Bu ‘ilk’in arkası gelirse…
Sahadaki takımlardan birinin 11 yerli oyuncu ile mücadele etmesi baÅŸlangıçta dikkatimi çekmedi ama ikinci devrenin ortalarına doÄŸru, öteki takımda tam sekiz yabancının varlığını fark edince, “futbol tarihimizde bu bir ilktir” diye kaleme kağıda sarılıp liste yapmaya koyuldum.
Emin olmak istiyordum. Önce Galatasaray onbirinde yabancı olup olmadığını gözden geçirdim, sıra Fenerbahçe’ye gelince yerli oyuncuları saymak yetti; topu topu üç taneydiler: Gökhan, Volkan ve Selçuk! Spor tarihçileri ve istatistik uzmanlarına soruyorum; daha önce iki Türk takımı arasında yapılan bir müsabakada, böyle bir durumla karşılaşılmış mıdır: Takımlardan biri 8 yabancı ile mücadele ederken, ötekinin yabancısız onbirle sahaya çıktığı hiç görülmüş müdür?
Zannımca bu bir ilktir; elbette ÅŸimdi, “oynayanların ikisi Türk vatandaşıydı, onları yabancıdan saymamak gerek” itirazları yükselecek. VatandaÅŸlık Kanunu’na göre bu iki TC vatandaşına “yabancı” demenin en azından hukuki nezaketle baÄŸdaÅŸmayacağı açıktır fakat kendimizi aldatmayalım.
Bu iÅŸler benim paÅŸa keyfime kalsa, yabancı sayısını üçle sınırlandırırdım; sadece üç. Burada 5+1 uygulamasına bile burun kıvırırken, federasyonun giderayak yabancı sayısını 6+2′ye çıkarması bana göre çılgınca bir intikam hamlesidir: “Bana yâr olmayanı, baÅŸkalarına da yâr etmem” diyerek sevdiÄŸi kızı vuran mecnûn davranışıdır bu. Neticesi, vatandaÅŸlık hüllesi ile sahaya çıkan 8 yabancı ve kenarda, onlardan birinin yerini almak için takım arkadaşının sakatlanmasını bekleyen bizim çocuklardan müteÅŸekkil bir yedek kulübesi.
Kupa maçının sonucuyla alakadar deÄŸilim; sözü, “gördünüz iÅŸte, yerliler, yabancılardan daha iyi oynadı”ya getirmeye de niyetim yok ama bu gidiÅŸle günün birinde “Türk futbolu” diye bir ÅŸeyden -bir karakterden, ekolden, üslûptan- bahsetmeye imkân kalmayacak.
Anladık futbol global bir oyun, anladık Avrupa’nın kalantor takımlarında yerli oyuncuların durumu bizimkilerden daha fecîdir ama nihai tahlilde iÅŸin tadını kaçırmayalım: Fenerbahçe bir Türk takımıdır ve öyle kalmalıdır, uluslararası bir firma deÄŸil; kaldı ki uluslararası firmaların bile neticede bir merkezleri, bir milli aidiyetleri var. Yarın bir gün onbir futbolcunun sırtına geçirilmiÅŸ -diyelim ki BeÅŸiktaÅŸ- forması ile sahaya çıkan, baÅŸarı kazanan bir ekibin baÅŸarısı ne anlama gelecek? “Arma-forma” edebiyatı beni tatmin etmez; ille de bizim çocukların sayıca galebe ettiÄŸi bir ekipten yanadır gönlüm.
Seçilecek yeni federasyon, ilk iÅŸ olarak yabancı sayısını kararında tutan bir uygulamaya gitmelidir; aksi takdirde “iddaa” ediyorum; üç vakit mi desem, beÅŸ vakit mi desem, sırf “iddaa” yüzünden ecnebi ligleriyle fazlaca aÅŸna-fiÅŸne olmaya baÅŸlayan yerli futbolseverlerin, kendi liginden sıdkı sıyrılır gider.
İlgili olabilecek yazılar:
- Kamera krizinin perde arkası -Deniz Bey, bazı önemli konularda size danışacağım şeyler var; önce...
- ‘MaÄŸlubiyet kültürü’ açılımı! “Gol ofsayttı, hakemin başı yarıldı” filan gibi ayrıntıları geçiyorum; bir...
Ahmet Turan Alkan - 7 Åžubat 2008
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=648872
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.
-
http://muratcorlu.com Murat Çorlu
-
hüseyin sungur
-
hüseyin sungur


