Evde derbi

Bundan tam bir hafta öncesinin akÅŸamına gidiyoruz. 9 Kasım Pazar gününe.Maç günü; futbol liglerinin, hatta dünya çapında “derby”lerin en çok önemsenip ilgi gören karşılaÅŸmalarından biri oynanacaktı o akÅŸam.Biz Galatasaraylılar, açık söylemek lâzımsa pek gururluyduk o gece.

Lâf deÄŸil, daha perÅŸembe akÅŸamı, Portekiz Ligi’nin devediÅŸi takımlarından Benfica’yı kendi evinde, üstelik evire çevire yenip zafer sarhoÅŸu olmamış mıydık? Takım, ilk yarının ortalarına doÄŸru nihayet özlediÄŸimiz o eski Avrupai kimliÄŸini bulmaya baÅŸlamıştı nasıl olsa; bu hızla nasıl olsa Fenerbahçe’yi de kendi evinde yenerdik. Öyle umuyorduk…

Biliyorsunuz, maça da iyi baÅŸladık. Daha besmelenin sonunu baÄŸlamadan öne geçmiÅŸtik bile…

*

Sırtımızda sarı kırmızılı formalar, boynumuzda sarı kırmızılı boyun baÄŸlarıyla en gencini 14 yaşındaki Kaan’ın, en yaÅŸlısını bu satırların yazarının teÅŸkil ettiÄŸi 6 kiÅŸilik tribün kalabalığımız ile maç baÅŸlamadan önce futbolcular gibi hâtıra fotoÄŸrafı bile çektirdik evin ortasında.

Derken zil çalındı; reddedemeyeceÄŸimiz iki Fenerbahçeli misafir geldi; evdeki erken zafer havasını görünce, kalplerine esaslı bir korku yürümüş olmalı ki, maç öncesi sohbeti esnasında, “iyi oynayan kazansın; maksat centilmenlik” filan gibi ortaya karışık temennilerde bulundular. Kalpten konuÅŸmadıkları belliydi; karşılıklı nezaket numaraları yaptık bir müddet…

Derken ilk gol!

Üst kattaki komÅŸu telaÅŸlanmış, “ne oluyor” diye. Sizi temin ederim ki ben, ev sahibi centilmen ve âkil adam pozları takınmak mecburiyetinde olduÄŸum için pek bir serinkanlı görünmeye çalışarak, “Aa, gol mü oldu; biraz ofsayt kokuyor ama…” filan cinsinden incitici olmayan yorumlar yaptım. Fenerbahçeli misafirlerimiz ise, aynı centilmen edâyı sürdürmek zorunda imiÅŸler gibi, “Aa güzel bir hareketti, kutlarız.” filan dediler ama hepimiz bal gibi biliyorduk ki, içimizden geçenleri söylemiyor, kibarlık, daha doÄŸrusu centilmenlik oyunu oynuyorduk.

SeyrettiÄŸimiz de oyun deÄŸil miydi eninde sonunda?

Neyse ki öyle tedbirli davranmışım; daha golün sevincini yaşarken mukabilini kalemizde görüverdik.

Bizim gençler pek aldırış etmediler, “Yeneriz bunları; bu pilav daha çok götürür.” ÅŸeklinde teselli verici ÅŸeyler söylediler fakat benim pabucuma taÅŸ kaçmıştı bir kere, “Yahu yoksa yine o korkulu rüyâlardan birini mi göreceÄŸiz?” diye endiÅŸelenmeye baÅŸlamıştım.

EndiÅŸelenmekte haklıydım, çünkü bizimkiler, siz bilemediniz 20. dakikadan sonra dökülmeye, daha doÄŸrusu durarak top oynamaya çalışacaklardı, yorgundular ve hepsinden daha fenası, “Biz aÄŸzımızla kuÅŸ tutsak da Şükrü SaracoÄŸlu Stadyumu’nun uÄŸursuzluÄŸunu kıramıyoruz.” takıntısına kapılmaları an meselesiydi.

Sonrasını biliyorsunuz; korktuÄŸumuz başımıza geldi ve bir anda Fenerbahçe nereden tedarik ettiÄŸini hâlâ anlayamadığımız bir mâneviyat üstünlüğü ile sahanın her tarafını arslanlar gibi parselleyip orta sahamızı imhâ etti…

*

Bizim Galatasaraylı gençleri görmeliydiniz; ÅŸimdi anlatırken bile içim parçalanıyor fakat meselenin bütün lezzeti de burada zaten; önce maçı berabere bitirebileceÄŸimize dair küçücük ümitleri tuzla buz oldu, sonra hakemin fena halde Fenerbahçe’yi tuttuÄŸuna dair kahırlı yorumlarda bulundular ve sonunda Galatasaraylı futbolcuların yemeÄŸine Fenerbahçeli garsonların gizlice ilaç karıştırdığı noktasında ittifaka vardılar.

Bu esnada Fenerbahçeli misafirlerimiz ise “deplasmanda” olduklarını unutup her golde sevinçle havalara zıplayarak iÅŸi, biz Galatasaraylılarla “çaak” yapmaya götürecek kadar kendilerinden geçtiler; baÅŸtaki süklüm-püklüm edâlarından eser kalmamıştı.

Madem centilmence baÅŸlamıştık, öyle bitirmeliydik; Fenerbahçeli misafirlerimizi son düdükten sonra tokalaÅŸarak kutladım, “Maç hakkınızdı; iyi oynayan kazandı, tebrik ederim.” dedim, onlar ise, “Önemli deÄŸil, biz bunu zaten hep yapıyoruz.” diye hiç de centilmence sayılmayacak bir mukabelede bulundular.

