Horoz Åžekeri
Ne Åžehzadebaşı, ne Direklerarası…
Türkiye’nin taÅŸrasında oruç ayı, zihinlerde eÄŸlence tedaisini harekete geçirmiyor; taÅŸranın böyle bir geleneÄŸi yok…
Babalar, iftara sayılı dakikalar kala tatlı bir koşuşturmaca telâşında eve dönerken, -hele evde oruca yeni başlamış çocuklar varsa- çarşının sotalı yerlerine tezgâh açmış seyyar esnafından bir tane çörek, üstüne -sevindirilecek çocuk sayısı kadar; ne eksik, ne fazla- tahta saplı horoz şekeri saplayıp evin kapısını çalarken, ailenin kışlık erzak ihtiyacını bir kerrede tedarik etmiş gibi gururlanırlar sadece.
Herkesin harcı bir iÅŸ deÄŸildir haa…
“Eve, çocuklara horoz ÅŸekeri aldımâ€? diye kibirlenmekle bitmez iÅŸ; marifet, horoz ÅŸekerlerini yuvarlak çöreÄŸin baÄŸrına olimpiyat bayrakları gibi rengârenk dikerek kırıp dökmeden eve kadar götürmektedir fakat…
İnce ağızlı keserle düz damarlı çam kütüğünden dikkatle kertilen horoz ÅŸekerinin sap kısmı, üstüne çörekotu serpilmiÅŸ yumurtalı çöreÄŸin baÄŸrına bir hamlede saplanmamakta direnir; yolda devriliverir, sallanır, rezalettir. Tedbirli babalar, horoz ÅŸekerlerini kapıaÄŸzında, eve bir adım kala çöreÄŸin üstüne dikmek hesabıyla uyduruk bir gazete kağıdına sardırıp ayrıca taşırlar. Çâre midir? DeÄŸildir. Bu horoz ÅŸekeri denilen tatlıcık öyle gevrek, öyle gevrek bir boyalı aÄŸda kıvamında dondurulmuÅŸtur ki, mübarekler “çıttâ€? diye kırılıvermesi için birbirine hafifçe deÄŸmesi yetiÅŸir.
İtinayla açılan kağıt ambalajın içinden kuyruğu kırık horoz şekerinin çıkması, kurbanlık diye eve getirilen güzelim hayvanın kör, topal, dişsiz veya sakat çıkması neviinden bir hayal kırıklığıdır;
KuyruÄŸu olmayan horoz mu olurmuÅŸ yahu!
Kırık bir horoz ÅŸekeri, büyük bir hayal kırıklığı demektir; ne getirende keyif bırakır, ne yiyende…
Çok sonraları -bu defa- eve horoz şekeri götürecek demlere eriştiğimde yanımda bir çakı bulundurmayı o yüzden ihmal etmemeye itina göstermişimdir. Tahta çubuğun, alt ucundaki kütlüğü izale etmek için çakıyla haffçe sivriltir, çöreğe âlâyı vâlâ ile batırırsınız ki, görenler Sultan Süleyman Yenikapı Tersanesinde denize indirilen ahşap kalyonlarına ana yelken direği rekz ettiriyor sanırlar!..
***
Horoz şekeri yemenin bir âdâbı, bir muaşereti vardır.
KuyruÄŸu tastamam bir horoz ÅŸekeri şöyle yenir: Evvelâ horozdan ziyade tavus kuÅŸunun o çok fiyakalı, o çok debdebeli ve gösteriÅŸli kuyruÄŸunu andırır kısmındaki ÅŸekeri, kuyruÄŸun salkımsaçaklaÅŸtığı nihai noktadan dille dudak arasında ıslatarak eritmeye baÅŸlamalıdıır; ikinci safhada mübarek hayvanın baÅŸ kısmı renkli bir eriyik halinde, mümkün mertebe ağız içinde bile kırılmamasına azami dikkat sarfolunarak mideye indirilecektir; sonra gövde ve nihayetinde tahta sapın gövdeye birleÅŸtiÄŸi kısım üzerinde dikkatle çalışılmalıdır; tâ ki tahta aksam üzerinde bir zerre miskal ÅŸeker kalıntısı bırakmamacasına…
Çocuklar, iÅŸlem muvaffakiyetle tamamlandığında dillerini çıkarıp birbirlerine göstererek boyalı dilleriye övünürler; Kırmızıysa kırmızı, yeÅŸilse yeÅŸil, sarıysa sarı. İlle de boyalı…
***
Ben, her türlü imalat işlerini merak eden, fırsat ele geçtiğinde işi-gücü yüzüstü bırakıp aylâk ve hayran bir edâ ile ağzı açık seyretmekte bir sinema lezzeti bulan bir adamım; bir horoz şekerinin mühim bir şölen yerine geçtiği çocukluk Ramazan’larında hep horoz şekerinin nasıl yapıldığını merak ettim durdum.
