BaÅŸka borsalar!
Britannica’nın tarifi aynen şöyle: “Sayı, ölçü veya ağırlıklarına göre belirlenebilen mislî eÅŸyanın, devletin müsaade ve kontrolü altında ve özel hukuk kuralları çerçevesinde alınıp satıldığı, ticarete mahsus yer”. Mislî’den kasıt “fiyatta büyük bir fark olmadan benzeri bulunabilen” demek.
Yani rekabete açık, emtia cinsinden deÄŸerlerin alınıp satıldığı yer anlamına geliyor borsa. Türkiye, borsa fikrine tamamen yabancı deÄŸil; 1873′te “Dersaadet Tahvilat Borsası” kurulmuÅŸ; daha evvel aynı fonksiyonu Loncalar kısmen yerine getiriyor fakat İMKB adıyla tanınan borsanın Türkiye’nin tansiyonunu tayin eden merci haline gelmesi o kadar uzaklara gitmiyor; topu topu on yıllık bir hadise.
Sadede gelelim; Türkiye’de ne akl-ı selim, ne kamuoyu, ne de fıkhî tabirle “icmâ-yı ümmet” dediÄŸimiz kıstaslar ÅŸu İMKB kadar müessiriyet ve itibar kazanamadı. Bir bakanın, bir baÅŸbakanın öfke veya psikolojik panik halinde söylediÄŸi sözler, ÅŸu bizim meÅŸhur borsanın anında tepki vermesine yol açabiliyor; tamamen aynı konuda yazılmış kitapların, ilmî izahların ve hatta kamuoyu baskısının borsada beÅŸ paralık “in’ikas” uyandırmayışını neyle izah edeceÄŸiz? Bu haliyle İMKB, kanser veya verem gibi derin illetlerden ziyade basit yürek çarpıntılarına karşı hassas bir sismografa benzetilebilir. İMKB, sadece belli sayıdaki siyasi ve iktisadi aktörün moral vaziyetine endeksli haliyle bizim için lüks kalıyor; meselâ bir dekanın Kur’an dersinde piyanoyla millî marÅŸ öğretmeye kalkışması veya yargı erkini temsil eden bir yüksek bürokratın yasama niteliÄŸinde beyanatlar vermesi veya bir bakanın CumhurbaÅŸkanı’na anayasa fırlatması veya devletin kendi hapishanelerine Estergon Kal’ası’na girer gibi nice zayiat uÄŸruna duhûle kalkışması İMKB endekslerinin duyarlık alanına girmiyor. Bir milletvekilinin cumhurbaÅŸkanlığına adaylığını koyan bir baÅŸka milletvekilini dövmeye kalkışması, bir bakanlıkta çalışan yüksek bürokratların yolsuzluk ithamı sebebiyle neredeyse kaafile halinde hakim karşısına çıkarılması, polisin görevli olduÄŸu mahallerde jandarmanın operasyonlar sürdürmesi, askeri mahkemelerin düşünce suçlarını yargılaması hatta pek belirgin bir iktisadi anlam taşıması gereken bürokrat-siyasetçi-iÅŸadamı iÅŸbirliÄŸi ile bazı bankaların güpegündüz soyulması bile İMKB’nin kılını kıpırdatmıyor ama yabancı sermayedarları ürkütebilecek en küçük bir kıpırtı, İMKB endekslerinde vahÅŸi sıçrayışlarla yankılanıyor ve her endeks kıpırtısı, toplumun tamamına yönelik bir zarar olarak hesaba geçiyor.
Bizim baÅŸka borsalarımız da olmalıydı ve İMKB endeksleri, bu borsaların endeksleriyle paralel iÅŸleyebilmeliydi: Mesela hükümetin güvenilirliÄŸini ve meÅŸruiyetini saat başı yansıtan bir “Siyasi DoÄŸrular Borsası”, meselâ milletin genel kanaatlerini günü gününe muktedirlerin burnuna dayayan bir “Toplumsal DeÄŸerler Borsası”, meselâ kimsenin yaptığını kâr bırakmamak esasına dayalı bir “Milletlerarası Ahlâk Borsası” vesaire.
Birlikte yaşamak için son derece gerekli esasların tahtaya yazıldığı bir borsamız yok. Toplumsal dirlik ve düzenliğimizi ihlâl eden hadiseleri, şahısları, yanlışları ve doğruları anında değerlendirecek bir ödül-ceza mekanizmasından mahrumuz. Beş senede bir tekrarlanan seçimlerde alınan vekalet, beş yıl boyunca işlenen şenaat ve ahmaklıkların yükünü ölçmek ve tartmak hassasiyetinden uzak. 70 milyon kişilik bir topluluğun kanaatleri, İMKB endekslerini kımıldatan duyargalar kadar kıymet-i harbiye ifade edemiyor.
Liberal Demokrat Parti’nin “yayınlanmış en iyi yalaka haber ve yorum” konusunda açtığı yarışmayı, bir anlamda “kendi borsanı kendin inÅŸa et” teÅŸebbüsünün ilk adımı olarak görüyor ve destekliyorum; biz önemini fark edinceye kadar hiç kimse bizim deÄŸer yargılarımıza kıymet-i harbiye atfetmeyecektir. Bir topluluÄŸun millet haline gelmesi, ÅŸarkıyla, marÅŸla, nutukla deÄŸil ancak kendi deÄŸerlerinin borsasını inÅŸasıyla mümkün olur.
Bu teÅŸebbüs LDP’nin medyada sütun bulma gayretleri çerçevesinde deÄŸerlendirilemeyecek kadar önemli göründü bana: Okuyucularımdan bu “en iyi yalaka haber” yarışmasına katılmalarını rica ediyor (yarisma@ldp.org.tr) ve neticeyi merakla bekliyorum; bakarsınız neticede bu toplum kendi borsasını inÅŸa etmenin yolunu öğreniverir.
İlgili olabilecek yazılar:
- Nâzım’ı geçelim; baÅŸka kim var? Sol’un Nazım Hikmet romantizmi yine ayyuka çıktı. Bir yerde tabii...
- “Özerk Üniversite”yi gördük; baÅŸka bir ÅŸarkı lütfen! “İstanbul Üniversitesi öğrencileri, üniversite kampüsünde mahkemenin polise verdiÄŸi sınırsız arama...
- BaÅŸka gezegen yok arkadaÅŸlar! Stephen Hawking demiÅŸ ki, “Dünya artık tehlikeli bir gezegen oldu,...
- Bir baÅŸka pencereden “Mülkiye” hatıraları Aslında resim yapmak istiyordum; akademi imtihanlarına girecek kadar puanım vadı...
- Hart Vakası ve Åžeyh EÅŸref hadisesi hakkında bir baÅŸka yaklaşım Zeki KadirbeyoÄŸlu, 1919 yılının son aylarında memleketi Gümüşhane’dedir ve son...
Ahmet Turan Alkan - 4 Haziran 2001
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2001/06/04/yazarlar/AhmetTuranALKAN.htm
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