Şöyle bir düşündüm ne cevap vereyim diye; haklıydılar.

“Haklısınız.” dedim.

*

Maç bittikten sonra yorum ve röportajları dinlemek için hiçbirimizde tâkat ve istek kalmamıştı. Ailenin hanım üyelerinden gelen, “Yeter artık maçtan kafamız ÅŸiÅŸti, biraz da müzik dinleyelim.” teklifine kimse itiraz etmedi.

Bir maç gecesi bizim evde işte böyle geçti.

Formaları çıkarıp bir sonraki maçta yeniden giymek ümidiyle yerlerine kaldırdık fakat en eÄŸlenceli olanı, bizim takımın tek genç kızı olan Elif’in, Ahmet amcasını yeterince inançlı ve ateÅŸli bir taraftar olmamakla itham etmesi idi. O inancını asla kaybetmeyecek, Fenerbahçeli arkadaÅŸlarının kendisiyle dalga geçeceÄŸini bile bile ertesi gün fakülteye sarı kırmızılı formasıyla gidecekti.

Elif’e taraftar olmakla fanatik olmak arasındaki farkı anlatmaya, bugüne kadar Galatasaray’la Fenerbahçe’nin kendi aralarında yüzlerce maç oynadıklarını, yine oynayacaklarını ve neticede bu tatlı rekabetin hep sürüp gideceÄŸini anlatmaya çalıştım ama pek baÅŸarılı olduÄŸumu zannetmiyorum.

*

Maç bitti artık; yenildik. Gururumuz kırıldı. Fenerbahçeli dostlar, eksik olmasınlar tâ uzaklardan telefonla bizi kızdırmayı düşündükleri mesajlar çektiler. Biz üzüldük, Fenerbahçeliler sevindi.

*

Maçtan sonra bizim gençlere, “Åžimdi üzülüyorsunuz ama bu galibiyetin sevinciyle Fenerbahçeliler bir sene idare eder; sonunda yine Galatasaray ÅŸampiyon olur.” dedim. Pek inanmadılar; onlar sabırsızdılar ve bugünün zaferini istiyorlardı.

Bakalım tahminim yine doğru çıkacak mı?

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Hocaam, cuma’yı evde kılsak olur mu? “Ben iÅŸ yerime yakın olmasından dolayı genelde Cumaları mezkûr koridorlarda...
  2. Sinema niçin evde seyredilir? Şimdi zihnim beni yıllarca geriye götürüyor; şehrin üç beş sinemasından...
  3. Sinema evde seyredilir! İllet olduÄŸum bir ÅŸehir efsânesini mecbûren tekrarlamak zorundayım; “Sinema filmi...
  4. İki farklı “Batılılık” yorumu: GS ve FB Tarih öğretmeni sınıfa giriyor; yoklamayı tamamladıktan sonra öğrencilere, -Çocuklar diyor,...
  5. O zalim an Bundan tam bir hafta önce Türk futbol tarihinin en dramatik,...

- 16 Kasım 2008

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=760635

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler: , , ,

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

  • murat

    Ahmet Abi inanır mısınız Galatasaraylı olduğunuzu öğrendiğime pek bir memnun oldum. Yazılarınızı beğenerek takip eden bendeniz, Galatasaraylı olmanızdan ötürü de ayrı bir memnuniyet içinde şu an. Dediğiniz gibi sezon sonu kupa yine bizim ellerimizde yükselir inşaAllah.

  • murat

    Ahmet Abi inanır mısınız Galatasaraylı olduğunuzu öğrendiğime pek bir memnun oldum. Yazılarınızı beğenerek takip eden bendeniz, Galatasaraylı olmanızdan ötürü de ayrı bir memnuniyet içinde şu an. Dediğiniz gibi sezon sonu kupa yine bizim ellerimizde yükselir inşaAllah.

  • kevser çin

    abi ben de galata saraylı olduğunuzu yeni öğrendim ve çok sevindim yazılarınızı çok beğeniyorum yazdığınız günler sabah altı buçukta ayakta oluyorum bir an önce okumak için ayrıca başörtüsü meselesi ile ilgili yazınızı okudum çok beğendim son olarak zamanda her gün yazmanız temennisiyle aeo

  • kevser çin

    abi ben de galata saraylı olduğunuzu yeni öğrendim ve çok sevindim yazılarınızı çok beğeniyorum yazdığınız günler sabah altı buçukta ayakta oluyorum bir an önce okumak için ayrıca başörtüsü meselesi ile ilgili yazınızı okudum çok beğendim son olarak zamanda her gün yazmanız temennisiyle aeo

  • http://www.cemreradyo.net lokman

    ahmet abi galatasaraylı olduğunuza çok sevindim gerçi ben takım tutup bu konu hakkında fikirler yürütebilen biri değilim ama diğer arkadaşlar güzel şeyler yazmışlar belliki gsli olmak iyi bişey en azından sevenin artıyor :)

  • http://www.cemreradyo.net lokman

    ahmet abi galatasaraylı olduğunuza çok sevindim gerçi ben takım tutup bu konu hakkında fikirler yürütebilen biri değilim ama diğer arkadaşlar güzel şeyler yazmışlar belliki gsli olmak iyi bişey en azından sevenin artıyor :)