Gazete gibi gazete

“Önümüzdeki yıl neler olacak?” geyiğine, eskiden magazin karakteri ağır basan bulvar gazeteleri tevessül ederlerdi; dün, kendine ciddi, entelektüel ve laik kültürün savunucusu gibi tumturaklı misyonlar yakıştıran bir gazetenin sürmanşetten takdim ettiği astrolog kehanetini görünce, “Pazar şakası yapıyorlar galiba” diye düşündüm; şaka değil ciddi imiş.

Astroloji biliminde (!) uzman bir vatandaşımız, “2008′de neler olacak-Yıldızlar ne diyor?” başlıklı araştırmasında birtakım astrolojik analiz metotları kullanarak esaslı bir makale kaleme almış; ilk paragrafını beraber okuyalım ki, neyden bahsettiğim anlaşılsın:

“Geçen yıl yaptığım değerlendirmede 2007-2008 Güneş dönüşü haritasındaki büyük kareden söz etmiş ve bu karenin içindeki kadına ait sembollere dikkat çekmiştim. Gündemin özellikle türban konusunda hassas olduğunu biliyoruz. Güneş dönüşü haritalarında büyük kareler, aşılması gereken kareler gibidir. Bu değişken nitelikte bir kare olduğu için sürekli bir yalpalama, huzursuzluk ve belirsizlik durumu söz konusu olacaktır.”

Böyle sürüp gidiyor. Basın serbest, fikir hürriyeti var (neyse ki var), böylece hangi yiğidin gönlünde nasıl bir aslan yattığını anlayabiliyoruz.

Bu gazetenin adını zikretmiyorum; kısa süre önce “işte biz böyle bir şeyiz” diye, içinde bir rapçının ağzından âleme nizâmat veren köşeli laflar geçen bir reklâm kampanyası başlattılar; bu klipte geçen bazı sözleri erinip üşenmeyip birkaç defa dinleyerek sizin için not ettim; diyorlar ki: “İnanç deyip insanlara kendi ceza kesenler / Zihniyeti hem kara, hem de çıkar sağlar yalanla”, sonra nakarat faslı; “Türkiye sizinle gurur duyuyor.”

Bu sözlere bindirilen görüntüler şöyle: Kara sakallı, don gömlek bir adam, bir genç kıza kötü kötü bakıyor, ardından meşhuur Madımak oteli görüntüleri ve zikreden meczup dervişler… Gazete diyor ki; “biz de bunlardan utanç duyanlarla gurur duyuyoruz.”

Hem inanç istismarını eleştirecek, hem de okuyucularınıza ciddi ciddi astrolojik kehanetler okutacaksınız! Laiklik, eğer astrolojik kehanet ve âhir zaman “yıldıznâme”lerinden kendine bilimsel destek umar vaziyete geldiyse, bu gazetenin yöneticilerine sıkı bir “seküler bakış ve algı” perhizi tavsiye etmekten başka yapacak bir şey yoktur.

Atatürk ne demişti, hatırlatayım: “Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.” Evet, Atatürk bu vecizesinde astrologlardan, medyumlardan, gelecekten haber veren kâhinlerden münhasıran bahsetmiyor, lakin kıyas (tasım, istidlal) diye bir kavramın varlığını duymuş olmanız lazım.

Yoksa astroloji bir ara müsbet bilim ilan edildi de biz mi haberdar olamadık?

Türkiye böyle bir ülkedir işte: Dini siyasete âlet edenleri ayıplar, fakat siyâseti dine âlet edenleri algılayamayız. Bu ülkede hurâfe, bâtıl inanç gibi şeyler nedense hep kendini dinle ilintilendiren insanlardan sâdır olur da, kendini laik, seküler bakış erbâbı ve pozitif bilimci diye tarif eden cenahtan üfürükçülük beklenmez; bu yüzden -meselâ- “zinâ” ve “seviyeli birliktelik” gibi vakalar, fiili kimin, nerede, nasıl işlediğine göre yer değiştirebilen olgulardır.

Taşı gediğine koyalım; 28 Aralık’ta Alev Alatlı, Zaman gazetesinin Yorum sayfasında, “Ner’de bir medeniyet or’da bir ‘Yeni Yıl’!” başlıklı nefis bir yazı kaleme aldı; önce o yazıyı, sonra şu imâ ile geçiştirdiğim üfürüğü okuyarak kıyas ediniz. “Zaman” farkı budur işte! Belki çok eğlenceli değil ama “Gazete gibi gazete.”

Paylaş:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Twitter

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Gazete manşetlerinden tarih kayıtlarına Yeni başbakan namzedimiz Yalım Erez Bey, “Uzlaşma arıyorum” cümlesi ile...
  2. “İşte o kolej” veya “işte bu gazete!” ucuzluğunu terk edelim! Laik değerleri savunmak iddiasındaki basın organları, okuyucularını sürekli olarak vahim...
  3. Yılan görmüş gibi Başbakan, Aydın Doğan’ı ve grubunu ismen telaffuz ederek muhatap alıyor...
  4. Fıstık gibi makale! Okuyucuyu peşinen ikaz etmeliyim; ben bir Kıbrıs uzmanı değilim; adayı...
  5. İsviçre çakısı gibi cinâyet Santoro, Danıştay, Dink ve Malatya cinayetlerinin ortak noktası şu: Kaatiller...

Ahmet Turan Alkan - 31 Aralık 2007

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=631138

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (2 oy, ortalama: 4,50 / 5)
Loading ... Loading ...

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Sizin Yorumunuz

(gerekli)

(gerekli)