Gırtlak kaç boğummuş?
Genelkurmay’ın iç hizmet yönetmeliÄŸinde deÄŸiÅŸikliÄŸe giderek, geçmiÅŸ görevleriyle ilgili olarak saÄŸda solda konuÅŸan asker kiÅŸilere yaptığı çaÄŸrıyı okuyunca ÅŸaşırdım: Åžaşırdım çünkü anayasal bir hakkı, iki satırlık yönetmelik deÄŸiÅŸikliÄŸi ile kayıt altına almanın, bir hukuk devletinde nasıl mümkün olabileceÄŸini pek anlamadım.
Anayasa’nın 25. maddesi bakın ne diyor: “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.” Tamam, farkındayım, Genelkurmay’ın “konuÅŸmayın” yasağı, fiilen bir temenni hükmünde, kanun hükmünde bir geçerliÄŸi ve kapsamı yoktur; çünkü bütün müeyyidesi, konuÅŸan emekli subayların orduevlerine giriÅŸini yasaklamaktan ibaret. Yasakla yaptırım arasında bir oransızlık var. O sebeptendir ki, suskunluk emri, aslında taşıması gereken anlamdan daha dramatik çaÄŸrışımlara doÄŸru sürükleniyor. EÄŸitim kalitesi, doktriner metaneti, teÅŸkilatlanma mükemmelliÄŸi, personel seçmek konusundaki titizliÄŸi ile efsaneleÅŸmiÅŸ bir kurumun, emekliye ayrılmış mensupları hakkında, “konuÅŸursanız ben de sizi orduevlerine almam” diye tavır göstermesi insanın içini burkuyor.
Okuyucular, “orduevi yasağı” meselesini anlamakta zorluk çekebilirler; muvazzaf ve emekli mensupları için orduevleri, sıradan bir kulüp, otel veya lokanta anlamından çok daha fazlasını ifade ediyor. Orduevlerine alınmamak, “artık bizden deÄŸilsin; özlük haklarına dokunamayız ama artık git hayatını baÅŸka bir alanda sürdür” demek oluyor. Siviller için manasız, asker kiÅŸiler için onur kırıcı uzantılar taşıması kuvvetle muhtemel bir yaptırım!
Åžimdi bu “gırtlak dokuz boÄŸum” meselesinin nasıl bir ÅŸey olduÄŸunu, haklarında konuÅŸma yasağı getirilmiÅŸ emekli subayların anlayabildiÄŸini ümid ederim. Anlayabilirler mi; bir ümit! Bir yanlışa iÅŸaret edebilecek iken konuÅŸamamak ruhu örseler; böyle bir halde konuÅŸabilecek durumda iken, insanın kendine otokontrol uygulaması vicdanı daha çok zedeliyor; çünkü muhatabınız, aslında sizi titizlenmeye sevk eden saiklerin farkında bile deÄŸildir. Siz bir “cem-i gafîr” halinde topyekûn şüpheliler ve güvenilmezler listesinde bulunmaktasınız. Öyle küçültücü bir hâl ki, siz sükût ettikçe muhatabınız, suskunluÄŸunuzu, “bak konuÅŸamıyorsun iÅŸte, konuÅŸamazsın çünkü Cumhuriyet muhalifisin” ÅŸeklinde anlıyor; daha vahimi nazik bir lisan ve üslûp ile eleÅŸtirdiÄŸinizde muhatabınızın önyargılarını pekiÅŸtirmiÅŸ oluyorsunuz; “zaten ne mal olduÄŸunuz belli, gericisiniz!” İşte böyle bir ÅŸey; haklı olduÄŸuna inandığınız tenkitlerinizi kendi içinizde bastırıp saygı ve deÄŸer atfettiÄŸiniz kurumları zedelememek için iradi bir suskunluÄŸa gönüllü olmak böyle bir ÅŸey; emekli askerlere iç tüzük deÄŸiÅŸikliÄŸi ile getirilen sus emri ile kapıldıkları ruh hâli, ÅŸu sıradan Karabudun Türkleri’nin onlarca yıldan beri içlerinde taşıdığı “kanun kustum kızılcık ÅŸerbeti içtim” haletiyle çok benzeÅŸiyor. Türk toplumu, ordusundan siyasi müdahalelere bulaÅŸmamak hususunda titiz davranmasını bekledi; hâlâ öyledir. Ne yazık ki ordu, bu sivil hassasiyeti anlamadı; hâlâ anlayabilmiÅŸ olduÄŸundan şüpheliyim.
Orduyu yönetenlerin baÅŸlıca ihmali, devleti kuran iki temel kurumdan biri olmak itibariyle (TBMM ve ordu), Meclis’te temsil edilen milli iradeyi, daima düzeltilmeye ve hizaya getirilmeye muhtaç bir vaziyette görmesidir. Bugün aklı başında hiçbir siyaset bilimcisi Türkiye’de ordunun, toplumunu iyi tanıdığını ve kavradığını söyleyemez; bir eksiklik, belki bir zaaf var. Ahalinin neredeyse yarısından fazlasını tehdit gibi algılamak, zaten iÅŸin başında bir ÅŸeylerin yanlış kavrandığını iÅŸaretliyor. Milli birlik ve beraberlik dediÄŸimiz ÅŸey, toplumun devletiyle ve ordusuyla “gönül beraberliÄŸi” içinde olmasıdır. İcap ederse yine devam ederiz; yer bitti ama söz yarım kaldı.
İlgili olabilecek yazılar:
- Evet, gırtlak hala dokuz boÄŸum! Bu köşede kaç kere “gırtlak dokuz boÄŸum” diye yakındığımı hatırlayanlarınız...
Ahmet Turan Alkan - 19 Kasım 2007
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=615085
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.
-
Burak
-
Burak
-
Hande
-
Hande


