Hey gidi Muhsin Başkan hey…

Şakaklarında birkaç kır tel, alnında birkaç çile kırışığı.Bizim kuşağın en genci, en yakışıklı delikanlısı…

*

Bugün perşembe; 26 Mart Perşembe.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun bindiği helikopterin enkazına, neredeyse 24 saatten beri ulaşılamadı; modern zamanların en şeddâdî iz ve sinyal takib etme teknikleri bir işe yaramadı. Yüzlerce insan, bilmem kaç helikopter ve uçak seferber… Haber yok! Kulağımızda İHA muhabiri İsmail Güneş’in gittikçe zayıflayan sesi yankılanıp duruyor,

- Kimseden ses gelmiyor, gelmiyor. Eyvah çok kötü!..

Saat 13 sularına geldi; hâlâ bir haber alamıyoruz.

Ve saatler geçtikçe bir mucize, şaşırtıcı bir “iyi haber” bekliyoruz ama…

*

18 yaşlarında kocaman çocuklarız. Senelerden 1972. Mevsim güz; içimizde Ankara rüzgârı. Taşralardan Ankara’lara okuyup “büyük adam” olmak için gelip resmî yurtların kasvetli odalarında yalnızlığın çukurlarına düşünce, “anne, anneciğim” diye başımıza yorganı çekip bir güzel ağlamışlığımızın günleri.

Muhsin Yazıcıoğlu’nu ilk defa Veteriner Fakültesi’nde görüyorum; adam 18 yaşında bile efsâne; öyle karizmatik. Yıldırım Beyazıt’taki yurt binasının bahçesinde bir duvar önünde sohbet ediliyor. O günlerde bir “başkan”lık vâkıası var; yurt başkanı, fakülte başkanı: Yazıcıoğlu ya yurdun ya Veteriner’in başkanı.

Bazı insanlar vardır; hep böyledir; vasıflarında lider olmak tabiatı ile doğar, öyle yaşarlar. Muhsin Yazıcıoğlu da öyle. Hep yaşından büyük, hep sorumlu, hep ağır…

Gençlik hâtıralarımı çağırıyorum; onu hep bulunduğu mekânda, insanların ilgi odağı ve çekim merkezi halinde hatırlıyorum. İnsanlara güven, ümit ve cesaret telkin ediyor. Orada Muhsin Yazıcıoğlu varsa nefislere itimad duygusu gelip yerleşiyor.

Ankara’da Hacettepe sırtlarında bir tarafta fakültelerin, öteki yanda kalabalık yolların bulunduğu meydan gibi bir yerdeyiz. Bin kişi var mıyız? Varız. Hacettepe Tıp Fakültesi’nin olduğunu tahmin ettiğim binaların tepesinden aşağıya doğru silah tarrakaları yankılanıyor. Sene 75, belki 76… Kalabalık dalgalanıyor. Mesele nedir? İşgal, boykot, güç gösterisi? Hatırlamak zor. Heyecan yüksek. Polis panzerleri kalabalığı çevreleyip dağılın ikazları yapıyor megafonla.

Orada yüksekçe bir yerde görüyorum onu,

-Dağılmayın, dik durun; ben söylemedikçe bir yere kımıldamayacaksınız, diyor ve ilâve ediyor:

-Yanınızdaki arkadaşınızı polise bırakmayacaksınız. Nasıl geldiysek öyle gideceğiz!

Yine silah sesleri…

- Şimdi İstiklâl Marşı’mızı okuyacağız; rahat, hazır oll!

*

Ülküdaşım, genel başkanım, hemşehrim, arkadaşım…

Günün birinde patronum da oluyor. Ankara’da yayınlanan Hasret ve Genç Arkadaş dergilerinin yayınlandığı Dörtyol semtindeki apartman dairesine uğruyor ara sıra. Dergi yapıyoruz, mizanpaj yapıyoruz, kapak yapıyoruz, sonu “kahrolsun”larla, “yaşasın”larla biten sert yazılar yazıyoruz, pikaj, montaj işleri, ışıklı masalar… Vaktiyle Nihat diye bir arkadaş vardı; o derginin dizgi işlerini görmekte. Kaç ay sürdü bilmiyorum, talebeyim henüz, biraz alacağım birikmiş. Alacağımı veriyor patronum; kaç lira hatırlamıyorum; o parayla Anafartalar’da bir kuyumcudan bir çift altın küpe alıyorum nişanlım için.

