Dinime dahleyleyen bari sanatçı olsa…

Nihayet ÅŸu mâhut karikatürleri gördüm; okuyucular saÄŸolsun, karikatürlerin yayınlandığı sitelerin linklerini göndermek nezaketinde bulundular. Bazıları da, “bu kadar basit bir ÅŸeyi nasıl yapamazsınız; falanca arama motoruna filan falan yazıver, hemen birsürü site gelir” diye notlar ilave etmiÅŸler.

Netice değişmiyor; göstericilerin kısm-ı âzâmı hâlâ, neyi protesto ettiklerini bilmiyorlar.

Ben kanaatimi söyleyeyim; karikatürleri gördüm; neredeyse hepsinin kaba, sığ ve zekâ ürünü olmaktan uzak ÅŸeyler olması dikkatimi çekti. Karikatüristler, “Müslümanları nasıl kızdırırız” varsayımıyla masaya oturup hayâlhânelerini kurcalamışlar ama sonuçta ben bir Müslüman ferd-i vahid olarak kendimi, inançlarımı, peygamberimi hakarete uÄŸramış gibi hissetmedim.

Sebebi basitlikti; menfi mânâda basitlik. Adamların çizdiği şeyler, bizden çok kendilerini tarif ediyor; zihinlerinin en kirli yerinde hâlâ o bilinen oryantalist önyargılarla mülemmâ teşbihler. Onlara hissettirmek gereken şey, yaptıkları şeyin lüzumsuzluğu yanında pek primitif bir sanat ve espri anlayışında kalmış olmalarıdır.

Meselâ bir Müslüman karikatüriste, “otur falanca dinin peygamberi hakkında aleyhtar bir ÅŸeyler çiz” diye ricada bulunup, üstüne de 100 küsür dolar sıkıştırsanız, onun hayâlhanesi asla böyle bir kabalığa ve sığlığa yardımcı olmayacaktır. “Bizde dinine dahleden çıkmaz” demiyorum, ölçüm ÅŸu; bu kadar iptidai nükteler üreten bir karikatüriste, zagon itibarıyla en liberal medya patronu bile kolay iÅŸ vermez.

Basit ama hatırlanması çok elzem bir nükte: Biz, dini eğitim verirken başka inançlara hakareti öğretmiyoruz, bizim kültür altyapımızda böyle bir hezeliyatı destekleyecek altyapı malzemesi bulunmuyor. Bırakınız semavi dinleri, iptidai putperest akidelerini ve kutsallarını bile aşağılamıyoruz. Önemlidir, çok önemlidir.

Tekrar ediyorum; ben kendimi ve akîdemi incinmiÅŸ hissetmedim; herkes aynı fikirde olmayabilir ve saygıyla karşılarım. Benimki biraz “estet” tavrı galiba. Bizim karikatürist takımının haylicesi -hafif tâbirle- Hümanist takılırlar, yani dünya görüşü itibarıyla Danimarkalı meslektaÅŸlarıyla üç aÅŸağı beÅŸ yukarı hemâhenk sayılırlar ama bizde inananı-inanmayanı ile böyle sıradan imaj ve esprilerle bir baÅŸka dinin kutsalına dahletmeye kalkışan biri çıkmaz; Kültürel kod farkı iÅŸte bu. Asıl önemlisi bizimkilerin espri anlayışı onlardan kat be kat yüksektir.

Konuya bu açıdan yaklaşamadık; çünkü karikatürlerin ne menem şeyler olduğunu hâlâ çoğumuz bilmiyor. Onlara şöyle bir mesaj verebilseydik, herhalde elçilik yakmaktan daha yakıcı bir tepki vermiş olurduk gibime geliyor:

- Evet anafikri itibarıyla çirkin ve iptidai şeyler ama bu karikatürleri ciddiye almamızı beklemeyin; en azından sanat dili itibarıyla sıradan, espri itibarıyla kaba çizgiler bunlar. Resmen hayal kırıklığına uğramış durumdayız. Psikolojik destek ve tedavi isterseniz yardımcı olabiliriz.

Bunlar sadece anlamı itibarıyla, tekniÄŸi itibarıyla, taşıdıkları sanat deÄŸeri itibarıyla kötü karikatürler; ciddiye almak tenezzül meselesidir. Onları ancak böyle bir tepki ÅŸaÅŸkınlığa uÄŸratır, hattâ sersemletirdi. Vurgulamak istediÄŸim mânâ budur. İslâm âlemi, yazarıyla, çizeriyle, entellektüeli, politikacısı ile “ezber bozucu” bir hamle üstünlüğü sergileyemiyor. Nihai çare olarak karnına dinamit baÄŸlayıp tekbir getirerek kalabalıkların içine giren “canlı bomba” tepkisi, o ân için olsa bile inisiyatifi ele geçirmek mânâsına gelmiyor; elçilik binasını ateÅŸe vermek hiç deÄŸil.

Bir sinir harbinde galebe etmek için sinirleriniz çelik gibi olmalı; rakib ne yapacağınızı önceden kestiriyorsa dövüşmenin de faydası yoktur.

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Zahir “zümre dayanışması” olsa gerek İdeal mânâda fikir hürriyeti zâhir böyle bir ÅŸey olsa gerek;...
  2. Rüyalar gerçek olsa!.. Otomatik uyandırma düzeneği sabahın beş buçuğuna ayarlanmış olan müzik setinin...
  3. Bir darbe piyastos olsa; gör başına neler gelir? Ergenekon diye bilinen davalar zincirinin “hangi” cenahta, “ne türlü” derin...
  4. Zayiat bilançosu: Yine kaybettik! Karikatür hadisesi bir “sehiv”den, bir anlık gaflet veya yanılgıdan ibaret...

- 8 Åžubat 2006

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&alt=yazarlar&trh=20060208&hn=254404

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.