Biz “böyle” miyiz?
Türkiye’de öyle mahfiller var ki, dindar bir Mûsevi veya Hıristiyan, bu mahfillerde dindar bir Müslüman’dan daha fazla saygı ve itibar görür; buna mukabil insanî vasıflarına bakmaksızın her nevi gayrimüslimi istihkârla gören mahfiller de yok deÄŸil.
Demek ki “din”in inanç olmakla kalmayıp hayata ve davranışlara aksettiÄŸi yer ârızalıdır. Evvela “din kültürü” diye bir kavram var; bu, din vâkıâsını sadece İslâm’la tahdid etmeyip, bütün inançları tanımayı ve hatta anlamayı gerektiren bir kültür vizyonudur; teknoloji kültürü, spor kültürü, siyaset kültürü vb. gibi. Bir Müslüman diÄŸer dinler hakkında bilgi ve anlayış sahibi olmazsa âhireti berbâd olur mu? O kadar teferruatı bilemem, bildiÄŸim kadarıyla “din kültürü” “yani mukayese nirengileri” eksikliÄŸi halinde İslâm’ı lâyıkıyla algılamanın güç, hatta imkânsız olduÄŸunu düşünüyorum. Buna ilâveten bir de “dinin kültürü”, yani İslâm kültürü diye bir kavram var ki, İslâm’ın kendisi, tatbikatı ve bunların tarih içindeki yansımaları hakkında bilinmesi gereken her ÅŸeyi ihtivâ ediyor. Din kültürü ve İslâm kültürü, bir Müslüman’ın kendisini yeryüzünde inanç ve zihin bakımından istikametlendirmesi için son derece elzemdir.
BaÅŸkalarında kusur aramayı sonraya bırakıp kendimizi tenkid etmeyi deneyelim: Kimsenin itikatta kazandığı rütbeyi deÄŸerlendiremeyiz; ama bir Müslüman’ın taşıması gereken vasıflar, davranışlar ve görüntüler hakkında kimsenin itiraz edemeyeceÄŸi bazı dış kıstaslar koymak kabildir; temizlik konusunu ele alalım: İmkân var ise her sabah banyo yapmak, tırnak kesimine, dış fırçalamaya, saç ve sakal tıraşına itina etmek, temiz iç çamaşırı ve elbiseler giymek gibi lâzımelere kim itiraz edebilir? Harici temizliÄŸin üstüne ilâve etmek gereken incelikler de var; zevk sahibi olmak, giyimde âhenkli bir üslûp tutturmak, yerken ve içerken âdâba uygun davranmak hem dinî birer vecîbe, hem de dünyanın her yerinde kiÅŸiye ilk lâhzada itibar kazandıracak sıradan gerekliliklerdir. Bu vasıflara bir de herkese karşı güler yüzlü, nâzik, anlayışlı, sabırlı ve terbiyeli olmak, öfke ve sevinci denetim altında tutmak, misafirperver olmak, ölçü ve tartıda hakkaniyete riayet etmek, her gün yaÅŸadığımız ve çalıştığımız mekânları temiz ve düzenli tutmak gibi nitelikleri ilâve ediniz, ortaya çıkan manzara nedir? Ortaya çıkan manzara bir Müslüman’ın “itikad bir yana” evvelemirde gömlek gibi üzerinde bulundurması gereken “tabii” vasıflardır. Müslüman, toplum hayatında bu gibi nitelikleriyle tanınmalı, çevresindekilere itimad telkin etmeli, her hâl ü kârda elinden ve dilinden baÅŸkalarının zarar görmediÄŸi, tam aksine beraber olmaktan zevk alınan bir kimse olmalıdır.
“Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya” mısraı, taşıdığı nisbî doÄŸrular yanında kendisini Müslüman sayanları eziklik psikolojisine sevk etmesi bakımından faydadan ziyade zarar doÄŸurmuÅŸtur. Müslümanlığın rejimle inatlaÅŸtığı yüksek hararet noktaları yok deÄŸildir; ama Müslümanların “Müslüman” kimliÄŸini, sadece eziklik psikolojisinin bayrağı haline getirmiÅŸ oldukları da bir baÅŸka doÄŸrudur; İslâm’ın bir inat ve direniÅŸ doktrini ÅŸeklinde yorumlanmasından çok evvel ÅŸu basit ÅŸekil ÅŸartlarına ne kadar itaat ettiÄŸimize bir bakmalıydık. Haydi doÄŸruyu konuÅŸalım: Müslümanların gerek “din”, gerek “İslâm kültürü” birikimleri maalesef sığdır; Kur’an kursundan, camii imamından öğrenilmiÅŸ “ki bu bilginin önemini küçümsüyor deÄŸilim” basit âmentü bilgilerinin üstüne, bir ömür boyunca hiçbir ÅŸey koymadan çene kapayanlarımız az mıdır? İmam”hatipler, bilgili, muasır dünyanın suallerine cevap vermeye muktedir; ama dindar insan yetiÅŸtirme arzusunun ifâdesiydi; bu projenin istenen vasıfta insan yetiÅŸtirip yetiÅŸtirmediÄŸi meselesi hakkıyla tenkid edilmiÅŸ midir? Ben bu konuda bir otokritik gayreti görmedim; İHL’lerin kadük hale getirilmesine öfke duymak baÅŸka, otokritik çok baÅŸka bir ÅŸey!
Mâbedlerimize bir de tenkidçi nazarla bakmayı denedik mi? Mescidlerimiz temiz mi, gönül açan, huzur veren, insanı tefekküre sevk eden mekânlar mı? 21. asrın eÅŸiÄŸinde olduÄŸumuz ÅŸu günlerde Türkiye Müslümanlarının hâlâ ayakkabılık ve abdesthane meselesi gibi iki basit probleme cevap üretemeyiÅŸlerinin anlamı nedir? Câmilerimiz, Müslümanların “öz yurdunda garipsin” ezikliÄŸinin yol açtığı, etrafına meydan okuyacak kadar iri ve yüksek, gayri sıhhî, kirli, ÅŸatafat isterisine maÄŸlup olmuÅŸ protest mekânlar olmaktan kurtarılmalı deÄŸil midir?
Bu iklime dahil olmayanlar bakımından Türkiye’de İslâm ve Müslüman imajı, iÅŸte bu kaynaklardan beslenerek kanaat haline geliyor; “Gayri millî mihrak ve medya çevreleri”nin önyargılı tutumlarını bir an yok farz ediniz; ÅŸu görüntü bize yakışıyor mu?
Meselenin bir de siyasî temsil vechesi var ki, el’an kanayan bir yaradır; otuz yıllık “İslâmî siyaset” geleneÄŸinin bugün vardığı merhaleye bakalım; eziklik haletinin köpürttüğü öfke üzerine binâ edilmiÅŸ cılız, dayanıksız, yer yer çocukça projeler ve buna ilâveten saÄŸlamlığından asla şüphe duyulmayan bir “mâsum lider” mitosu. İnsaf, siyasette kalite bir ÅŸey varsa, otuz senede ibrâz edilen kalite bundan ibaret mi olmalıydı? Siyasette din motifini bu kadar nobranca kullanmış olmanın acı neticeleri ne zaman fark edilecek?
Biz bu muyuz; böyle miyiz, bundan ibaret miyiz?
Büyük lâflar kenarda dursun; küçük ayrıntıları dikkate alarak ve önemseyerek bir iç tenkid yapmaya kimin cesareti varsa tartışmalıdır; hemen şimdi! Kendi rejiminden âcizlik getirerek büyük dâvâların hallini, muhayyel bir AB ortaklığı vâdesine erteleyenlerin acelesi olmayabilir; ama hakikate saygısı olanlar için gün bu gündür!..
İlgili olabilecek yazılar:
- “Devlet tekniÄŸi”nin acemisi miyiz? Prof. Dr. Mahir Kaynak’ın dünkü yazısı, fikri analiz ihtiyacında olanlar...
- Biz Türkler ciddi bir millet miyiz? Vesikalıklarımıza dikkat ettiniz mi? O âna kadar aklımızdan geçmeyen bir...
- Abartıların ardına gizlenen biz miyiz? Abartı, sadece ontolojik zemini değil, kişinin epistemolojik (bilgi felsefesi) kavrayışını...
- Modern teknolojinin taş devrinde miyiz? Modernizme karşı tepkimizi hiç bir zaman teknolojiyi reddetmek suretiyle ifade...
Ahmet Turan Alkan - 17 Temmuz 2000
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2000/07/17/yazarlar/AhmetTuranALKAN.htm
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