O küpeleri her görüşümde yıllardan beri o günleri, onu hatırlıyorum.

*

Saat onbeşe geliyor; bakanlar açıklama üstüne açıklama yapıyorlar. Helikopter sinyal vermiyormuş.

Kelimeler… Ne işe yararsınız siz? Kanat olabilir misiniz kanat? Kar araçlarına takılan demir palet olabilir misiniz icabında? Elinde minicik ilkyardım çantasıyla bir doktor, bir hemşire…

Veya bir Allah’ın kulu olsun da, sırtından pardesüsünü çıkarıp yirmi dört satten beri kar altında, tipi altında hayatla ölüm arasında gidip gelen kazazedelere ümit versin, su versin, söz olsun…

Ne işe yarıyor ki kelimeler?

*

Günün birinde Sivas’tan milletvekili seçiliyor; önceleri, sandık başına bile gitmeyeceğimi işiten eski ülküdaşlarım bana çok şirin bir şaka hazırlıyorlar. Yolda yürürken iki kişi koluma giriyor, bir arabaya bindiriyorlar. Şehir dışında bir yere gidiyoruz, iniyoruz; diyorlar ki, “sen oy vermeyeceğim demişsin; doğru mu?” “Doğru” diyorum, “kimseye oy vermeyeceğim bu seçimde”. İçlerinden biri elini beline götürüyor, “Sen yine sözünde durmuş ol; sorarlarsa silah zoruyla oy verdim dersin!”

Gülüyoruz, gülüşüyoruz. İşin ucunda “Muhsin Başkan” var çünkü. O seçimlere koalisyon halinde giriyor sağdaki partiler.

O Meclis’e yakışıyor; Meclis de ona. Sonra partisinden ayrılıp kendi partisini kuruyor. Seçimler, seçimler, seçimler… Karşılaştıkça beni onurlandırmak için “üstad” diye hitab ediyor; ben ona “Başkan”.

Karşılaştığımız ilk gün de “başkan”dı; şimdi ve hâlâ yine başkan.

İstatistiklere bakanlar, Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisini tek kişiden ibaret bir küsurat partisi gibi görürler; sayılar böyledir; bu yüzden akıllı adamın biri, “saymalı değil, tartmalı” demiş vaktiyle.

Sayılacak değil, tartılacak adamdır o; tabii özgül ağırlık denilen şeyin terazisi varsa…

*

Nedendir bilmem yıllar geçtikçe ikiye bölünen o iki partinin irice olanına değil de ufak ama sevimli olanına ısındı kalbim. Rahmetli anacığımın vefatında bir evvelkiler kapımı çalmazken Muhsin Başkancılar, fakirhanemize gökten indirilmiş paraşütçü birlikleri gibi akın etmişlerdi de nasıl onurlanmıştım, nasıl içim kabarmıştı…

O gün dedim ki içimden, “ki bunlar kara gün dostlarıdır; salımıza girecek arkadaşlardır; hatırları büyüktür”.

*

Saat 16′ya geliyor. Haber yok; bir nefes de mi yok?

Kelimeler, ne işe yararsınız siz; karlı dağların başında bir kibrit kadar olsun ışık olup ısıtmadıktan sonra…

*

Şakaklarında birkaç kır tel, alnında birkaç çile kırışığı. Bizim kuşağın en genci, en yakışıklı delikanlısı…

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Başkan, buralar sensiz olmaz! Hadise basit: 77 yaşında rahmetli olan emekli hemşire Necla Omay,...
  2. İstikamet ve vakar sahibiydi Sabahın erken saatlerinde İstanbul-Ankara otoyolunda seyreden araçlardan çoğunun asgari müştereği,...

- 28 Mart 2009

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=830772

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler: ,

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

  • Zerrin Özdemiroğlu

    Ne denebilir ki… İhmal yüzünden bu verilmesi gereken kaçıncı can acaba?… Kaç kişinin daha ciğerinin yanması gerek birşeylerin tıkırında işlemesi için acaba?… Allah rahmet eylesin, ne diyelim?… Mekanın cennet olsun Muhsin Başkan… ve tabi diğerleri…

  • Zerrin Özdemiroğlu

    Ne denebilir ki… İhmal yüzünden bu verilmesi gereken kaçıncı can acaba?… Kaç kişinin daha ciğerinin yanması gerek birşeylerin tıkırında işlemesi için acaba?… Allah rahmet eylesin, ne diyelim?… Mekanın cennet olsun Muhsin Başkan… ve tabi diğerleri…

  • Zerrin Özdemiroğlu

    Ayrıca kendi egolarını tatmin etmek için insanların Babalarının canına kıyan ya da kıymaya teşebbüs eden ya da Babasının canını önemsemeyen; ruhu alınmış, insanlıktan nasibini alamamış insan müsveddelerini esefle kınıyorum! Allah hepsine akıl-kursak+fikir versin.

