Eğreti gelinliğin âlemi yok!
- Hocam merak ediyorum; çuvallar dolusu darbe evraklarının tanziminde, çocukça bir öngörüsüzlük var; hiç tedbir almamış darbeciler, evraklarını doÄŸru dürüst gizleme gereÄŸi bile hissetmemiÅŸler; bu kadarı da olur mu diyesim geliyor…
- Evet, ilginç bir hâl bu; izahı olsa olsa şöyle yapılabilir: Darbeciler, giriÅŸtikleri teÅŸebbüsün baÅŸarıya ulaşıp ulaÅŸmayacağı ihtimâlini iç düşünmemiÅŸler bile; kesinlikle baÅŸarılı olacaklarını varsaymışlar. Tedbirsizlikleri bu yüzden. Birbirlerini çok kolayca ikna etmiÅŸler ve gözlerini karartıp hedefe doÄŸru yürümüşler. “Ertesi gün iktidarız nasıl olsa” iyimserliÄŸi…
- Kimseden çekinmiyorlar yani?
- Darbeci kimden çekinir? Yargı, basın, ordu, asker?.. Darbe planlarında bunlar “dost kuvvetler” rengiyle iÅŸaretli; ayrıntılarıyla listelenmiÅŸ, yıldızlar konulmuÅŸ; “bizdendir-deÄŸildir” deÄŸerlendirmeleri yapılmış. Polise karşı tedirgin bir duruÅŸları var ama ÅŸu dört kuvvet yürümeye baÅŸladıktan, Emasya protokolü çerçevesinde Emniyet mensupları sıkıyönetim komutanlıklarının emrine alındığı zaman korkulacak bir güç olmaktan çıkıyor polis. Zaten 28 Åžubat ertesinde Polis’in elindeki ağır silahları ordu envanterlerine geçirilmiÅŸ, hatta bu vehim, özel üniforma giydirilmiÅŸ korumaların teÅŸkil ettiÄŸi “tehdid”i hesaplamaya kadar vardırılmış. Artık şüphe götürmüyor; 2003 yılında Ankara’da yapılan Cumhuriyet mitinginde açılan “Ordu Göreve” pankartının ardında, “Önümüz açık arkadaÅŸlar” iyimserliÄŸi varmış meÄŸerse. Görünen iktidar, hukuk filan gerektirmez hesabı…
- Peki, hükümetin hâlâ, “Kim itti bizi bu havuza?” sıkıntısı içinde gibi görünmesine ne dersiniz; garip deÄŸil mi?
- Halbuki tam hükûmet edilecek zaman… Türkiye’de hukuk devletini kurumlarıyla rayına oturtacak insanları bu toplum sırtında taşır. Hükûmet, bu defa hakikaten muktedir olma, sivil irâdeyi hakikaten iÅŸletme sorumluluÄŸu ile yüz yüze. “EÄŸreti gelin” gibi iÅŸi ağırdan almanın yeri deÄŸil. Harekete geçecek, inisiyatif üstlenecek, riske girecek ve rejim üzerindeki askerî vesâyeti “hâlâ” sürdüren bütün idari ve kanuni düzenlemelere bir an evvel teÅŸebbüs edecek. 2007 seçimlerinde bu ışığı gördüğü için insanlar hükümete kredi açtı. İktidarın halka borcudur; bu tarihî görevi ıskalamaya kalkışırlarsa, bedelini sandık günü görürler…
- Muhalefetin durumu çok ilginç; bir ses çıkmadı?
- Evet, ÅŸaşırtıcı bir ÅŸey bu. BeÅŸ günden beri neredeyse çıtları çıkmadı ama sorumlulukları bir yandan giderek büyüyor; hesab etmeliler ki ölesiye nefret ettikleri AK Partiyi demokratik yollarla safdışı bırakmanın tek yolu, ÅŸu netâmeli geçitte, “Millî irâdeyi âmil” kılacak reformlara vargücüyle destek çıkmaktır, aksi takdirde yarın, “Siz o zor demde kimlerin safındaydınız?” sualine cevap bulabileceklerinden şüphe ederim. AK Parti kadar muhalefet partileri de risk altında bana göre, fakat takdir kendilerinindir tabii…
- Yani…
- Åžudur: Muhalefet için ÅŸu günler altın gibi deÄŸerli; deÄŸiÅŸimin önderliÄŸini yapabilseler, hükümete, “Ne duruyorsun; iÅŸte destek, normalleÅŸtirelim ÅŸu ülkeyi” diyebilseler ilk seçimde AK Parti’ye alternatif olacaklar. Oysaki 2007′de bu filmi onlar da gördüler; esas oÄŸlan, Erol TaÅŸ’ın elinden kızı kurtardı ve muradına erdi. 2010′daki de aynı film, sonunu beklemeye gerek yok: Milletin hukukunu savunan yine kızı kapıp götürecek!
İlgili yazı bulunamadı.
Ahmet Turan Alkan - 25 Ocak 2010
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=944171
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


