Daldan dala şehir kitapları ve Karaman Şehrengizi
Kargocular artık hayatımızın bir parçası, en azından gün aşırı yüz yüze geldiÄŸimiz birer tanıdık haline geldiler. Posta müvezzilerinin (dağıtıcıları) yüzünü ise unuttuk. Geçenlerde bir arkadaÅŸ kendisine gönderdiÄŸim bir mektuptan söz ederken araya girdim, “e-posta mı yoksa ÅŸu bildiÄŸimiz zarflı, pullu mektup mu?â€? O bildiÄŸimiz zarflı pullu mektuplardan imiÅŸ. Dedim ki, “sahi yahu, ben vaktiyle cüzdanımda posta pulu taşırdım; masamın kıyısından köşesinden mektup kağıdı ve enine uzun zarf eksik olmazdı; dolmakalemle yazardım…â€?
Tabii ardından o mektubun bir ÅŸekilde postaneye götürülmesi gerekirdi. Hâlâ duruyor; posta merkezlerinde pul satılan giÅŸenin hemen yanı başında, ÅŸehiriçi, ÅŸehirlerarası, yurtdışı yazılan dar ve uzun deliklerden birine atardık mektubu. “Mektup atmakâ€? tabiri herhalde buradan geliyor olsa gerektir. Postane artık hayatımızdan çıktı sayılır. Mektuptan sonra koli hizmetleri de özel sektör tarafından üstlenilince “postaâ€? kelimesinin maddi ve gözle görülür temsilcisi durumundaki bu büyük müessese, varlığını henüz korumakla birlikte bir uÄŸrak yeri olmaktan çıktı.
Kargoculardan söz ediyorduk; günaşırı, üstelik üç aşağı beş yukarı aynı delikanlılarla sık sık yüz yüze gelmeye başlayınca, zamanla kendimi onlara karşı borçlu hisseder oldum. Hep aceleleri vardı, bir çay ikramını bile kabul edecek zamanları olmuyordu ama güleryüz, üç-beş satır hoş-âmedî veya bir küçük misafir şekeri ikramında bulunmak pekâlâ mümkündü.
Masamın kenarında duran orta büyüklükteki cam kavanozda duran şekerler kargocuların istihkakı; kim kargo getirirse şekeri hak ediyor; şeker ve teşekkür elbette.
Daldan dala konuyoruz ama bence fena olmuyor: Az önce en kibar ve nazik kargocu delikanlı, daha uzaktan radyum ışıkları saçan bir paketle içeri girince, kavanozdaki şekerler de titreşmeye başladı. Ve nitekim paketten güzel bir kitap çıktı:
Karaman Şehrengizi. Yazarı Kâmil Uğurlu.
Karaman Belediyesi Kültür Yayınları’nın ilk kitabı.
Kitabın altbaÅŸlığı, ünlü hececi ÅŸairimiz Karamanlı Bekir Sıtkı ErdoÄŸan’ın o meÅŸhur kıt’asının ilk mısraı: “Karaman’a hasretliÄŸim…â€? Devamı ise şöyle: “Yazıla yazıla bitmez/ DaÄŸlar bir ip, yollar düğüm/ Çözüle çözüle bitmez.â€? Bekir Sıtkı Bey, bugünlerde nedense unutulmuÅŸ 50. Yıl Marşı’mızın da sözlerini kaleme almıştı: “Müjdeler var yurdumun toprağına taşına/ Erdi Cumhuriyetim elli ÅŸeref yaşınaâ€? diye baÅŸlayan bu marşın bestesi de pek güzeldi. Åžimdi varsa-yoksa Onuncu Yıl Marşı’dır gidiyor.
Peki, “ÅŸehrengizâ€? ne demek, anlatalım: Åžehrengiz eski edebiyatımızın bir tarzı; bir ÅŸehrin güzellerini ve güzelliklerini anlatan manzum eserlere verilen isim. Aslına bakılırsa ÅŸehrengizler, o belde hakkında ansiklopedik bilgi vermekten ziyade ÅŸehrin güzellerini vasfeden eserler; öyle güzeller ki halk arasında fitneye sebebiyet verip “ÅŸehri birbirine katacakâ€? derecede can yaktıkları için bu türe böyle bir isim uygun düşmüş. Divan edebiyatımızda bu gelenek pek uzun ömürlü olmamış, 16. yüzyılda parlayan ÅŸehrengizler, 18. yüzyılda sönmeye yüz tutmuÅŸ.
Modern muhtevasıyla ÅŸehrengiz adını önce Mustafa ArmaÄŸan dostum, “Bursa Åžehrengiziâ€? isimli kitabıyla hatırlatmıştı; Karaman Åžehrengizi ise bildiÄŸim kadarıyla ÅŸehrengiz serisinin ikinci eseridir fakat bu noktada bir hususu açıklamak gerekiyor. Bursa ve Karaman ÅŸehrengizleri, isim geleneÄŸini devam ettirmekle beraber, yukarıda izah ettiÄŸimiz edebi geleneÄŸin devamı sayılmazlar; onları “ÅŸehir kitabıâ€? veya “bir ÅŸehir hakkında yazılmış kitapâ€? sınıfına koymak daha doÄŸru olur.
