Gâvur olsak, eh belki…
“Hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız” demiÅŸ Fransa CumhurbaÅŸkanı Chirac; Chirac bu hüküm cümlesini, Türklerin de Avrupalı sayılması gerektiÄŸini savunmak sadedinde sarf etmiÅŸ. Böylece “Bizans” aracılığı ile tarihteki Roma kavramına, en azından siyâsî mânâda Avrupalıların ve Türklerin müşterek menÅŸei olarak atıfta bulunuluyor.
Chirac’ın politik bir ÅŸirinlik yapayım derken fazla düşünmeden mayınlı tarlaya girdiÄŸi bâriz. Roma, modern Avrupa’nın politik orijinidir fakat, DoÄŸu Roma, yani Bizans’ın teÅŸekkülünden sonra Roma ile Bizans arasında din ihtilâfı girdi. Siyasi heybet ve birliÄŸini kaybeden Roma, kendini Kilise’nin varlığında mündemiç hale getirip politik üstünlüğünü ruhânî vesâyete dönüştürürken Bizans, Roma Kilisesi’nden ayrılarak Åžark rûhuna daha ziyade hitab eden farklı bir kilisenin çatısı altında örgütlendi. Bizim mezhep ihtilâfı zannettiÄŸimiz ayrılık, aslında “dinî” bir ayrışmaydı ve bu ayrışma 13. yüzyılda Bizans’ın uÄŸradığı Lâtin, yani Roma kilisesinin kışkırttığı BirleÅŸik Avrupa Ordularının iÅŸgali ile trajik boyutlara ulaÅŸtı. O meÅŸhur, “Bizans’ta Latin serpuÅŸu görmektense Müslüman sarığı görmeyi tercih ederim” sözü, bu kanlı iÅŸgal günlerinin hâtırasıdır. O yüzden bugünkü Avrupa’nın Bizanslı köklerine atıfta bulunması, hakikat olmaktan ziyade politik bir ÅŸirinlik gösterisinden ibaret olmakla ciddiye alınacak bir lâf deÄŸildir. Bugünün Avrupası Bizans’la doÄŸrudan ilintili olmaktan ziyade Eski Yunan felsefesine, Roma İmparatorluÄŸu’nun siyasi ideallerine ve “Judeo-Christian”, yani Yahudi-Hıristiyan din geleneÄŸinin mânevi birikimine yaslanır. Helenistik kültürün taşıyıcısı olmak sıfatıyla Bizans’ın modern Avrupa’ya kısmî bir katkısından söz etmek mümkün ama Chirac’ın abarttığı ölçüde deÄŸil.
DoÄŸu Roma İmparatorluÄŸu’nun, yani Bizans’ın siyasi verâseti, bugün AB sınırları içindeki coÄŸrafyadan ziyade DoÄŸu Avrupa, Balkanlar, Anadolu ve OrtadoÄŸu ile iliÅŸkilendirilirse daha mânidar bir atıfta bulunulmuÅŸ olur. Fatih II. Mehmed Hân’ın Bizans’ı zaptıyla bilerek üstlendiÄŸi tarihi misyon, DoÄŸu Roma İmparatorluÄŸu’nun siyasi hükümranlık iddiasını uhdesine geçirmek amacına yönelikti. Hazreti Fâtih sadece “Rûm KayzerliÄŸi” (yani Roma İmparatorluÄŸu) ünvânını benimsemekle kalmadı, bu sahipleniÅŸ Türkçe’de “Rumeli, Rûmî, Eyâlet-i Rûm” gibi kelime ve kavramlarla hızla çiçeklendi. Osmanlı Devleti’nin Avrupa ve Asya’daki tabii hudutlarının, vaktiyle Bizans’ın hükümran olduÄŸu yerlerle muhât kalması tesâdüf deÄŸil, coÄŸrafi mantığın reelpolitikle kesiÅŸmesinin sonucuydu. Netice itibariyle Osmanlı Devlet-i Aliyyesi’ne, vaktiyle hükümran olduÄŸu Rumeli topraklarının bugünkü izdüşümüne bakarak “bir Avrupa devletiydi” demek mümkün ama yanlıştır. Bu hükmün imkânı coÄŸrafi itibarladır; imkânsızlığı ise Devlet-i Aliyye’nin siyasi varlık ve yöneliÅŸlerinden, heyet-i umûmiyesinden kaynaklanır. Rumeli’ne son zamanlarda Avrupa-yı Osmâni denildiÄŸi vâkidir ama bu hüküm, modern mânâda Osmanlıların bir Avrupa gücü olduÄŸunu göstermez ve bu vâkıâdan hareketle, “biz zaten Avrupalıydık; kimin malını kimden esirgiyorsunuz bakalım!” demek doÄŸru olmaz. Biz, Avrupa’nın modern zamanlarda yaÅŸadığı ve yaÅŸattığı deÄŸerleri esas almak mânâsında hiç Avrupalı olmadık ve siyasi varlığımızı bu isimle tesmiye etmedik. Bizim bu iÅŸ için tercih ettiÄŸimiz baÅŸka isimler vardı; meraklısı bilir.
Tarih ÅŸuurunu, lisede okutulan tarih bilgisinden ibaret zanneden satıhta kalmış aydınların kavraması zor meselelerdir bunlar. “Avrupalı oluverelim bitsin” demekle olmaz. Rûhunuzu muz kabuÄŸu gibi soyup, bize çok yabancı ve garip gelecek yeni bir referanslar sistemine “kabultü ve heptü” diyebilmek gerekiyor; dahasını merak edenler için daha açık konuÅŸalım; AB Kriterlerine uymak yetmez; dininizi ve tarihi hâtıralarınızı reddederseniz eh belki!
İlgili olabilecek yazılar:
- Bedenime belki fekat rûhuma asla! Åžahsi arÅŸivimi karıştırdım, bir de gördüm ki “Bedelli” konusunda MHP’nin...
- Peki, bizim ‘B planı’mız nedir; bilelim! Fransızların, AB Anayasası’nı reddetmesi, bizatihi Avrupalılar için bile “birlik”in ne...
- Nazar etme ne olur; belki senin de olur! 800 metrekarelik bir yeri gözümüzde canlandıralım; bir kenarı 40, öbür...
- Avrupa nere düşer? “Avrupa kuruluyor. Bu büyük bir umut. Bu umudun gerçekleÅŸmesi, tarihi...
Ahmet Turan Alkan - 17 Kasım 2004
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&trh=20050928&hn=112512
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


