Hakim, hakem, hoca

Hâkim, hakem, hoca; her üçünün ortak tarafı, meslek isimlerinin “h” harfi ile baÅŸlamasından ibaret deÄŸil; her üçü de iÅŸlerini özel üniforma ile icrâ ederler. Üçünün de esas itibariyle yaptığı iÅŸ hakikati arayıp ona vâsıl olmak, adâleti tecelli ettirmek, ezcümle insan soyunda adalet ve hakikat duygusunu canlı ve câri tutmak. Özel kılık giymelerinin sebebi, yaptıkları iÅŸin dramatik vechesini güçlendirmek ve çerçevelemek içindir.

Hukuk devletinde hâkim, kamu adına söz söyleyen son merci; onun hükmünün üstüne çıkabilecek hüküm yok. Bu mânâda İslâm’ın “El Hakk-u yâ’lu ve lâ yû’lâ aleyh”, yani “Hak en yücedir ve onun üstüne çıkılamaz” kavrayışı, hukuk devletinin de rûhudur. Yargı kararı en ekmel, en nihâi ve en kesin olandır ve bu kararı neticede bir insan verir. Hâkim, hukuk devleti’nin çivisi, perçini, ana direÄŸi, her ne sayarsanız o; ne kadar zengin ve mükemmel olursa olsun hukuk edebiyatı kendi başına iÅŸ görmez. Her sistem netice itibariyle bir insan tipine dayanır: Hukuk devletinin nihai insani hâkim.

Hâkim, neredeyse beşerüstü bir boyut vehmedebileceğimiz kadar mistik bir tabiatın ardında gizlenen, hâmili bulunduğu bilgi ve hikmetle bir iç ışımasına uğramış ve mutlaka bu vasıflar yüzünden cinsine mahsus derin bir sezgi geliştirmiş bir insan türü. Kamu görevlerinin en zorlusu, en şereflisi, en çok donanım gerektireni.

Hakem! Hâkimin karikatürü; sporu hayatın ta kendisi zannedenlerin ilâhı. Devleti mutlak evrensel aklın tecellisi zannedenler için hâkim ne ise sporu hayatın yerine ikaame edenler için hakem o. Minicik bir kusuru var: Tanrı rolünü oynamak hoÅŸuna gidiyor ama o bir insandır. Bazen tatlı tatlı yakınırken yakalarım onları, çok eÄŸlenirim, “biz de insanız sonuçta, hakemler de hata yapar!..”

Bir heykeltraÅŸa bir hakem heykeli sipariÅŸ etselerdi, taşın içinde ister istemez Ali Aydın’ın çizgilerini arardı; öylesine kemik gibi bir dürüstlük imajına sahipti. Åžimdi kalkıp, “ben de insanım” demeye kalkışsa hayal kırıklığına uÄŸrayacağız neredeyse.

Spor, hayatın içinde icad edilmiÅŸ bir oyun dünyasıdır; birileri bize yaÅŸadığımız hayatın da buna benzer bir oyun olduÄŸunu söylüyor; neyi, nereye kadar ciddiye almak gerektiÄŸi kestirmek gereken zorlu bir insanlık imtihanı. “Oyuncaklar yerlerine” denildiÄŸinde ortada kimse kalmazsa elimiz boÅŸ mu kalacak?

Hoca. Bizim millet ganîdir ya, yekdiÄŸerine sunacağı en yüksek vasfı böyle isimlendirmiÅŸ: Hoca! Çalpara aÄŸzıyla “Hoca câmide” diye hocalığı kendi aklınca küçümsemeye kalkışan kokonaya aldırış etmeyin siz; “hocam” hitâbının hemen ardında “sizin bilginize ve irfânınıza teslim oluyor ve hürmet ediyorum” irâde beyânı vardır.

“DolmuÅŸ ÅŸoförleri bile birbirine hocam diyor” diye itiraza kalkışmanızı anlayışla karşılıyorum; Hocalığın hakkını verememek hocaların bileceÄŸi iÅŸtir. Üniversite hocasından dolmuÅŸ ÅŸoförüne, emekli köy imamından ilahiyatçı milletvekiline kadar bu böyle. Hocalık sıfatı atfedeni deÄŸil, kabul edeni baÄŸlar. Lata, cübbe, harmaniye ve meÅŸin gocuk. Her üniforma, sahibinin mesleÄŸini dramatize etmeye yarar. Terzilerde, konfeksiyon atelyelerinde biçilip dikilmiÅŸ veya kumaÅŸ topu halinde iken biçileceÄŸi günü bekleyen binlerce, milyonlarca cübbe var; cübbe, lata, harmaniye kıyâmet gibi; iÅŸ cübbenin içini doldurmakta.

Öyle dolduracaksın ki cübbenin içini Hocam, vakt eriÅŸib de emr-i Hak vâki olduÄŸunda “yakıştı, kefene lüzum yok” deyip öylece defn eyleyecekler; ÅŸehitler gibi…

Ne demişti hani Câfer Çelebi?

“Ben ÅŸehîd-i tığ-i aÅŸk oldukda yâr-i rahde,

Yumadan defn eylenüz tenden gubârı gitmesün”

Bu iş memurla olmaz; hocalığı, hakimliği, hakemliği memurluğun önüne koyacak bir mânâ iklimi inşâ etmeye mecbursunuz; aksi takdirde savunma hakkını kullanmaya çalışan mağdureyi çift sarı kartla oyunda tutup, akabinde dolmuş şöföründen bezl-i irfan beklemeye mecbur kalırsınız efendim.

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Necati hoca versus* Nihat hoca Şimdi siz bu yazdıklarımı Ramazan eğlenceliği zannedeceksiniz ama aslında din...
  2. “Yarım Hoca”nın rant fetvası Soru: Sadece 21 ayda deÄŸerini 44 defa katlayan yatırım türü...
  3. Hoca! Gazeteci dostum Gürkan Zengin, DışiÅŸleri Bakanı’mız Ahmet DavutoÄŸlu hakkında biyografik...
  4. Sağol be Cevat Hoca! Elalemin kazandığı para, aldığı maaş ne sevimli bir dedikodu konusudur...
  5. “Hoca n’ooluyor?” Depremin nasıl oluÅŸtuÄŸunu çocuklar bile bizden daha iyi biliyor: İnce...

- 10 Kasım 2003

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2003/11/10/yazarlar/ahmetturanalkan.htm

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.