Ve Türk nesrinde artık bir “ÅŸehir kitaplarıâ€? vakıasının yükselmesi çok sevindirici, çok önemli bir hadisedir. Önemlidir çünkü Türkler, artık yaÅŸadıkları ÅŸehri fark etmeye baÅŸlamışlardır; bir ÅŸehri fark etmek, evvela onun kimliÄŸini, kimliÄŸini meydana getiren rûhu tanıma arzusuyla, merakıyla baÅŸlar (bilirsiniz ki biz Türkler, öyle pek fazlaca meraklı bir millet deÄŸiliz maalesef). Åžehrin rûhu, ÅŸehrin tarihi deÄŸildir sadece; tarihiyle birlikte orada yoÄŸunlaÅŸan, biriken, zaman zaman kireç tutarak tabakalaÅŸan tavırlar, edâlar, gelenekler, alışkanlıklar, ÅŸahsiyetler ve olaylar da bu terkip içindedir. Bu birikimi tesbit gayreti evvela “nostaljiâ€? yani, eskiye duyulan hasret tarzında algılanır ama aslında ÅŸehrin kimliÄŸini arama faaliyetinin bir parçasıdır. Åžehir kitapları iÅŸte bu noktada deÄŸer kazanıyor, çünkü ÅŸehir kitapları hızla deÄŸiÅŸen ve dönüşen ÅŸehrin hatırlanan ilk halini tesbit eden bir eskiz hükmünü taşıyor. Sonraki adım, ÅŸehrin kimliÄŸinden hareketle o ÅŸehre verilmesi gereken yeni istikamet hakkında, bizzat o ÅŸehirde yaÅŸayanların ve o ÅŸehri paylaÅŸanların teklifleri, itirazları ve düşüncelerinin birikmeye baÅŸlamasıdır. Bu birikimdir ki, ÅŸehrin sâkinlerinde ‘şehir düşüncesi’ni tahrik eder ve hemÅŸehri-ÅŸehir münasebetinin daha üretken ve yapıcı ÅŸekilde ortaya çıkmasına yardımcı olur.
Biz bugün ÅŸehirlerimizde genellikle bir otel müşterisi yaklaşımıyla barınıyoruz; otel müşterisi kalıcı deÄŸil gidicidir, kaldığı otele bir katkıda bulunmayı düşünmez; dar zaman içinde halletmesi gereken iÅŸlerinin peÅŸindedir. Åžehre yönelen dikkatler, kalıcılık iradesinin açığa çıkmasıdır. Åžehrin bir yaÅŸama yeri olarak tanzimi, âhengi, tasarlanması, yeniden biçimlendirilmesi ve ezcümle güzel kılınması, “medeniyetâ€? dediÄŸimiz o büyük kavrama katkımızı ifade ediyor. Bu yüzden ÅŸehir kitaplarının artışı ve her geçen gün yeni ÅŸehir kitaplarının yayınlanması, okunması, paylaşılması ve benimsenmesi, ÅŸehir kültürü dediÄŸimiz birikimle yeniden temas etmeye baÅŸladığımızı gösteriyor; önemi buradadır: Türklerin yeniden ÅŸehir kavramı hakkında düşünmeye baÅŸlamaları, onların yeniden medeni bir topluluk vasfını kazanmaya baÅŸladığını gösteren çok latif iÅŸaretlerdendir.
Kitaplığımdaki “ÅŸehir kitaplarıâ€? bölmesine yeni bir kitap daha koymanın keyfini yaÅŸarken ‘Karaman Åžehrengizi’nin muhtevasından bahsetmeyi ihmal ettik; özene bezene basılmış, sepya fotoÄŸrafla süslenmiÅŸ, birbirinden okunası yazılarla zenginleÅŸtirilmiÅŸ pek güzel bir eser “Karaman’a hasretliÄŸim.â€? Yazarı Kamil UÄŸurlu’yu ve Karaman Belediyesi’ni can ü gönülden tebrik ediyorum.
Haydi bakalım şehir yazarları, yaşadığınız beldeler, sizin kaleminizle keşfedilmeyi bekliyor.
İlgili olabilecek yazılar:
- Nerede şehir merkezli siyaset? Muhalefetin mahalli seçim taktiği üç aşağı beş yukarı belli oldu:...
- Kuyudan çıkarılan Çankırı kitapları Mahalli olanı ıskalayan ve kültüre ‘total’ bir inÅŸa gibi bakan...
- Yeni bir ÅŸehir efsanesi ortaya atıyorum! Eski zamanlar iyiydi. Hayatın mâkul bir ritmi vardı. Amerika’da doktora...
Ahmet Turan Alkan - 6 AÄŸustos 2007
Kaynak: http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=28090
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.
-
oıjj
-
http://weeeeb oıjj