  • Zerrin Özdemiroğlu

    Ayrıca kendi egolarını tatmin etmek için insanların Babalarının canına kıyan ya da kıymaya teşebbüs eden ya da Babasının canını önemsemeyen; ruhu alınmış, insanlıktan nasibini alamamış insan müsveddelerini esefle kınıyorum! Allah hepsine akıl-kursak+fikir versin.

  • yusuf

    Rabbim rahmet etsin hepsine :(

  • yusuf

    Rabbim rahmet etsin hepsine :(

  • irfan Edebiyet(Sivas)

    Sanki bir yitik gibi yaşadı.Ve yitik olarak öldü.Geriye mütevazi bir hayatın kalıntılarını bıraktı.Sen bize çok lazımdın.Türk milletinin kırılan kapısı,kafesteki aslan..artık hürsün.Çok sevdiğin peygamberin diyarına gidiyorsun.Allah utandırmasın derler.Sen utanılacak bir yere gitmedin.Sevgililer diyarında resül ü ekrem ile sin.Öyle ümit ediyorum.İmtihan bitti.Filim koptu…….

  • irfan Edebiyet(Sivas)

    Sanki bir yitik gibi yaşadı.Ve yitik olarak öldü.Geriye mütevazi bir hayatın kalıntılarını bıraktı.Sen bize çok lazımdın.Türk milletinin kırılan kapısı,kafesteki aslan..artık hürsün.Çok sevdiğin peygamberin diyarına gidiyorsun.Allah utandırmasın derler.Sen utanılacak bir yere gitmedin.Sevgililer diyarında resül ü ekrem ile sin.Öyle ümit ediyorum.İmtihan bitti.Filim koptu…….

  • Salih Zeki Çavdaroğlu

    Muhsin Bey,Anadolu insanının imanlı,haysiyetli, saf , yiğit ,ağırbaşlı ve bir yığın hasletini siyasette sergileyen nâdir şahsiyetlerin önde gelenlerinden biriydi.Duygu ile akl-ı selimi bünyesinde ikiz kardeş gibi barındırdığını hayat hikâyesindeki kesitler ve kaleme aldığı şiirlerde görüyoruz. Hayır ve şerrin Allah’ tan geldiğine, dönüşün yine o Yüce Yaratıcıya olduğunu bir kez daha ikrar ederek, mekânı cennet olsun diyorum.Cenâb-ı Hak, başta nur yüzlü “anacığı” olmak üzere,refikaları Hanımefendi, sevgili evlatları ve bütün sevenlerine sabır versin.

  • Salih Zeki Çavdaroğlu

    Muhsin Bey,Anadolu insanının imanlı,haysiyetli, saf , yiğit ,ağırbaşlı ve bir yığın hasletini siyasette sergileyen nâdir şahsiyetlerin önde gelenlerinden biriydi.Duygu ile akl-ı selimi bünyesinde ikiz kardeş gibi barındırdığını hayat hikâyesindeki kesitler ve kaleme aldığı şiirlerde görüyoruz. Hayır ve şerrin Allah’ tan geldiğine, dönüşün yine o Yüce Yaratıcıya olduğunu bir kez daha ikrar ederek, mekânı cennet olsun diyorum.Cenâb-ı Hak, başta nur yüzlü “anacığı” olmak üzere,refikaları Hanımefendi, sevgili evlatları ve bütün sevenlerine sabır versin.

