çoÄŸu tekzib edilince veya haberin abartıldığı sonradan anlaşılınca, pek çok kiÅŸi nezdinde “bunlar zaten böyledir; alelacele bir ÅŸeyler yazarlar ve genellikle yanlış çıkarâ€? intibaı yaygınlaşıyor; halbuki bu gibi haberlere hakperest ve dürüst bir yaklaşım gösterilse, farklı hayat tarzına ve görüşüne sahip insanların bir arada yaÅŸama edebine eriÅŸmelerine daha çok hizmet edilmiÅŸ olacaktır. “Yalan haber-tekzip ve rezaletâ€? mekanizması iÅŸletilmemelidir. Neticede birbirimizin görüşlerini paylaÅŸmasak da beraber yaÅŸamaya mecbur ve mahkumuz.
EÄŸer mevcutsa, Türkiye’de gericiliÄŸin yaygınlaÅŸmasına, kendini “ilericiâ€? sayan muhitlerin katkısını görmezden gelmek olmaz. Görülüyor ki, herhangi bir mesele hakkında doÄŸru veya yanlış hükmü vermek için evvela ortak kıstaslar gerekiyor; biz henüz kıstaslarda anlaÅŸamıyoruz ve kıstasları kendimize göre yorumlayarak karşı tarafı suçlama eÄŸilimine giriyoruz; bu anlaÅŸmayı ve karşılıklı anlayışı deÄŸil kavgayı doÄŸurur.
İlgili olabilecek yazılar:
- Açıklamak veya ‘açıklayamamak’; iÅŸte bütün mesele! Genelkurmay sözcüleri, “Üzüntülüyüz fakat o gün çevredeki hiçbir birlikte havan...
- Gazete gibi gazete “Önümüzdeki yıl neler olacak?” geyiÄŸine, eskiden magazin karakteri ağır basan...
- Adam olacaksan iÅŸte davul, iÅŸte zurna… Nüfusun üçte biri ortalama refah seviyesinin altında yaşıyor; “yoksul”ların sayısı...
- “Camilerimize yardım edelim” Yolunuzun düştüğü herhangi bir camiye girip secdeye gittiÄŸinizde içinize temizliÄŸin...
- Gazete manÅŸetlerinden tarih kayıtlarına Yeni baÅŸbakan namzedimiz Yalım Erez Bey, “UzlaÅŸma arıyorum” cümlesi ile...
Ahmet Turan Alkan - 24 Aralık 2007
Kaynak: http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=29151
Bu yazıyı yazdırEğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.





Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Sizin Yorumunuz