Niçin horoz ÅŸekerleri birbirine benzemiyor, biri diÄŸerinden hep farklı ÅŸekil ve büyüklükte oluyor ve niçin hep bu yüzden horoz ÅŸekerini paylaşırken biz çocuklar o ezeli mülkiyet imtihanının ilk ve en mâsum basamağında birbirimizle, “o senin, hayır bu benimâ€? diye didiÅŸip duruyorduk
Üstelik beş paralık kırmızı-yeşil bir horoz şekeri için?..
Hep şöyle tahayyül etmişimdir:
Bir defa içinde koyu ağda kıvamında kaynatılmış şeker bulunan muhtelif tencereler olmalıdır ve bunlardan kimine sarı, kimine yeşil boyalar atılmış olsa gerektir. Horoz şekeri ustası daha evvel ince keserle kıyılmış minik tahta çubuklardan birini alır, ağda tenceresine batırıp kendi ekseni etrafında birkaç tur attırarak bir miktar ağda tutturduktan sonra bir başka şeyle ( mesela çekiç veya tokmak benzeri bir aletle) yassıltıp, hemen sonra ucu sivri bir makasla kuyruk kısmında tüy teleklerini andırırır kesikler açar ve makasın burnuyla horozun başını biçimlendirip bırakır bir kenara.
Bu ameliyeyi seyretmek zevkine hiç nail olamadım; yaÅŸasın hayal gücü; sadece tahmin…
***
Birbirine tıpatıp benzeyen horoz ÅŸekerleri de vardı elbette; bunlar horoza kesinlikle benzememekle beraber, yine aynı kesinlikle “horoz ÅŸekeriâ€? diye adlandırılıyordu; kimi lokomotif, kimi koyun, kimi ev, kimi tavuk biçimindeki bu ÅŸekerlerin bir kalıba dökülerek soÄŸutulup çıkarıldığını anlayabiliyorduk ve bunlarda kabaca da olsa bir üretim standardının tutturulduÄŸu gözden kaçmıyordu. Yalanıp ağızda eritilecek ÅŸeker miktarı, klasik horoz ÅŸekerinden fazla olsa da ÅŸahsen bu aynı tornadan çıkmış intibaı veren ÅŸekerleri tutmazdım ben. İlle de horoz olacak, kuyruÄŸu tel tel olacak, başı dik, rengi canlı olacak…
***
Şekerler halledildikten sonra sıra işin çörek faslına gelir, fakat çöreğe çocuk takımından pek kimse aldırış etmez; onu ailenin çocuk olmayan fertleri aralarında adaletle, -tadımlık miktarında- bölüşerek yerler. Ev çöreğine nisbetle kıymet-i harbiyesi olmayan bir çörektir bu; yavan ama fiyakalı; çünkü çarşı işi!
***
EÄŸlence midir; eÄŸlencedir,
EÄŸlence midir; deÄŸildir!
Her ne ise, zihinde izi, damakta tadı kalmıştır. Bugünün ölçülerine göre dehşet verici bir vurdumduymazlıkla gayrı sıhhi şartlarda üretilen ve çarşının bütün tozundan-toprağından hisseyab olduğu şüphe götürmeyen şu basit şekerleme, tek başına koca bir Ramazan’ı temsil eder çocuk zihninde.
İnsan büyük, yaşlanır ama zihninde çocukluğa ayrılmış bölmenin kuytularında o fiyakalı, o kuyruğu dik ve rüzgarda hür bir bayrak gibi dalganan kırmızılı, sarılı, yeşilli, beyazlı; gurur ve erkekliğin sembolü bir horoz şekeri bütün mahalleyi velveleye vererek ötüp duracaktır.
Ü-ürü-üüüü!…
İlgili yazı bulunamadı.
Ahmet Turan Alkan - 1 Eylül 2008
Kaynak: http://sektoreel.zaman.com.tr/sektoreell/detaylar.do?load=detay&link=1003
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.
-
Ali Veli
-
Ali Veli
-
Göker Murat
-
Göker Murat
-
A.Baki
-
A.Baki


