Evet, gırtlak hala dokuz boğum!

Bu köşede kaç kere “gırtlak dokuz boÄŸum” diye yakındığımı hatırlayanlarınız çıkacaktır. Åžikayet babında deÄŸil; gırtlağın dokuz boÄŸum olması iyidir, düşünme fırsatı verir. Fevri davranma ve konuÅŸma lüksü olmayanlar, gırtlağın bütün boÄŸumlarını tek tek bilirler.

YaÅŸar Nuri Öztürk’ün “Çıplak uyarıcı” konulu gazete yazısını o cuma sabahı okumuÅŸ ve çok garipsemiÅŸtim. İki gün sonra İSAV’ın düzenlediÄŸi “Osmanlı Devleti’nde din ve vicdan hürriyeti” toplantısının kulislerinde bu yazı kupürünün elden ele dolaÅŸtığını görünce üzüldüm. Ayaküstü ilk tespitim, “Ciddiyet atfedip bir kısır polemik doÄŸmasına biz sebep olmamalıyız.” yönünde idi.

Ne var ki herkesin gırtlağında dokuz boğum yok; mesele şüyu buldu: Avni Özgürel tenkit hakkını kullandı ve güzel bir yazı yazdı; polemik başladı, yayıldı ve nihayet ceviz kabuğuna girdi.

O metni daha gazete mürekkebi kurumadan dikkatle okumuÅŸ ve şöyle düşünmüştüm: YaÅŸar Nuri Bey, birkaç lisana ve hususen Kur’an üslubuna vukufuyla öyle bir metin kurmuÅŸ ki halk tabiriyle “yersen yoÄŸurt, içersen ayran”. Meseleye aÅŸina olanlar sui-tefehhüm anında YaÅŸar Nuri Bey’in hangi te’vil argümanlarını kullanacağını elbette sezerler; fakat “okuyucu” kitlesinin büyük kısmı, bu pek “hassas” kurgulanmış metinden yanlış mana çıkarabilir. İstese daha berrak bir metin yazamaz mıydı? Yazardı! Peki niçin böyle esoterik fluluklarla gölgelendirilmiÅŸ bir üslubu tercih ediyor? Niyeti kafa karıştırmak mı, yeni kitabının reklamını yapmak mı, neticede hasarı muhakkak bir münakaÅŸalar zincirini tetiklemek mi, ne?

Nedir o, “Ben derim ki…” ifadesi; niçin o ifade daha okurken zihnime kıymık gibi batıverdi? Bu üslup hangi üslup? Uyarıcı lafzı baÅŸta çoÄŸul, sonda tekil imiÅŸ. 21. asrın uyarıcısı vazifeye baÅŸlamışmış; “Kimdir söyle!” diyorlar, “Belki de sensin, ne bileyim ben.” diye kaytarıyor. Kendisine yönelen tenkitlerdeki tutarlılığı fark edince sarsılıyor, rengi kaçıyor, notlarını karıştırıyor, sinirleniyor, hatta bir ara programın sunucusunu azarlıyor. Hulki CevizoÄŸlu, daha önce nahak yerine sözünü kesip azarladığı nicelerinin ahına uÄŸruyor, o an ne yapacağını kestiremiyor; gururu o anda diklenmeyi emrediyor; ama ev sahibi mevkii alttan almayı söylüyor. Tatsız bir hal.

YaÅŸar Nuri Bey, “Nedir o İslamcılık, İslami kesim gibi tabirler; ben düpedüz Müslüman’ım ve Kur’an’a baÄŸlıyım.” diye celadet gösterdiÄŸi mahfillerde ne kadar hayırhah bir hizmet ifa ediyorsa, “Ne biçim sual bu, biz yazdık bunu, okumadınız mı?” diye muhataplarını azarlarken te’sirini azaltıyor. “Nefse itimat” ile böbürlenme arasındaki farkı en ince teferruatına kadar saatlerce ÅŸerhedilebilecek bir vukufa sahip bir alim iken niçin gırtlak gibi kalemin de dokuz boÄŸumlu olduÄŸuna dikkat etmez?

Bundan iki yıl evvel Aksiyon’a yazdığım bir deÄŸerlendirmeyi şöyle bitirmiÅŸtim: “Åžahsi gözlemim itibariyle ben, YaÅŸar Nuri Öztürk’ün irÅŸad faaliyetinden müşteki deÄŸilim; lakin tavrı hakkında biraz ihtiyatkarım. Bir toplumun dikkatini ve enerjisini Kur’an’a yönelten, ibadete ısındıran, kulluk borcunun ifasını teÅŸvik ve tervic eden ve ÅŸirk hususunda uyaran her alime şükran borcumuz bulunduÄŸunu düşünüyorum. Ümit edilir ki Sayın Öztürk, mana ve medlulünü çoÄŸumuzdan iyi bildiÄŸine emin olduÄŸum ‘şöhret afettir’ vecizesinin akıbetinden emin kalmaya itina gösterecektir.” Aradan iki yıl geçmiÅŸ ve bu tenkidin dokuz gırtlak boÄŸumundan çekilmiÅŸ anafikri hala esprisini muhafaza etmekte. Ezeli ve ebedi hakikati terennüm ile bu hakikati “nas”a talim imkanına eriÅŸmiÅŸ kiÅŸilerin her manada büyük mes’uliyeti var. “Çıplak uyarıcı” baÅŸlıklı yazı, medlulünden inhiraf etmeksizin sayısız kere daha baÅŸka üslupta kaleme alınabilirdi; tercih olunan üslup ile “had” tahriÅŸ edilmiÅŸtir.

Geçen haftaki “Ceviz KabuÄŸu” programı, “Ben yirmi dört saatini bir cam fanus içinde geçirebilecek bir insanım.” tespitinde bulunacak derecede nefis emniyetine sahip olduÄŸunu ileri süren bir insanın fikri tutarlılığını sarsacak derecede zayiatla neticelendi. O güne kadar YaÅŸar Nuri Bey’in popülaritesine hizmet eden erkan, o gün favorisine ihanet etti.

Umulur ki hayra bais olur!

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Gırtlak kaç boÄŸummuÅŸ? Genelkurmay’ın iç hizmet yönetmeliÄŸinde deÄŸiÅŸikliÄŸe giderek, geçmiÅŸ görevleriyle ilgili olarak...
  2. Evet evet, irtica arttı! Pancu’nun ÅŸu 3-4′lük maçta astarı yüzüne gelecek ÅŸekilde ters giydiÄŸi...
  3. 31 Mart isyanı Türkiye’yi hala etkiliyor Bundan tam da 100 sene önce (31 Mart 1325-13 Nisan...
  4. Evet, bu bir tehdittir!.. İftiharla belirtmek isterim ki ben, oturup da televizyon dizileri hakkında...
  5. Evet! PeÅŸinen söyleyelim; referandumda kimse “evet” oyu vermek zorunda deÄŸil fakat...

- 27 Aralık 1999

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/1999/12/27/yazarlar/12.html

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.