Babam saÄŸolsun!
Yorumun gereksiz kaldığı haller vardır; hadisenin kendisi, yoruma ihtiyaç bırakmayacak kadar berraktır çünkü. Bu yüzden bugün Danıştay’ın son kararını irdelemek yerine dünkü Hürriyet’te yayınlanan Nur Batur haberinden uzun alıntılar yapmakla yetineceÄŸim.
***
Haberin baÅŸlığı şöyle; “Kürsüde aç pazarda tak kabul edilemez”
Ve şöyle devam ediyor:
“YÖK BaÅŸkanı Prof. ErdoÄŸan Teziç’le konuÅŸtum. Teziç, hukuki açıdan haklı çıkmanın rahatlığı içindeydi. ‘Bir kör dövüşü içinde bir kapı açmaya çalıştılar. Yargı yakaladı.’ diye söze baÅŸladı ve ‘Hukuki açıdan yol kesildi. Artık hukuku zorlamamaları lazım.’ diye ekledi.
Peki 3 Åžubat’ta baÅŸlayan baÅŸvurular ne olacak? Teziç, ‘Hiçbir anlamı yok. Duracak.’ dedi.
(…)
Anaokulu öğretmeninin sokakta türban takmasına karşı çıkan karara gelince. Belki bu, imam hatip kararından da önemli. Peki bu karar kamusal alan kavramını genişletmiyor mu? Sokakta türban takan bir kadına müdahale imkanı yaratmıyor mu?
‘Hem evet hem de hayır.’
Teziç, önce temel bir kamusal alan tanımı yapıyor:
‘Yolda yürüyorsunuz. Tesettürlü bir kadınsınız. Polis sizi tanımakta güçlük çekiyorum dediÄŸi zaman yüzünüzü açmak zorundasınız. Sizi tanımakta güçlük çekiyorum dediÄŸi anda orası kamusallaşır.’
Eviniz olsa bile mi? ‘Evet’ diyor Teziç ve ekliyor:
‘Ama polis teÅŸekkür ederim deyip gittikten sonra yine özel alan olur.’
Ya anaokulunda görev yapan öğretmen? Danıştay, neden sokakta taktığı türbana karışıyor?
‘Laik demokratik cumhuriyette kamusal hizmet bir kiÅŸinin tarafsız kimliÄŸini yansıtır. Dini ve siyasi sembol taşımasını engeller.’
Özel hayatında da mı? ‘Evet’ diyor Teziç ve daha da çarpıcı konuÅŸuyor:
‘Bir yargıç kürsüde başı açık olup, pazara türbanlı gidemez. Bu benim inanç alanım, özgür alanım diyemez. Anayasa Mahkemesi baÅŸkanımızı pazarda türbanlı görmek devleti sarsar. Bir öğretmen de okulda başı açık, pazara çıkınca türbanlı olamaz.’
Teziç’ten çarpıcı bir tahlil daha: ‘Çocuk, kadınlığından utanarak türban takan öğretmenini görüp, acaba annem ayıp mı yapıyor, diye sormaya baÅŸlar.’
İnanca dayalı deÄŸerler mi daha kutsal? Yoksa laik demokratik cumhuriyetin oluÅŸturduÄŸu temel ilkeler ve hukuk düzeni mi? Teziç, ‘Tabii ki, inanca dayalı deÄŸerler kutsaldır.’ diyor. Ama hiç tereddüt etmeden de ekliyor:
‘Onun kadar kutsal olan, kamu görevlileri için kamunun yarattığı hukuk düzenidir. Sokaktaki insan ‘benim kamu görevlilerim ayrım yapmaz’ diyebilmelidir. Cumhuriyeti içtenlikle taşımak gerekiyor.’
İşte türban ve imam hatip kavgasında geldiÄŸimiz son nokta bu.”
***
Evet, yorum yapmayacağım; sadece hayret etmek hakkımı kullanmakla yetiniyorum. Nur Batur’a, yaptığı güzel habercilikten ötürü teÅŸekkürlerimi sunuyorum. YÖK BaÅŸkanı Sayın Teziç’e de bu derece açık konuÅŸtuÄŸu ve anayasa hukuku konusundaki birikimlerini bu derece berrak ve anlaşılır bir üslupla kamuoyuyla paylaÅŸma inceliÄŸi gösterdiÄŸi için şükran duyuyorum.
Diyeceksiniz ki, böyle yazarlığı babam da yapar; ben de aynı fikirdeyim zaten: Babam sağolsun!
İlgili olabilecek yazılar:
- Deniz seviyesi! 1-”Türban sorununun ekseriyet-i azimenin mutabakatı ile çözüme kavuÅŸturulması gerekir; bu...
- Tos! Başörtüsü yasağı konusunda ne derece etkili bir kafa karışıklığı yaratıldığını...
- Fetevâ-yı asriyye Eveet, değerli hocamızla yine bir sorun söyleyim programında baş başayız;...
- Kutsalları tokuÅŸturmayalım! YÖK BaÅŸkanı Prof. Dr. ErdoÄŸan Teziç’in, “Bumin, başörtüsü konusundaki kutsal...
Ahmet Turan Alkan - 11 Åžubat 2006
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&alt=yazarlar&trh=20060211&hn=255285
Bu yazıyı yazdır
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