  • Göker Murat

    Sivas şehri, harman ettiği en ‘delikanlı’ yiğitlerinden birini daha kaybetti!
    Sivas’ın bir küçük kasabasında dünyaya gelip yeryüzündeki bütün Türklere sesini duyurmaya çalışan, davasını gururla taşıyan, verdiği sözleri asla unutmayan, haysiyetin, ahlakın, doğruluğun timsali.
    Yaşadığı hayatı boyunca duruşunu bozmayan; zalime başı dik, mazluma boynu kıldan ince yaklaşan, her zaman delikanlı gibi bakan bir yiğidi kaybettik.
    “Er kişiyi nasıl bilirdiniz?” diye sorulduğunda tüm yüreğimizle, bütün hücrelerimizle “er kişi gibi bilirdik” diye haykırtacak bir ‘er kişiyi’ kaybettik.
    Yaşadığı dönemde kıymetinin bilinmiyor olması, vefatından sonra da aynen devam edeceği anlamına gelmemelidir. Onu yıllarca, on yıllarca, yüz yıllarca hayır dualarıyla anmamız, kabrini sık sık ziyaret etmemiz, aklımıza geldikçe bir Fatiha’yı onun temiz ruhuna bağışlamamız temennisiyle..

    Muhsin Yazıcıoğlu sizin arkadaşınızdı değerli Hocam; başınız sağolsun; ama ne mutlu size ki tüm Türkiye sizin yasınızı, acınızı canı gönülden paylaşıyor. Rabbim cümlemize böyle arkadaşlar, dostlar nasip etsin..

    Rabbim, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberinde vefat eden arkadaşlarını cennetine kabul etsin, ruhlarını şad eylesin..
    Saygı ve dua ile..

  • Göker Murat

    Sivas şehri, harman ettiği en ‘delikanlı’ yiğitlerinden birini daha kaybetti!
    Sivas’ın bir küçük kasabasında dünyaya gelip yeryüzündeki bütün Türklere sesini duyurmaya çalışan, davasını gururla taşıyan, verdiği sözleri asla unutmayan, haysiyetin, ahlakın, doğruluğun timsali.
    Yaşadığı hayatı boyunca duruşunu bozmayan; zalime başı dik, mazluma boynu kıldan ince yaklaşan, her zaman delikanlı gibi bakan bir yiğidi kaybettik.
    “Er kişiyi nasıl bilirdiniz?” diye sorulduğunda tüm yüreğimizle, bütün hücrelerimizle “er kişi gibi bilirdik” diye haykırtacak bir ‘er kişiyi’ kaybettik.
    Yaşadığı dönemde kıymetinin bilinmiyor olması, vefatından sonra da aynen devam edeceği anlamına gelmemelidir. Onu yıllarca, on yıllarca, yüz yıllarca hayır dualarıyla anmamız, kabrini sık sık ziyaret etmemiz, aklımıza geldikçe bir Fatiha’yı onun temiz ruhuna bağışlamamız temennisiyle..

    Muhsin Yazıcıoğlu sizin arkadaşınızdı değerli Hocam; başınız sağolsun; ama ne mutlu size ki tüm Türkiye sizin yasınızı, acınızı canı gönülden paylaşıyor. Rabbim cümlemize böyle arkadaşlar, dostlar nasip etsin..

    Rabbim, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberinde vefat eden arkadaşlarını cennetine kabul etsin, ruhlarını şad eylesin..
    Saygı ve dua ile..

  • Emine NihalTÖRE

    Din için,devlet için,can çekişen millet için,ömrünün baharını görmeden şehit olan,Muhsin Başkanım,kanının diyetini veremedik,yazık olsun…
    Seçim işinin,geçim işi olduğu bir memlekette,namuslu adamaın dayanağı yoktur.
    Hadiseler,onu bilen ve ona erkekçe meydan okuyan”ADAM” ister.
    Bilemedik…

  • Emine NihalTÖRE

    Din için,devlet için,can çekişen millet için,ömrünün baharını görmeden şehit olan,Muhsin Başkanım,kanının diyetini veremedik,yazık olsun…
    Seçim işinin,geçim işi olduğu bir memlekette,namuslu adamaın dayanağı yoktur.
    Hadiseler,onu bilen ve ona erkekçe meydan okuyan”ADAM” ister.
    Bilemedik…

  • ömer saraç

    Babamın kalp ameliyatında da bir öncekiler yoktular ama Muhsin başkan vardı.Hem de taa evimize kadar gelerek.
    Mekanın cennet olsun Muhsin Başkan.

  • ömer saraç

    Babamın kalp ameliyatında da bir öncekiler yoktular ama Muhsin başkan vardı.Hem de taa evimize kadar gelerek.
    Mekanın cennet olsun Muhsin Başkan.