Görev

-Sayın seyirciler ÅŸu anda yine ÅŸirin tatil beldemiz Bodrum’da, Bodrum’umuzun problemlerini kamuoyuna aksettirmek maksadıyla görev başında bulunuyoruz. İki aydan beri tatil günlerinin dışında her gün bu saatte sürdürdüğümüz canlı yayınımızda bugün Bodrum’un çöp meselesine el atacağız. Gördüğünüz gibi Bodrum’un çöpleri belki elli seneden beri bu çukurda biriktiriliyor ve bu yığın gün geçtikçe büyüyor. Åžu anda yanımızda canlı yayın konuklarımız bulunuyor. Onları tanıtayım sizlere. İlk olarak gazeteci aÄŸabeyimiz Mehmet Bey. Mehmet abi siz artık Bodrumlu sayılırsınız, sözü ilk olarak size vereyim; evet Mehmet abi, ne olacak bu Bodrum’un çöpleri?

-SaÄŸ olun çocuklar, vallahi ben otuz seneden beri gelir giderim; otuz senedir Bodrum’un dertlerini yazmaktan parmaklarım nasır baÄŸladı. Çok önemli bir konu bu; o kadar önemli ki ne söylesem az gelir.

-Kısaca yuf diyebilir miyiz Mehmet abi?

-Diyebiliriz…

-O zaman diyelim…

-Yuf!

-Çok güzel; ikinci konuÄŸumuz Yalıkavak muhtarı Osman Bey; Osman abi, bu Bodrum’a yazık deÄŸil mi?

-Yazıktır he vallahi. Şu an burada iki milyon insan var; onların çöpleri nereye gidiyor, buraya geliyor. Bu tarafa bakıyorsun cennet gibi, kamerayı çeviriyorsun çöplük!

-Ne yapmalı Osman abi?

-VatandaÅŸa çöp atma dersek olmaz; bunlar önemli adamlar. İşte mesela Mehmet Bey; Mehmet Bey’e çöpünü atma kardeÅŸim; sakla İstanbul’a götür diyebilir miyiz?

-Diyemezsiniz kardeşim, olur mu öyle şey?

-Söz temsili Mehmet abi, sen üstüne alınma kurbanın olduÄŸum…

-Eee, çare nedir çare?..

-Çare devlette; devlet buralara sahip çıkacak. Yer gösterecek, ne bileyim tesis kuracak felan. Bu iş böyle gitmez.

-Evet sayın seyirciler, ÅŸimdi de Türkbükü sivil toplum inisiyatifi içinde oluÅŸturulan yeÅŸil bandanalı eski tüfekler topluluÄŸunun sözcüsü, deÄŸerli aktivist ve entelektüel Korunç Bey’e uzatıyoruz mikrofonu.

-Åžimdi valla ne denir bilmem ki, Bodrum çok bozuldu bir kere. Nerede o nezih ortamlar? Biz yıllar önce devrimci arkadaÅŸlarla gelir ÅŸuralarda çadır kurardık; o zaman keçiler otlardı burada. Yöre halkı ile çok anlamlı birlikteliklerimiz olurdu. Mis gibi süt, yoÄŸurt getirirlerdi sabahları. Biz onlara III. Enternasyonal’dan filan bahseder bilinçlendirirdik. Yine bir gün böyle bir bilinç yüklemesi yapıyoruz, köylü dostlardan biri kalktı, gidip beÅŸ metre uzaktaki çalının dibine çömeliverdi…

-Aman!..

-Biz de öyle dedik; ama adamın biz aydınlara verdiği dersi hiç unutamam azizim.

-Ne dedi, ne dedi?

-Buraya yapmayacağım da nereye yapacağım dedi!

-Aşkolsun vallahi, bak tüylerim diken diken oldu.

-He vallah benim de öyle..

-Halk bu azizim halk; öyle pratik, öyle insancıl çözümler üretiyor ki, oysa biz aydınlar…

-Bak ÅŸimdi çalı dibine çömelme dedin de aklıma ne geldi KorunççuÄŸum. Almanlar Yugoslavya’da bir yeri iÅŸgal ediyorlar. Karargah yapmak için bir eve giriyorlar. Alman general diyor ki, benim hâcetim geldi, helâyı gösterin. Oradakiler diyor ki, bizde helâ yok. Eee ne yaparsınız bu gibi durumlarda diyor general. Diyorlar ki, aÄŸaçların dibine filan ÅŸey’ederiz. General kızıyor, “bu geri kalmış milletlerdeki organizasyon eksikliÄŸi nedir böyle” diye filan fırça atıyor ahaliye. Birisi çıkıp diyor ki, “Generalim, bizde o dediÄŸin organizasyondan olsaydı, ÅŸimdi biz sizin aÄŸaçların dibine ihtiyaç duyuyor olurduk.”

-MüthiÅŸ be Mehmet abi, nerden bulursun bu fıkraları bilmem ki? Süpersin yaa…

-Ee, benim sözüm tamamlanmamıştı henüz galiba…

-Afedersiniz Korunç Bey, buyrun efendim?

-Åžimdi suçu Kapitalizm’e yıkıp iÅŸin içinden sıyrılmak kolay; biz yıllarca Kapitalizm’e sövdük, ne oldu? Kapitalizm kahrolmadı. Sınıf bilinci dedik, hava-civa çıktı. Bakınız köylü Osman AÄŸa meseleyi hepimizden daha iyi kavrıyor. Bu durumda çare…

-Evet Korunç Bey çare?..

-Efendim böyle olmaz, bir kollokyum düzenleyelim, ne biliim panel filan, birtakım etkinlikler yapalım uluslararası düzeyde; iş çevrelerinin finans katılımını sağlayalım, vörkşaplar filan şaapalım!

-Vallahi bu hiç aklıma gelmemiÅŸti. Evet azizim, hep söylerim zaten; eÄŸitim, eÄŸitim, eÄŸitim. Artı demokrasi….

-Bakınız sayın seyirciler, ÅŸu anda bir çöp kamyonu yaklaşıyor, yaklaÅŸtııı… Damperini kaldırıyor veee…

-Gümbürt döküyor; olmaz azizim olmaz. Neolitik dönemin insanları da bu kadarını akledebiliyorlardı. Burada önemli olan sen, ben, ÅŸu, o, öteki deÄŸil…

-Nedir abi önemli olan?..

-Bodrum azizim Bodrum; buradaki hayat tarzına sahip çıkmak biz aydınların, yazarların, bilinçli yurttaÅŸların temel görevi, olmuyor böyle…

-Hakketen olmuyor, katılıyorum…

-Ben de katılıyorum aydınlarımıza…

-Evet sayın seyirciler. Bodrum’da iki aydan beri sürdürdüğümüz canlı yayınımıza yarın, ‘Kafelerde fiyatlar niçin pahalı’, sorusunu tartışarak devam edeceÄŸiz. Stüdyodaki arkadaÅŸlar da zannediyor ki, biz burada iki aydan beri ense yapıyoruz. Ne gezer?.. DeÄŸil mi dostlar?

-Aynen öyle, çok yoruluyorsunuz vallahi…

-Görev azizim görev. Kutlarım sizi.

-Peki, kapatalım artık. Bodrum’dan herkese iyi akÅŸamlar diliyoruz.

Yazıyı Paylaş

İlgili yazı bulunamadı.

- 13 AÄŸustos 2006

Kaynak: http://turkuaz.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5335

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.